-Maddi şeylere çok düşkün olan kimse, çocuk.
-Haris
-Tamahkar
-Hırslı olan.
Cümle içinde kullanımı: “Açgözlü daya çocuğu olduğu belli değil mi elindekileri saklamaktan başka bir şey bilmez. “
-Maddi şeylere çok düşkün olan kimse, çocuk.
-Haris
-Tamahkar
-Hırslı olan.
Cümle içinde kullanımı: “Açgözlü daya çocuğu olduğu belli değil mi elindekileri saklamaktan başka bir şey bilmez. “
-Aç kalmak.
-Hiçbir şey yemeden durmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Aç acına dışarı mı çıkılır hiç?”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Osmanlı imparatorluğuna Eflak, Boğdan ve Venedik gibi Müslüman olmayan devletlerin ödediği vergi türü
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde Bedel-i cizye ödeyen gayrimüslimlerin can ve mal güvenliği devlet koruması tarafından sağlanırdı.”
-Yemek yiyecek parası olmadığı halde gösteriş yapan kimse.
-Maddi durumu iyi olmadığı halde hava atacak bir şeyler bulmak.
-Ayranı yok içmeye , atla gider sıçmaya.
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim arkadaşın acından karnı gurlar , başından nergis parlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Tanzimat’tan sonra Hristiyan tebaadan alına vergi
– Cizye yerine toplanan harç
– Askerlik bedeli
Cümle içinde kullanımı: “Bedel-i askerî gayrimüslimlerden alınan askerlik bedelidir. “
-Çok cimri
-Elindeki parayı harcayamayan insan.
-Aşırı pinti olan.
Cümle içinde kullanımı: ” Parası var yemez bildiğin acıkacağım diye sıçmaya korkar cinstendir kendisi.”
-Çok etkili, keskin, üşütücü, yüz dondurucu soğuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Gece eve doğru giderken yediğim acı soğuk sayesinde hasta olmuştum.”
-Acı olan bir şeyin acılığını gidermek.
-Yaşadığı maddi veya manevi zararları sonradan düzeltmek.
-Öç almak.
Cümle içinde kullanımı: ” Babasının ona karşı yaptıklarının acısını çıkarmak için gün sayıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-edâ
– Nezaketsiz
– Ahlaksız
– Terbiyesiz
– Kaba olan kimse
– Nazik olmayan
– Kötü huylara sahip kimse
Cümle içinde kullanımı: “Güzel ahlaka doyum olmaz fakat bed-edâ hiçbir yere sığınmaz. “
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-du’â
– Birisi için kötü dileklerde bulunmak
– Beddua
– İlenme, ilenç
– Kargış, kargıma
– Telin
– Alkış karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Bed-du’â eden dilden hayır bekleme, kelamı kötü olanın içi bataklık doludur.”