Halay Cümlesiyle Test Kitabına Giren Mahmut Tuncer; Öğrenci Beni Görünce Sevinir

Özel bir yayın evinin yayımladığı kitaba Halay cümlesiyle giren Mahmut Tuncer, bir çok iki tarafından eleştirilmişti. Ünlü türkücü sosyal medya üzerinden yapılan yorumlara karşı sessizliğini bozarak, “Öğrenciler beni görünce sevinir” dedi.

Mantık test kitabında yer alan “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür.  Halay ise her yere” cümlesiyle sosyal paylaşım platformlarında alay konusu olmuştu.  Yıllardır ekran karşısında eğlenceli kişiliği ile tanınan ünlü türkücü Mahmut Tuncer, alaylı yorumlar karşısında sessizliğini bozdu.

“Bizim sanatımızın dışında espritüel kişiliğimiz ön plandadır.”

Milli Eğitim Bakanlığın ders kitabında Halay cümlesiyle yer aldığı iddia edilen Tuncer, sosyal medyada tepkileri üstüne çekmişti.  Türkücünün meşhur sözünün Milli Eğitim Bakanlığına ait ders kitabında değil, özel bir yayın evinin bastığı mantık test kitabında yer aldığı ortaya çıktı. Olay sonrasına okların kendisine çevrilmesiyle Mahmut Tuncer, Atilla Güner ile Akşam Postası’na açıklamalarda bulundu.

Ben onu yıllar önce söyledim. Bizim sanatımızın dışında espritüel kişiliğimiz ön plandadır. Bizim birçok laflarımız olmuştu ama en çok gündemde kalan bu söz oldu. Halay birleştirici, konuşturucu, seviştirici yani sevecen, kardeşlik sembolü, küsleri barıştıran, erkekle kadın eşitliğini gösteren bir oyundur.

Kitabın basımından haberi olmayan Tuncer, ders kitapları sıkıcıdır güzel bir şey koymuşlar ne var bunda diyerek sözlerini sürdürdü.  Yapılan alaylı yorumlara kızgınlık göstermeyen Tuncer, işin içine espri katarak konuşmasını şu sözleriyle sonlandırdı.

Biz insanlara hoş gelen bir şeyiz. Öğrenci açıp beni görünce sevinir. Hocalar size sınava tabi tutuyorum Mahmut Tuncer burada ne demiş diye sınava tabi mi tutacak? Çocuklar espriyi görüp gülsünler dersten biraz uzaklaşsınlar diye… Hem benim dediğim doğru mantık ancak A noktasından B noktasına götürür başka nereye götürecek ki?”

Güneş Yine Iskalayacak

Güneş Yine Iskalayacak

Bu gece kapımı çalacaklar!

Dar bir yanda sıkıştıracaklar nefsimi, durakladığım her bir an için sorguya çekileceğim.  İçtiğim şarap burnumdan gelirken, üstüme düşen dumanın ortasında gözlerimi kısacağım.

Zorla kelimelerimi alacaklar.   Sakladığım fikirler teker teker ortaya çıkarken, sadece bir anlığına gündeme oturacağım.  Yamadığım düşüncelerimin hesabını veremeyecek kadar kâfir olduğumu öğrenecekler.

Karanlık niyetlerinin göstermelik günah keçisi ilan edileceğim.  Ensemden ayırmadıkları sopayla, alnımda biriken terimi çalacaklar.  Sisteme karşı gelen sözlerim beni ipe götürecek. Dostlarımın vefasızlığın da can çekişecek kadar vuracaklar ellerime.

Öldürmedikleri gibi yaşamama da izin vermeyecekler.

İnancımı zedelemekten geri durmayacaklar ama bilmiyorlar. Gırtlağım parçalansa da asla kendimi satmayacağımı görecekler.  Farklı ideolojilerin taraf tutmayan bölgesinde yalın ayak kalacağım, güneş yine ıskalayacak başımı.

