Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Rübai
– İki beyitten oluşan nazım biçimi
– Dört dizeli ve özel tartılı bir koşuk
Cümle içinde kullanımı: “Dübeyit de adı geçen güzelin kaşları kemana benzetilmiştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Rübai
– İki beyitten oluşan nazım biçimi
– Dört dizeli ve özel tartılı bir koşuk
Cümle içinde kullanımı: “Dübeyit de adı geçen güzelin kaşları kemana benzetilmiştir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yaprakları ile ipek böceklerini besleyen ağaç
– Siyah, beyaz ve pembe meyveleri olan ağaç
– Karadut, akdut, mordut, kırmızıdut
Cümle içinde kullanımı: “Yaz aylarında en çok dutların ermesini özlemle bekliyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzak
– Uzun
– Erişilmesi güç
– Ulaşılması zor şey
– Uzak yer
– Yakın karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Gönlü dûr-dest olana mesafelerin yakınlığı fark etmez ki.”
Kelime Kökeni: Ad
– Söz ebesi
– Çok bilmiş kızlar için söylenen söz
– Laf ebesi
– Kendini beğenmiş kız
Cümle içinde kullanımı: “Milletin içinde du avrat gibi konuşup konuşup durma.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kız
– Kız çocuğu
– Kız evladı
– Kerime
– Dişi çocuk
Cümle içinde kullanımı: “Bir babanın göz bebeğidir duht, hastalıkta bir bardak su verenidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Davet edenler
– Dua edenler
– Allah’a yakarışta bulunanlar
– Tanrı’dan istekte bulunanlar
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ım bizleri duât edenlerden eylesin, isyandan korusun.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sevilen kimse
– Yakın arkadaş
– Sevgili
– Arkadaş
– Muhib
– Mahbube
– Maşuka
– Mahbub
– Yar
– Düşman karşıtı
– Aşırı ilgili ve düşkün olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Düşmanına dikkat ettiğin kadar dostuna da dikkat et, iki gözünü birden kapatma.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gurbet ili
– Gurbet şehri
– Gurbet diyarı
– Yabancı memleket
Cümle içinde kullanımı: “Diyârı gurbet ellerde öksüz kalmışım kim sorar halimi ahvalimi?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Dindarlık
– Din hükümlerine uyma
– Din
– Din kurallarından ayrılmama
– Dindar olma
Cümle içinde kullanımı: “Diyânet hükümlerine göre yaşamak evladır, aksi taktirde ahiretimiz tehlikeye girer.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yazı yazmaya yarayan eski tarz araç
– Hokka
– Mürekkebe batırılarak yazı yazmayı sağlayan eski tür kalem
Cümle içinde kullanımı: “Elindeki divitten damlayan kara sıvıyı yerlere akıtarak çıplak ayak yürümeye devam etti.”