Fıcıtmak Nedir?

Kelime Kökeni: Türkiye Türkçesi Ağızları

Fırlatmak, Atıvermek, Ani bir şekilde bir eşyayı ya da nesneyi kaldırıp atmak.

Cümle İçinde Kullanımı: “Öyle bir hışımlandı ki etrafındaki her şeyi fıcıtıverdi.”

Ünlü fenomen CZN Burak’ın restoranında cinayet şoku!

Sosyal medyadaki videolarıyla birden tanınan ve fenomen haline gelen CZN Burak’a cinayet şoku!

CZN Burak olarak tanınan Muhammed Burak Özdemir’e ait restoranda, garsonlar arasında başlayan kavga kanlı bitti. İçeride başlayıp dışarıya taşan kavgada  bir kişinin hayatını kaybettiği ortaya çıktı.  İstanbul, Levent’teki restoranda garson olarak çalışan Mehmet G. ile Zekeriya H. arasında başlayan kavganın nedeninin servis açma olduğu öğrenildi.  Sözlü olarak başlayan tartışma, CZN Burak’a haber verilmesiyle yatıştırılırken taraflar dışarıda görüştü.

Zekeriya H.’nin Mehmet G.’yi dışarı çağırmasıyla gelişen kavga esnasında iki kişi yaralanırken bir kişi hayatını kaybetti.

Taraflar sözleşip işletmenin yakınlarında gecenin ilerleyen saatlerinde buluştu.  Tartışma yeniden alevlenip kavgaya dönüştüğünde Mehmet G. belindeki silahını çıkartıp Suriye uyruklu Zekeriya H.’ye el ateş ederek öldürdü.  Zekeriya H. olay yerinde hayatını kaybederken, Mehmet G. kaçmaya çalıştığı sırada Mahmut H. ile Valid A. silahla vurarak yaraladı.

Zanlı polisler tarafından yakalandı, hakkında kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye teşebbüsten, kasten adam yaralamak suçlarından müebbet hapis istendi.

Hikmet-i Hükümet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

  • Hükûmetin gözettiği asıl fayda
  • Hükûkemetin icraatında, devlet bekasını gözeten maksatlara göre hareket etmesi

Devletin bekası söz konusu olduğu anda koyulmuş her türlü kural ve yasadan muaf tutulması gerektiğini öne sunan görüştür.  Hikmet-i Hükümet; siyasal bir anlayıştır ve Fransızca’dan gelen Raison D’etat kavramıyla benzerlik göstermektedir.

Hikmet-i Hükümet anlayışı ne olursa olsun devletin varlığını ve bekasını korumayı hedefler. Üstün ve kutsal sayılan devlet için her türlü eylem ve düşünce mubah görülür.

Gerektiğinde hukuk, insan hakları, adalet ve ahlaka aykırı çıkarak karanlık, hukuka ters çıkan uygulamalar meşru görülür. Hikmet-i Hükümet anlayışı neticesinde hukuk dışına çıkan yaptırımlar ileri boyuta ulaştıkça toplum içindeki bireyin feda edilmesine dahi göz yumulmasını sağlar.

Hikmet-i Hükümet anlayışı büyük ve ulvi bir amaç doğrultusunda devletin sürdürülebilirliği ve devamını hedefler. Geride kalan eylem meşru kılındığı gibi, bu anlayış hukukun üstünlüğü kavramının tam zıddı bir anlayıştır.

Maastricht Kriterleri Nedir?

Avrupa Birliğine üye olan ülkelerin Ekonomik ve Parasal Birliğe katılabilmeleri için getirmeleri gereken şartların ve koşulların belirtildiği Maastricht Kriterleri tarafından belirlenmektedir. EPB aşamaları, bu aşamalarda izlenecek yol ile birlikte ekonomik ve parasal politikalar, uygulanış kuramları Maastricht Kriterleri tarafından belirlenmektedir.

Hollanda’nın Maastricht kentinde 9-10 Aralık 1991’de imzalanan Maastricht Antlaşması ile bu kriterler hem kabul edilmiş hemde düzenlenmiştir.  Antlaşma 1 Ocak 1993’de yürürlüğe girmiştir.