Yıldızlarımı söndürecekler!

Ölüm tarihimden çok doğduğum talihsiz yılı soracaklar, ele vermeyeceğim hazin öykümü.  Gökyüzüne asılı kalan hayallerimi kurşuna dizecekler.  Kan damlayan gök kuşaklarıyla yenilgimi bir kez daha gazeteye verecekler.

Gülümsememi defnedecekler.

Işık almayan tecrit odalarında annemin bağrından çalacaklar çocukluğumu.  Düşünme özgürlüğü uğruna cellatlara teslim olacak beynim. Mantığa ve vicdana olan borcumu misliyle ruhumdan haraçla kesecekler…

-Semra Şenol

 

Türk Edebiyatının İlk Psikolojik Romanı; Eylül – Mehmet Rauf

Türk edebiyatımızın önemli isimlerinden biri olan Mehmet Rauf’un, ilk psikolojik roman olma onurunu taşıyan eseri Eylül 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilmiştir.  İlk defa kitap haliyle 1901 yılında basılan Eylül, ruhsal çözümlemeleri ve insanların psikolojik durumlarını irdelemesiyle oldukça başarılı bir eserdir.

Samimi ve sıcak duygulara yer veren yazar eserinde, İstanbul’un o dönemde nasıl göründüğünü, aile yaşantısının derinliklerini ve ruhsal durumlarını okuyucuya açık bir dille aktarmayı başarabilmiştir.

Suat ve Necip’in arasında geçen yasaklı aşkı tüm girdi ve çıktılarıyla inceleyen kitapta, bir kadın ve erkek arasında geçen dram anlatılmaktadır.  Süreyya beyle evli olan Suat, eşinin akrabası olan Necip’e aşık olmuştur.  Necip ve Suat arasında konuşulmayan, kelimelere dökülmeyen bir sevda filizlenirken ancak piyona çalarak birbirlerine yakın olabilmektedir.

Kitabın sonu hazin bir şekilde bittiğinde her iki aşık içinde bir gelecek kalmamıştır.

Eylül! Öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona minnettar olmak gerekliydi. Eylül esef ve özlem ayıdır, içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, insan o güzel havaların, devamlı yazın artık geçtiğini anlayıp esef eder ve özlem çeker.
(…) Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.

Bu büsbütün başka bir aşk… Onu, ele geçiremeyeceği, sahiplenemeyeceği için seviyordu, bakışı için, gülümseyişi için…

Ölümden başka hiçbir şey gerçek,
Hiçbir şey sonsuz değildi.

Bir gün kendisinin de ölme ihtimalini…Dünyada üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misfirliğin böyle dertli ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez sıkıntıları bulunduğunu düşündü…

Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum

 

Yaralı Hayvanlara Bakan Müdürün Görev Yeri Değiştirildi ve Maaşı Kesildi!

Rize’de görev yapan Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Rukiye Yılmaz’a, makam odasında yaralı hayvanların bakımını yaptığı ve iyileştirdiği gerekçesiyle şikayette bulunuldu.  Kokudan ve hayvanların varlığından şikayetçi olan kimseler nedeniyle müdür yardımcısına soruşturma açıldı.  İnceleme sonucunda müdür yardımcısının görev yeri değiştirilirken maaşından da 1/30 oranında kesintiye gidildi!

Hayvanseverliğiyle bilinen Rukiye Yılmaz anneleri ölmüş kedileri, yaralanmış ve bakıma muhtaç olan hayvanları makam odasında iyileştirerek sahiplendiriyordu. Makam odasını kulakları kesilmiş bir kediyle birlikte annesi ölmüş 3 kedi yavrusuna açan Yılmaz, odasını küçük bir barınağa dönüştürmüştü.

