Kelime Kökeni: Ad
– Varlıklı
– Zengin
– Mal varlığı çok olan kimse
– Dayanıklı kimse
– Nazlı, şımarık
– Mukavim
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl biridir bilmem lakin ondan bahsettiklerin baylak biri olarak tanımlıyorlar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Varlıklı
– Zengin
– Mal varlığı çok olan kimse
– Dayanıklı kimse
– Nazlı, şımarık
– Mukavim
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl biridir bilmem lakin ondan bahsettiklerin baylak biri olarak tanımlıyorlar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Uğursuz bir kuş
– Karanlık yerlerde yaşayan iki sorgucu olan gece kuşu
Cümle içinde kullanımı: “Bizim oralarda bir inanış vardır, baykuş bir evin yakınlarında ötüyorsa o eve ölüm gelir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kerges cinsinden yırtıcı bir kuş
– Sultan Hüseyin Baykara
– Maskara, güldürücü
Cümle içinde kullanımı: “Baykara kanatlarını göğe açıp usul usul süzülürken keskin gözleri avını çoktan tespit etmişti.”
Kelime Kökeni: Ad
– Lütuf kapısı
– İhsan kapısı
– Devlet kapısı
– Devlet kurumları, daireleri
Cümle içinde kullanımı: “Bay kapusuna kapak atıp kendini sağlama alacaksın, yoksa el kapılarında aç kalırsın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tataristan’da bulunan yaban kısrağı
– Büyük göl
– Dağlarda yaşayan at
– Yabani at
– Yılkı
– Sibirya’da bir göl
Cümle içinde kullanımı: “Uzak diyarlardan getirilen bu baykal atalarının geniş kaslarını ve gücünü bacalarında taşıyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bayram
– Sûr
– Şenlik
– Eğlence
– Ziyafet
– Özel olarak kutlanan gün
Cümle içinde kullanımı: “Ailelerimiz bayka günlerine özel yemekler hazırlayarak tüm akrabaları evimize toplayarak kutlama yapardı.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâ’in
– Ayıran, ayırıcı
– İntişar
– Ayıran bölüm
Cümle içinde kullanımı: “Bir eserin bir kitabın bâyin kısmı konusunun anlatma şeklidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâyi sözünün müennes dişil biçimi
– Pazar yerlerinde gümrük vergisi dışında alınan vergi
– Kurulan pazar yerlerinden ihtisab vergisi dışında alınan vergi
Cümle içinde kullanımı: “Bâyi’iyye vermeyen pazarcılar mallarını alenen satamazlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-bey’
– Satan, satıcı
– Malların satış şubesi
– Dükkan, kuruluş
– Alıcıya bir şeyler satan kimse
– İşyeri
Cümle içinde kullanımı: “Bâyi toplantısı bu kez şehirden uzakta yapılacak bilgisi geldi.”
– Zengin olmak
– Servet sahibi olmak
– Zenginlemek
– Kudret sahibi olmak
Cümle içinde kullanımı: “Bayırmak istiyorsan önce emeğini pazarlamayı bilecek sonrada parayı tutabileceksin.”