Üye ülkeler arasındaki ekonomi farklılıkların kaldırılabilmesi, ekonomik ve parasal birliğin gerçekleştirilebilmesi adına Maastricht Kriterleri ölçüt olarak kabul görmüş, uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir.

Maastricht Kriterleri

  • Her bir üyenin yıllık ortalama enflasyon oranı, en düşük yıllık enflasyona sahip üç üye devletin enflasyon ortalamasını en fazla 1,5 puan geçebilecektir.

  • Üye devletlerin bütçe açığı oranı, gayri safi yurt içi hasılasının yani bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde, üretilen tüm mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değerinin % 3’ünü aşmaması gerekir.

  • Üye devletlerin kamu borçlarının, gayri safi yurt içi hasılalarının % 60’ını geçmemesi gerekir.

  • Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibarıyla, fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmayacaktır.

  • Üye devletlerin ulusal paraları, Avrupa Döviz Kuru mekanizmasının izin verdiği normal dalgalanma sınırları içinde kalmak zorundadır.

  • Son 2 yıl itibarıyla üye ülke parası diğer bir üye ülke parası karşısında devalüe(değeri düşürülmüş)  edilmiş olmamalıdır.

Hegemonya Nedir, Hegemon Devletler Kimlerdir?

Kelime Kökeni: Yunanca

Bir sistem içinde egemenliği elinde tutan güç anlamına gelen kelime, sistem içinde yer gruplar içinde birinin özellikle baskın olduğunu ifade etmektedir. Baskın sınıf diğerlerinin ona boyun eğmesi, gücünü kabullenmesiyle gücünü korumaktadır. Hegemonya, burjuva sisteminde işleyen bir kültürel, ideolojik metot olarak görülürken, devlet arasındaki güç tablosunu göstermek için kullanılmıştır.

Hegemonya; politik ve ekonomik boyutları olan ayrıştırıcı bir teknik olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. Dünya tarihine bakıldığında bazı ülkelerin uluslararası bir güce sahip olduğu görülmektedir.

Dönemlerinde baskın bir liderliğe sahip olan ülkelere hegemon güç, hegemon devleti adı verilir. Hegemon güç, uluslararası sistemde egemenliği elinde tutarak etkileme gücünü elinde tutan devletleri adlandırmak amacıyla kullanılır.

Günümüzün hegemon gücü ABD olarak görülürken, 2. Dünya savaşındaki konumu yadsınamaz. Gelişmiş teknolojisiyle birlikte diğer yüzyıllarda hegemojik güce erişen devletlerin ulaşamadığı bir seviyeye yükselmiştir.

Hegemon gücü elinde tutan devletler ekonomi ve politik olarak üstünlük sağlamalarının yanı sıra, para biriminin uluslararası para birimi kabul edilmesini sağlar.  Bu da dünya üzerinde serbest bir şekilde ticaret yapmalarına neden olur.

Ancak tarihe bakıldığında hegemon güce sahip olan devlere karşı meydan okuma, karşı bir güç daima ortaya çıkmıştır. Örnek verilmek istenirse 18 ile 19.yüzyılda en ihtişamlı devrini yaşayan İngiliz hegemonyasına Almanya karşılık vererek dünyayı etkileyen büyük savaşların başlamasına neden olmuştur.

Hegemon devletler siyasi, askeri ve ticaret yönünden sözü geçen lider konumunu sürdürürken, ayrıca kültürel yaşam tarzları ve değerlerini diğer devlet ülkelerine empoze etmesini kolaylaştırır.  Siyasi üstünlüğü ve baskıyı elinde bulunduran ABD’nin bulunduğu konumu günümüzde zorlayabilecek en önemli ülke Çin Halk Cumhuriyeti‘dir.

Yeni ses kayıtları Amber Heard’ın, Johnny Depp’e iftira attığını ortaya çıkardı!

Ortaya atılan şiddet haberleri üzerine 2015 yılında evlenen ünlü çift,2017 yılında boşanan Johnny Depp ile Amber Heard’ın yeni ses kayıtları ortaya çıktı.  Ses kayıtlarından anlaşıldığı üzere şiddet uygulayan kişinin Amber Heard olduğu, fiziksel şiddete maruz kalan kişininse Depp olduğu ortaya çıktı.