Tedavisi tamamlanan hayvanları sahiplendirerek birer yuva bulmalarını sağlayan Yılmaz, kurum iradesini zaafa uğratma gerekçesiyle ceza aldı.  Hayvanlardan ve kokudan rahatsız olan kişilerin şikayette bulunmasıyla hakkında inceleme başlatılan Müdür yardımcısının görev yeri değiştirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişlerinin hazırladıkları rapora göre disiplin kuruluna sevk edildi. Raporda yer alan ifadeler;

Makam odasında hayvan beslediği ve oluşan kötü kokudan dolayı yapılan şikayetler ile ilgili kurum müdürünün sorunu çözme amaçlı yazılı ve sözlü uyarılara rağmen uygulamasına ısrarcı davranarak, kendisi ile kurumdan hizmet alanların düşünce ve taleplerini hiçe saydığı ve önemsemediği düşüncesine neden olduğu, karşılıklı güven ve dayanışma ile olumlu iletişim kanallarını tıkadığı, amiri tarafından yapılan bütün iyi niyetli sözlü ve yazılı ikazlara rağmen bu emirlere kasıtlı olarak uymadığı, direnç gösterdiği, bu yaklaşımı ile kurum iradesini zaafa uğrattığı”

Görev yeri merkeze bağlı Karasu köyü Ortaokulu olarak belirlenirken maaşında 1/30 kesinti yapıldı.  Rukiye Yılmaz’ın üst disiplin kuruluna bulunduğu itirazda reddedildi.  Haksız yere cezalandırılması hakkında üzgün olduğunu belirten Yılmaz, keyfi bir durum olmadığını sosyal sorumluluğunu yerine getirdiğini dile getirdi.

Masumane bir sebepten ceza almaktan onur duyduğunu belirten Rukiye Yılmaz, fedakarlık gerektiren projesinden pişman olmadığını belirtti.

 “15 yıllık memuriyet hayatım boyunca olumlu sicillerim, ödüllerim bulunmasına ve hiçbir soruşturma geçirmiş olmamama rağmen ceza indirimine dahi gidilmedi. Benim yıllardır okullarımda yaptığım bu çalışma keyfi bir durum değil, sosyal sorumluluk projesidir. Ben hayvanlarla teması, paylaşımı hep eğitimin bir parçası olarak gördüm. Görev yaptığım okullarda çalışan öğretmenlerin birçoğu, öğrencilerini hayvanların yanına ziyarete getirmiş hatta zaman zaman sağlıklı ve aşılı hayvanları sınıflarına götürerek farkındalık oluşturmuşlardır. Bu ulusal proje niteliğinde bir çalışmadır.”

“Böyle olsa da sokak hayvanları için mücadelem devam edecek. Ben sokak hayvanları konusunda farkındalık oluşturmak ve bu vesileyle çocuklarımızda ve yetişkinlerde sevgi, hoşgörü, merhamet, empati, paylaşım duygularını canlı tutma çalışmalarıma ara vermeden devam ediyorum. Ben öğretmen vakarına yakışmayacak bir davranışta bulunmadım, hiçbir öğrencimin hakkına girmedim, hırsızlık yapmadım. Böyle masumane bir sebepten ceza almaktan ancak gurur duyarım. Güzellikleri paylaşmanın bir bedeli olacaksa, bundan sonra da ödemeye hazırım” dedi.

 

Dördüncü Kez Kansere Yakalanan Neslican Tay, Yoğun Bakıma Kaldırıldı!

Kansere açtığı savaşıyla tüm Türkiye’nin tanıdığı ve savaşına tanıklık ettiği  Neslican Tay yoğun bakıma kaldırıldı.  Yıllardır kansere verdiği mücadele sonucu bir bacağını kaybeden, buna rağmen her zaman gülümsemesiyle dimdik duran genç kızın yoğun bakıma kaldırıldığı haberi sabah saatlerinde verildi.

Ünlülerde başta olmak üzere bir çok kişi Neslican’ın iyileşmesi için iyi dileklerini sosyal medya mecralarında, adıyla açtıkları kampanya da paylaştı.

