Kelime Kökeni: Farsça
– Obezite, aşırı şişman
– Görünüş, görünüm
– Görkemli görünüş
– Zevahir
Cümle içinde kullanımı: “Becâlet önemlidir lakin gerçekte olan iç görünüşün temizliği ve saflığıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Obezite, aşırı şişman
– Görünüş, görünüm
– Görkemli görünüş
– Zevahir
Cümle içinde kullanımı: “Becâlet önemlidir lakin gerçekte olan iç görünüşün temizliği ve saflığıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Uygun
– Yerinde
– Münasip
– Şayeste
– Gerektiği biçimde
– Yakışır
Cümle içinde kullanımı: “Örfümüze adetimize becâ bir çocuk yetiştirmişsin ne kadar övünsen az.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tanzimat’tan önce Viyana için kullanılan ad
– Avusturya’nin başkentine verilen eski isim
Cümle içinde kullanımı: “Atalarımız bir zamanlar Bec’ten getirmiş oldukları tohumlarla bu bağı yetiştirmişler.”
– Böbürlenmek
– Bebir gibi kabarıp kurulmak
– Üstünlük taslamak
– Kurulmak
Cümle içinde kullanımı: “Küçük şamatacıya bak sen nasılda bebirlenip bize karşı dikleşiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kaplan
– Afrika ve Hindistan’da yaşayan yırtıcı bir hayvan
– Postu koyu sarı enine siyah çizgileri olan büyük kedi cinsi
Cümle içinde kullanımı: “Bebir düşmanları tarafından sarıldığında geriye kaçmaz tam aksine gözünü kan bürür.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Papağan
– Dudu
– İnsan konuşmasını taklit edebilen bir kuş
Cümle içinde kullanımı: “Afrika’dan geldiği söylenen parlak tüylü bebga bir kayıt cihazı gibi her lafımızı tekrar ediyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kısa boylu adam
– Bodur adam
– Bücür
– Cüce adam
– Budala, sevimsiz, alık
Cümle içinde kullanımı: “Hey beberuhi ağzından saçılan zehri daha ne kadar bulaştıracaksın!”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeni doğmuş insan yavrusu
– Küçük çocuk
– Kız oyuncağı
Cümle içinde kullanımı: “İki gözümün nuru, ey canımın yarısı bebeğim seni her daim koruyacağıma yemin ederim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ziynet veya kuvvet için kola bağlanan gümüşten veya sırma ile işlenmiş meşinden korumalık
– Kolbağı
– Kol halkası
– Dua okunmuş kola bağlanan kağıt
Cümle içinde kullanımı: “Nenelerimiz sahip oldukları altınları bâzûbend ile kollarına bağlarlardı ki çalınmasın.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zalimlik, zorbalık
– Pazu
– Omuz ile dirsek arasında kolun yukarı kısmı
– Koldaki şişkin kas kitlesi
Cümle içinde kullanımı: “Neyleyim ki bâzû ağalar marabasını inlete inlete sırtındaki esvabı bile alır.”