Ses kayıtlarında Amber Heard’ın Depp’e tokat attığı anlaşırken, Heard’e ;

“Suratına daha sert bir tokat atmadığım için üzgünüm ama sana yumruk atmadım, sadece tokat attım. Gayet iyisin, yumruk atmadım sadece vurdum”

Evlilikleri olaylı bir şekilde biten ve aralarındaki su durulmayan çift birbirinden şikayetçi olarak dava açmıştı. Heard, eski eşinden şiddet gördüğünü öne sunarak yüklü bir tazminat davası açarak 7 milyon dolarak karşılığında boşanmıştı. Ancak ortaya çıkan ses kayıtları Depp’in fiziksel şiddet uyguladığı gibi aksine şiddet gördüğünü kesinleştirdi.

Suçlamaları redderek karşı dava açan Depp, asıl şiddetin kendisinin gördüğünü iddia etmişti.  Ses kayıtları ABD basınında yayınlanırken Depp’in Heard’a şu şekilde konuştuğu duyuluyor.

“Evet dün gece gittim. Dürüst olmak gerekirse daha fazla fiziksel şiddet, daha fazla fiziksel istismar olması fikrine bile katlanamadım. Çünkü devam etseydik, bu kötü olurdu. Ve bebeğim, bunu sana daha önce de söyledim. Ödüm kopuyor, şu anda resmen bir suç mahallindeyiz”

Heard, Johnny Depp’in konuşması ardından sinirlenerek ünlü oyuncuya şu sözleri sarf ediyor.

“Tam bir bebek gibi davranıyorsun. Büyü artık” diyor. Ardından ise sakinleşince “Bir daha fiziksel şiddet yapmayacağıma söz veremem. Bazen o kadar sinirleniyorum ki kendimi kaybediyorum”

Her İnsanın Sevilmeyeceğini Gösterdin

 

Cesaretim yoktu kötü sözlerimde, işin aslı yazılarımda anlattım ya derdimi.  Bakma sen bana, dilimin yangını müsaade etmez konuşmama. Dün gece yazdığım mektubu sana yollamamak, gönlümdeki acıyı yırtıp atmak için can çekişiyorum.

Pişmanım. Bunun başka bir izahı yok, ne desem ne yapsam karşılanmamış bir feryadın içinde tükenmeye devam ediyorum.  Kalem elime ağır gelirken, gökyüzünün karardığı anlarda sana sığındım.  Yanımda yoktun, yanımda hiç olmadın.  Mutlu değildim, hiç mutlu olmadım.  Üzüntüm daima boyumu aştı, ama hep gururuma sarıldım.

Gururum beni ayakta tutan yegane ateşti, mantığımı körükledikçe kanayan yüreğimin sesini kısabildim.  Yine de geriye baktığımda aptallık ettiğimin farkındayım. Mutlu sayılmazdım, bundan ötürü hep seni suçlamayı, sana kusur bulmayı öğrendim.

Haklı yada haksız beni sevmedin.  Bende bunun için kızgındım, başka tenlere sokuldukça beni sevmeyişine lanet ettim. Bir başkası olsaydı inan daha az acıtacaktı. Bir sebep verecektin kalbime, beni sevmeyişine bir bahane bulacaktım. Ekmekle su gibi tutunacaktım, günün birinde özümseyecek asla o kişi olmayacağımı kabullenecektim.

Kalbin boştu, bakışların sıcacıktı. Gülümsemen güneş gibi ışıldarken nasıl kalbim umuda kapılmazdı. Kısa bir an için elini kalbime götürdüğünde ümitlerim bir selvi ağacı gibi göklere yükseldi. Dedim; işte bu gün bu dakikadan itibaren beni sevecek. Damağımda kalacak kısacık bir mutluluk lütfetmişsin meğer. Dudaklarımı dudaklarına verdiğimde geri çekilmedin, kokum kokuna karışırken soluğumu yuttun.  Telaşlı, bir o kadar nazik sevişirken bedenin kollarımın arasındaydı.  Sandım ki benimsin, bana aitsin.

