Kelime Kökeni: Arapça
– Şişman, obezite
– İtibarlı kimse
– Görkemli yer
– Saygın kimse
– Muhterem
– Büyük kimse
– Mülahham
Cümle içinde kullanımı: “Akrabalarımız içinden bec’il olup bu işi halledebilecek tek kişi amcamdır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şişman, obezite
– İtibarlı kimse
– Görkemli yer
– Saygın kimse
– Muhterem
– Büyük kimse
– Mülahham
Cümle içinde kullanımı: “Akrabalarımız içinden bec’il olup bu işi halledebilecek tek kişi amcamdır.”
– Israrcı olmak
– Acele ettirmek
– Ayak diretmek
– Üstelemek
Cümle içinde kullanımı: “Becidlesen de üstüme de yürüsen bu yapı yarına bitmez hemşerim.”
Kelime Kökeni: Arapça-becidd
– Fazla, çok
-Sürekli
– Zaruri
– Sık sık
– Çabucak, derhal
– Esas, gerçek, doğrusu
Cümle içinde kullanımı: “Vefayı unutmadım ama becid günahlardan da arındım.”
– Üstesinden gelmek
– İyilikle işi yapmak
– Bozmak
– Başarmak
Cümle içinde kullanımı: “Alnının akıyla bu zorluğu aşacak bu işi de becereceksin. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Yeteneksiz
– Âciz
– İş bilmeyen
– Elinden iş gelmeyen
– Ustalığı bulunmayan
Cümle içinde kullanımı: “Bizler kalbimizin beceriksizliğine aldanıp aşkın âciz yanlarına sığınmıştık.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Müstait
– Yetenekli
– Mahir, mahirane
– Ustaca
– Kârgüzar
– Elinden iş gelen
Cümle içinde kullanımı: “Becerikli kadınların elinden bir şey kurtulmaz dedikleri bu olsa gerek.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yetenekli olma
– Maharetli olma
– İş bilme
Cümle içinde kullanımı: “Eli becerik hızlı iş gören adamlardan bir grup oluşturup inşaata başlayacağım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yetenek
– İstidat
– Maharet
– Ustalık, uzluk
– Hüner
Cümle içinde kullanımı: “Konusunda uzman ve beceri sahibi kişiler için her zaman bir boş yerimiz vardır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Arpacık, it dirseği
– Sivilce, çıban
– Furunkul
Cümle içinde kullanımı: “Nazar edildi mi yemyeşil çakır gözlerde bece çıkar derler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İki memurun yer değiştirmesi
– Görev değişimi
– Değiş tokuş
– Trampa
Cümle içinde kullanımı: “Durduk yere elemanlar arasında becâyiş yapmak mantıklı mı sizce?”