2018 yılında bacağındaki tümör nedeniyle bacağını diz altından kaybetmek zorunda kalmıştı.  Genç kız 3 kez kanseri yenerek, bir çok kanser hastasına umut olurken, yaptığı paylaşımlarda kanseri yeneceği inancını sürekli olarak tazeliyordu.

İnstagram hesabından 7 Eylül’de yaptığı paylaşımla 4. kez kansere yakalandığını duyuran Neslican, bir kez olsun bu mücadeleyi kaybedeceğini düşünmediğini onu sevenlerle paylaşmıştı.

 “Çok teşekkür ederim. 3 kere yendim 4’te yolda ben de kendime ve iyileşeceğime çok inanıyorum. İyi ki varsınız videoyu buradan benim yerime paylaşıp güzel dileklerini esirgemeyen herkes!”

Bu sabah saatlerinde tedavisine yoğun bakımda devam edilen Neslican Tay için sosyal medya platformlarında kan bağışı için yardım kampanyası başlatıldı.  Genç kızın tedavi gördüğü hastaneden yapılan açıklamada;

“Neslican Tay için değerli hocalarımız ve ekip arkadaşlarımız elinden geleni yapıyor. İnşallah Neslican bir kez daha ne kadar güçlü olduğunu bizlere gösterecek”  denildi. Bir çok ünlü attıkları mesajlarla Neslican Tay’a hem destek oldular hemde yardım çağrısında bulundular.

Ezgi Mola, Gonca Vuslateri,  Haluk Levent başta olmak üzere bir çok ünlü seferber olurken, sosyal medya fenomenleri de mesajlarıyla iyi dileklerini iletti.

Binlerce kanser hastasına azmiyle, güler yüzüyle örnek olan Neslican’ın bir an evvel sağlığına kavuşmasını diliyoruz…

22 Yıl Önce Kaybolmuştu, Cesedi Google Earth Sayesinde Bulundu!

1997 yılında ABD’nin Florida eyaletinde bir gece ortadan kaybolan William Moldt’un cesediyle birlikte arabasına tam 22 yıl sonra rastlandı. 22 yıl önce bir gece kulübünden çıktıktan sonra ortadan kaybolan adamın cesedine Google Earth sayesinde ulaşıldı.  William Moldt’un arabasının 22 yıl önce göle düştüğü tespit edildi.

40 yaşındaki William Moldt, Florida Lantana kasabasındaki bir gece kulübünden dönerken kayıplara karışmıştı.  Ailesinin polislere başvurmasıyla arama çalışmaları başlatılmış ancak izine rastlanamamıştı. Herhangi bir iz bulamayan polisler soruşturmayı durdurmuştu.

Wellington kasabasının eski sakinlerinden biri, Google’ın ayrıntılı uydu görüntülerinin yer aldığı Google Earth’te bölgesi araştırırken tesadüf üzerine gölün içinde bir arabanın olduğunu fark etti.

Gölün yer aldığı Moon Bay Circle bölgesinin yeni sahibine durumu ileten kişi, gölün içinde bir araba olduğu bilgisini verdi.  Arazinin yeni sahini kendi drone’uyle yüksekten çekim yaparak gölün içinde gerçekten bir araba olduğunu görüntüleyince polise başvurdu.

 

Polis ekipleri 28 Ağustos’ta gölden arabayı çıkardı, içindeki kemik kalıntılarına ulaştılar.  Kemik kalıntılarının üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda bir hafta sonra kalıntıların Moldt’a ait olduğunu saptadılar.

ABD’de yer alan Charley Project, sonuçsuz kapatılan kayıp dosyalarına dair online bir veritabanı. Yaptıkları açıklamada;

“arabanın 2007 yılından beri Google Earth’teki uydu görüntülerinde açık bir şekilde yer aldığını ancak bu zamana kadar kimsenin fark etmediğini” belirttiler.

Polis sözcüsü Therese Barbera’nın yaptığı açıklamada yıllar önce neler olduğuna dair tam bir bilgiye ulaşamadıklarını söylese de, polis aracın kontrolünü kaybederek göle uçtuğu düşünülüyor.

Moldt, gece kulübünden ayrıldığında yerel saatler 23:00 gösteriyor olduğu bilgisi iletilmişti ve kız arkaşını 21;30 da arayarak yakında evde olacağını haber verdiği de bilgiler arasında. Sarhoş olmadığı düşünülen adamın arabasıyla göle nasıl düştüğü çözülemeyen bir muamma olarak kalacak…

Yakışıksız Piyasa Halleri

Yakışıksız Piyasa Halleri

Kalkmış gidiyoruz yine. Önümüzde hedefsiz piyasalar, gözü kara cengaver bozuntuları.

Aklımız gibi saçımız başımızda dağınık, kurulu düzende olmayan yerimizin kavgasındayız.

Tenlerimizin rengini bozan sarımtırak bir leke taşıyoruz.

Alnımız açık bilhassa ağzımızın tamda orta yerinden yakışıksız jargon kelimeler salıyoruz.

Kim demiş oksijen alıp karbondioksit verdiğimizi, resmi şekilde aylak düşler kusuyoruz.

Vakit yok, şafak birden doğrulacak diyen şaire aldanıp kalbimizi sol cenahımızda bırakıp yürüdük.

Geç kalmak en büyük korkumuzdu.

İşe, aşka, dostluğa ve Pazar meydanlarına en erken varan kişi olma telaşındayız.

Adalet aramıyoruz ki, yerimizi bilelim.

Kim hangi tarafta kimin umurunda?

Araf da kalan seslerimizi genzimizde silikleştirdik.

Melali bilmeyen bir nesle mensubuz, geçmiş insanlarımızın kahrını anlayamayız.

Başımız hülyalı dertlerle dolu, ipin ucunu hangi sokakta bıraktık ilgilenmiyoruz.

Kaybolmuş ruhların ardında, sicim gibi akan terlerimizle tasalarımızı yıkayıp astık.

Varsak kime ne, yoksak kimin derdine!

-Semra Şenol

Kadın Cinayetlerine Dikkat Çekmek İçin 440 Çift Ayakkabı Duvara Asıldı!

2018 yılında ülkemizde öldürülen 440 kadını temsilen Kabataş’ta bir binanın duvarına kadın ayakkabılarıyla yapılan enstalasyon dikkat çekti.  İstanbul Kabataş’ta yer alan ünlü kahve zincirinin kullandığı sanat platformu duvarına kadın cinayetlerinde farkındalık yaratmak amacıyla Vahit Tuna imzalı bir enstalasyon hazırlandı.

Sanat platformu amacıyla kullanılan bina Kabataş Meclis-i Mebusan caddesinde yer alıyor.  Binanın duvarına aasılan 440 çift kadın ayakkabısı o bölgeden geçen insanların dikkatini hemen üstüne topluyor. Projeyi tasarlayan müzisyen, grafik tasarımcı ve aynı zamanda sanatçı olan Vahit Tuna, 2018 yılında yaşamını cinayete kurban giderek yaşamını kaybeden 440 kadını temsil eden projeyi hayata geçirdi.

Duvarda asılı kadın ayakkabılarını gören vatandaşlar proje hakkında olumlu yanıtlarda bulunuyor.  Caddeden geçtiği sırada ayakkabılarla bezeli duvarı gören Melike Ünlüer, proje hakkında konuştu.

