Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ata baba
– Hanedan
– Kabile
– Boy
– Klan
– Hansoyu
Cümle içinde kullanımı: “Dûd-hânemiz çok eskilere dayanır, köklü bir aile sayılırız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ata baba
– Hanedan
– Kabile
– Boy
– Klan
– Hansoyu
Cümle içinde kullanımı: “Dûd-hânemiz çok eskilere dayanır, köklü bir aile sayılırız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Baca
– Ocak
– Adliye
– Hak yeri
– Adalet yerİ
Cümle içinde kullanımı: “Dâd-gâh yeri mi burası, vicdan nerde insanlık kalmadı mı?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Büyücülerin ot yakarak cin çağırması
– Öd ağacı ve yüzerlik yakarak cin davet etmek
Cümle içinde kullanımı: “Bizim buralarda dûd-efgen yapana iyi gözle bakılmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Küçük solucan
– Ata baba
– Soysop
– Ocak
– Mürekkep yapmaya yarayan çıra
– Aile
– Kavim
– Aşiret
– Böcek
Cümle içinde kullanımı: “Dûde yıkılıp yok olmadığı sürece geri dönebileceğin hep bir yer var.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dumanlı
– Duman bürümüş
– Duman çıkaran
– Dumanı olan
– Sisli
Cümle içinde kullanımı: “Ey gözleri dûd-âlûd, saçları yaldızlı dilber bir gülüver bitiversin bu hasret.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– İlenç
– Beddua
– Kargış
– İlenme
– İlenmek amacıyla söylenen söz
– İnkisar
Cümle içinde kullanımı: “Dûd-i âh etme, kötü laf döner sahibini bulur.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Davet edenler
– Dua edenler
– Allah’a yakarışta bulunanlar
– Tanrı’dan istekte bulunanlar
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ım bizleri duât edenlerden eylesin, isyandan korusun.”
Kelime Kökeni: Arapça-duâ+Farsça-hân
– Dua okumasını bilen
– Dua okuyucu
– Dua etmesini bilen
Cümle içinde kullanımı: “Duâ-hân birini mevlüd’e çağıralım da ruhumuz huzur bulsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kabul edilen dua
– Kabul olunan dua
– Razı olunan dua
Cümle içinde kullanımı: “Sen benim şu dünyadaki duâyı müstecâbımsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hayırlı dua
– Hayır istenen dua
– Güzel dua
– Uğurlu dua
Cümle içinde kullanımı: “Duâyı hayr gönüllerimizi rahatlatacak, yüreklerimize su serpecek.”