Ne büyük yanılgı, ne büyük hayal kırıklığı! Arzularımız yatıştığında tutkunun kol gezdiği gözlerin parıltısını kaybetti.  Kıyafetlerimiz henüz üstümüze geçmeden uzaklaştın benden, bir an için yan yanayken bir anda aramızda kat edilmesi gereken mesafeler vardı.  Bir vebaymışım gibi uzaklaştın benden, ihtirasımı ve aşkımı paylaştıktan hemen sonra terk ettin. Bir gecelik bir ilişki olarak gördüğün sevgimi göz ardı edebildin. Ölsem dahi unutamayacağım bir anı verirken, ömür boyu taşıyacağım bir acı verdin aynı zamanda.

Her insanın sevilmeyeceğini bana gösterdin.  Tecrübesizliğimi yüzüme vurdun çünkü sen benim içimi ısıtan ilk aşktın.  Sonu mutlu bitmeyecek bir masal anlatmış oldun bana, kimseye söylemeyeceğim için için yanan bir kor bıraktın yüreğime.

Mektubum gönlümün feryadıyla dolarken aşkımı güz yaptığın diye ah etmedim.  Nasıl edecektim ki? Nefesimde yaşamayı istemedin, hissetmedin duygularımın denkliğini. Şimdiyse aramıza bir okyanus sokarken, aciz hayallerimin altında kalan bendim…

 

-Semra Şenol

Koronavirüs Nedir?

Kelime Kökeni: Latince- Orthocoronavirinae

Kuşlarda ve memeli hayvanlarda hastalığa sebep olan bir virüstür. İnsanlara bulaştığı taktirde ekseriyetle ciddi olmayan fakat ölüm riski bulunan solunum yolu enfeksiyonlarına neden olmaktadır.

Koronavirüs, diğer adıyla corona virüsünün bilinen üç çeşidi bulunmaktadır, bunlar MERS-CoV, SARS-CoV, 2019-nCoV’dur.

Virüs içerisinde barınan genetik genom Pozitif polariteli, tek iplikçikli RNA’dan meydana gelmektedir. RNA genomu bu güne kadar tespit edilmiş en büyük virüslerden biridir. Mikroskop altında güneşin taç küresine benzediği için korona ismi verilmiştir.  Henüz günümüzde neden olduğu hastalıklara karşı aşısı veya antiviral ilacı bulunmamaktadır.

Çin’de ortaya çıkan 2019-20 Vuhan koronavirüs salgını üzerine çalışmalar devam ederken, Rusya aşı çalışmalarına destek veren ilk ülkedir.

Dünya Sağlık Örgütü,(PHEIC) Uluslararası kamu sağlığı acil durumu ilan etti!

Çin’de ortaya çıkan yeni tip koronavirüsü (2019-nCoV) dünya basınını etkisi altına alırken, Dünya Sağlık Örgüt’ünden bir açıklama daha geldi.  Salgın nedeniyle DSÖ, Uluslararası kamu sağlığı acil durumu ilan etti.

Acil durum komitesi hızla büyüyen salgın hakkında önlem alabilmek amacıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde toplandı.  23 Ocak’ta yaptıkları önceki toplantının devamı niteliğinde olan bu toplantıda Koronavirüs salgının küresel bir sağlık tehditi olup olmadığı tartışıldı.

15 üyeden oluşan Komite, Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ile birlikte 15:30’da başlayan toplantının bitmesiyle, bir saat gecikmeli olarak gazetecilerin karşısına çıktı.

Çin’de başlayan virüs salgınıyla ilgili Uluslararası kamu sağlığı acil durumu (PHEIC) ilan ettiklerini açıkladı. Verilen kararın Çin’in salgına karşılık verdiği mücadelen kaynaklanmadığını belirterek, diğer ülkelerin sağlık durumlarının zayıf olduklarını göz önüne aldıklarını belirtti.

Alınan acil durumun Çin ile olan ticari aktiviteleri ve seyahati etkilemeyeceğini söyleyen Ghebreyesus, Çin’e karşı bir güvensizlik içinde olmadıklarını belirtti.