İyi bir farkındalık çalışması olmuş. Keşke her yerde böyle değerlendirmeler yapılsa… İnsanlarımızın bu konuda duyarlı olması lazım. Erkeklerimizin biraz daha eğitimli olması lazım. Anneler ve babalar tarafından eğitilmesi lazım. En çok toplumumuzun duyarlı olması lazım. Kadına şiddeti gördükleri zaman vatandaşlarımızın kafalarını çevirip gitmemeleri lazım

Tecavüze Uğrayan 15 Yaşındaki Genç Kız ‘Beni Onunla Evlendirirler Diye Sustum’

15 yaşında tecavüze uğrayan genç kız, cinsel istismarda bulunan kişiyle zorla evlendirilme korkusu yüzünden ailesine söyleyemedi. Denizli’de yaşayan genç kız aynı kişi tarafından ikinci kez tecavüze uğradığında cinsel istismara uğradığını ablasına anlatarak şikayetçi oldu.

Denizli’de ailesiyle yaşayan 15 yaşındaki H.Ç, polise verdiği ifadesinde, 2018 Kurban bayramında  aile üyelerinin kabristan ziyaretine gittikleri sırada uzaktan bir akrabası olan 17 yaşındaki Ü.A.’nın evin odunluk kısmından zorla girerek genç kıza tecavüz etti.

İğrenç olayın korkusuyla ve tecavüzcüsüyle evlendirilmekten korkan H.Ç, tecavüz olayını kimselere anlatmadı.  İddialara göre Ü.A olay üzerinden 7-8 ay geçtikten sonra genç kıza sosyal medyadan ulaştı. Mesajlar atarak tekrar bağlantı kurmak isteyen şahısın attığı mesajlar mahkeme tutanaklarına delil olarak sunuldu.  Mesajlarda;

ben seni sevdim, sadece benim olmanı istedim. Sen hamile misin? Doğru mu? Söyle! Ben sana bir şey yapmayacağım, sadece arkadaş kalalım’ yazıyordu.

H.Ç mesajlara cevap vermediğinde iddiaya göre 2019 yılının Şubat ayında genç kızın öğrenim gördüğü okula gelerek H.Ç.’ye ‘baban seni öldürecek sana bir şey söylemem lazım’ diyerek kolundan sürükledi.  Genç kızı bahçelik bir alana götürerek bir kez daha tecavüz etti.

 

İkinci kez tecavüze uğrayan H.Ç  daha fazla dayanamayarak ablasına olup bitenleri anlattı.  Kızının yaşadığı şeyleri öğrenen baba Ü.Ç.  Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundu.  Harekete geçen Savcılık sanık hakkında tecavüz ve 3 ayrı suçtan dava açtı.  Hazırlanan iddianame de yer alan suçlamalar, nitelikli cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve şantajda bulunma suçları bulunuyor.

Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul ederek görülen ilk duruşmada sanık tutuklanarak cezavine gönderildi.  Olayın ardından İhlas Haber Ajansına başından geçenleri zorlukla anlatan genç kız;

 “Bir kez yapan şahıslar (cinsel istismarı) tekrar uygulayabilir. Ben ölmeyi düşündüm ama bu doğru bir karar değil. ‘Ben utanmamalıyım bana bu zulmü yapan kişi utanmalı’ dedim diyerek ölmekten vazgeçtim.” dedi.

Cinsel istismarı duyduğu andan itibaren kızına destek olan ve hakkını arayan baba, kızını kurda kuşa yetmeyeceğini dile getirdi.  Kızına sonuna kadar sahip çıkacağını söyleyen Ü.Ç. kız babalarına şöyle seslendi.

 “Özellikle kız babalarına sesleniyorum evlatlarına sahip çıksınlar ve benim yaşadığım herkesin başına gelebilir bu yüzden dikkatli olsunlar. Bu tür olaylarda yaşandığında aileler kızlarına sahip çıksınlar. Sahip çıkmazlar ise kızları geri dönüşü olmayan yollara girer. Ben bunun mücadelesini Şubat ayından bu yana yapıyorum. Kızımı kesinlikle kurda kuşa yem etmedim, etmem de. Çocuklarımızı bu tür olaylardan dolayı dışlamayalım, toplum olarak çok ön yargılıyız. Bizim amacımız kızıma bunu yapanın en yüksek cezayı alması. Cezasını çekmesini istiyorum. “