Asparagas nedir?
Kelime kökeni: İngilizce isimdir.
Şişirme haber, abartılmış haber, uydurma.
Masa başında uydurulup gerçekmiş gibi yayımlanan yalan haber.
Cümle içinde kullanımı:’Hafta sonu çıkan tüm haberlerin hepsi asparagas ve saçma.’
Asparagas nedir?
Kelime kökeni: İngilizce isimdir.
Şişirme haber, abartılmış haber, uydurma.
Masa başında uydurulup gerçekmiş gibi yayımlanan yalan haber.
Cümle içinde kullanımı:’Hafta sonu çıkan tüm haberlerin hepsi asparagas ve saçma.’
Antetli nedir?
Kelime kökeni: Fransızca sıfattır.
Başlıklı, başlığı olan.
üzerinde antet bulunan, anteti olan.
Kelime kökeni:’Önce içeriği son anteti bulun dediler.’
Angarya nedir?
Kelime kökeni: Rumca isimdir.
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenme.
Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet.
Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması.
Olağanüstü durumlarda veya sıkı yönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması.
Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş.
Ücretsiz iş, usanç verici.
Cümle içinde kullanımı:’Kendi çocukları olduğu için onu dükkanda angarya çalıştırıyorlardı.’
Aleyhtar nedir?
Kelime kökeni: Arapça sıfattır.
Karşı olan, karşı çıkan.
Cümle içinde kullanımı:’Bu evliliğe başından beri aleyhtar idi, hiç istememişti evlenmelerini.’
Ahize nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.
Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren alet.
Almaç, alıcı, alan, alıcı gereç.
Cümle içinde kullanımı:’Geceleri geçer ahizenin başına saatlerce konuşurdu.’
Japon yazar Haruki Murakami Türkiye de olduğu kadar Dünya ülkelerinde de çok okunan yazarlardan birisi. Yazdığı kitaplar ellinin üstünde dile çevrilirken, mütevazı bir hayat yaşayan Haruki Murakami’nin bilinmeyen yönlerine bir bakmaya ne dersiniz?
Bu yazımızda dünyaca ünlü yazar Haruki Murakami’nin yazarlıkla bağdaştıramayacağınız ilginç hayatından kareler bulacaksınız.
1. Beyzbol maçı izlerken birden yazma fikrine kapılmıştır.

1978 Nisanın da Jingu Stadyumdaki beyzbol maçını izlerken yazma isteğini kabardığını hissederek, hemen akşamınd roman yazmaya başlıyor. Hatta bir röportajında bu konuyla alakalı “Nedenini bilmiyorum. Sanırım beyzbol maçı izlerken bir aydınlanma yaşadım” demiştir.
2. Caz Kulübü işletmeciliği yaptı.

Her kitabında mutlaka müzik ile ilgili dokunuşlar bulunduran Haruki Murakami, yazarlığa başlamadan önce karısıyla birlikte bir caz bar işletti. Barın ismi ise “Peter Cat” idi.
3. Çeviri yapmasına rağmen kendi kitaplarını asla çevirmedi.

Yıllar içinde başka kitapların çevirilerini yapan yazar, kendi kitaplarını çevirmeyi denememiştir. İngilizceden Japonca çeviriler yapmasına karşın kendi eserlerini başka çevirmenlere emanet etmiştir.
4. İyi bir koşucu olarak sportif bir yazar

Her gün koşmaya özen gösteren yazar, her yıl mutlaka ultra maratona katılarak koşmaya devam ediyor.
5. Haruki Muraki’nin hayatına dair en ilginç yönü ise kabusları!

Yazarın yemek konulu rüyaları öyle tuhaf ve korkutucu ki, bir kaç sene devam eden bu kabuslar bir çok insan tarafından da biliniyor. Kabuslarında yılan etinden yapılma yemekler, içi panda dolu pilavlar, tırtıldan yapılma pastalar gibi değişik versiyonları varmış.
Sarnıç nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Yağmur sularının biriktirildiği üstü kapalı yapı.
Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu.
Akaryakıt gemilerinde içine petrol konan bölmelerden her biri.
Cümle içinde kullanımı:’Yağmurun en çok yağdığı yerlere sarnıç kurdular çünkü doğal kaynak olsun diye.’
İkbal nedir?
Kelime kökeni: Arapça isimdir.
Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu.
Odalık, istek, arzu, birine bakacak şekilde dönme, bir şeye yönelim, bahtlı, saadetli, teveccüh etmek, kabul etmek, talih, refah, mutluluk.
Cümle içinde kullanımı:’O çalışarak bu ikbale ulaştı.’
Evlek nedir?
Kelime kökeni: Rumca isimdir.
Tarlanın, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri.
Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.
Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu.
On liralık kağıt para.
Kanal, ark.
Cümle içinde kullanımı:’Mirastan ona düşen pay evlek sadece.’
Gül ıtırıyla selamlar sabahı, şair yaratır… Öyle seveceksin ki kelimeleri, yalnız senin için raks edecekler. Kelimeler de bütün sevgiler gibi kıskanç. Senin olmalarını istiyorsan, onların olacaksın; yalnız olacaksın.
Cemil Meriç’ diyen üstadımız gibi bizde sizler için, usta kalemlerden kültleşmiş şiirleri derledik.
7 özel adamdan 7 özel şiirle aşka olan bakış açınız bir hayli değişecek, onların naif duygularında kendinizden muhakkak bir parça bulacaksınız.
Saçların omuzlarından aksın

NECİP FAZIL KISAKÜREL – Saçların
Mermer üzerinden geçen su gibi
İçinde ezgin bir his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi
Saç tel tel örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi
Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerle bayılır saçın
Bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi

CEMAL SÜREYA – Sevgilim Bir Günün
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrediğimi?
Geldiğimi?
Gittiğimi
Hadi!

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN – Sevi
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…

ATAOL BEHRAMOĞLU – Aşk İki Kişiliktir
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

AHMET MUHİP DIRANAS – Serenad
Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana.
Tozlu yollardan geçtiğim uzak
iklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin yasemin, karanfil, zambak…
Bir kuş sesi gelir dudaklarından
Gözlerin gönlümde açar nergisler,
Düşen bin öpüştür yanaklarından
Mor akasyalarla ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi..
Geçiyorum mevsim gibi kapından,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ

METİN ALTIOK – Sevmiyorum Seni
Şimdi benim buzdan bir döşekte
Üç büklüm olmuş zavallı sevdam,
Üşüyorsa ölesiye yalnızlıktan;
Bil ki senin hep böyle güvensiz,
Yaşamdan korkar oluşundan.
İşte bunun için sevmiyorum seni.
Şimdi benim bir han avlusunda
Hiç bitmeyecek umutsuz kavgam,
Soluyorsa başı önde yorgunluktan;
Bil ki senin hep böyle umarsız,
Yarını göze alamayışından.
İşte bunun için sevmiycem seni.

YILMAZ ERDOĞAN – Sana Bakmak
her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.
bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok