– Hiçbir şeyi gizlemeden belirgin bir şekilde, göz göre göre.
Cümle içinde kullanımı: “Alım satım işleri açıktan açığa yapıldığı için kimse şikayet edemedi.”
– Hiçbir şeyi gizlemeden belirgin bir şekilde, göz göre göre.
Cümle içinde kullanımı: “Alım satım işleri açıktan açığa yapıldığı için kimse şikayet edemedi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaramazlık düşünen
– Kötü düşünen kimse
– Fena fikirli
– Şer sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Bed-endîş niyetli adamlara çatmak istemezdik lakin meşum olaylar birbiri ardını izledi.”
– Bir iş sahibi olamamak.
– Evsiz barksız kalmak.
– Bir grubun ulaştığı bir hedeften yararlanamamak.
Cümle içinde kullanımı: “Konser için herkes bilet almıştı ama ben son güne bırakınca açıkta kaldım.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi ebdân
– Cisim, gövde, ten
– Kollar ve bacaklar dışında kalan vücut
– Ağacın gövdesi
– Kütük
– Öz
– Zat
– Giysi ölçüsü
– Kubuz
– Kendi
Cümle içinde kullanımı: “Bedenlerimiz yakınken bile ruhen çok uzaklaşmıştık birbirimizden.”
– Gelenek ve göreneğe aykırı fazlasıyla açık ( söz, davranış, elbise, resim)
– Yüz kızartıcı, edepsiz, müstehcen, cinsel çağrışım yüklü.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar açık seçik giyiniyordu ki ailesi hiç karışmıyordu galiba.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bedel olarak
– Mukabilinde
– Yerine
– Değeri yerine
– Karşılığında
– Rağmen
Cümle içinde kullanımı: “Mallara bedelen aldığımız paralar ne yazık ki masrafları karşılamaya yetmiyor.”
– Toplumsal sorunları, herkesin izleyip dinleyebileceği şekilde tartışıldığı toplantı.
– Bir yöneticinin yönetiminde, belirli bir konunun uzmanlar, ilgililer arasında tartışılıp aydınlatılmasını amaçlayan izlence.
Cümle içinde kullanımı: ” Yapılan açık oturumun ardından kurulunun başkanının söylediği sözler çarpıcı bir şekilde gazete manşetlerinde yerini almıştı.”
– Bir işten atılmış veya çıkarılmış kişi.
– Bir işe sahip olmayan, işsiz güçsüz kimse.
Cümle içinde kullanımı: “Henüz başında kavak yelleri estiğinden açıklar livası gibi gezer durur dünyada.”
Kelime Kökeni: Ad
– Askerlerin tayin pusulasını alıp satan kimse
– Askerlik bedelini ödeyen kimse
– Kısa süreli askerlik yapmak için para ödeyen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Sağlık durumu el vermediğinden ötürü vatan görevini bedelci olarak yaptı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Zeamete ilişkin hukukun devlete intikali halinde hak sahiplerine bağlanmış olan aylık
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devleti toprak düzeninde yıllık gelir düzeninde Bedel-i Za’âmet verildiği de görülmüştür.”