Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Yerler
– Mekanlar
– Haneler
– Evler
– Mevkiler
– Yurtlar
– Mahaller
Cümle içinde kullanımı: “Eserde adı geçen emkine masmavi denizi ve yeşil tarlalarıyla cennetten bir köşeyi resmediyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Yerler
– Mekanlar
– Haneler
– Evler
– Mevkiler
– Yurtlar
– Mahaller
Cümle içinde kullanımı: “Eserde adı geçen emkine masmavi denizi ve yeşil tarlalarıyla cennetten bir köşeyi resmediyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-emir+Farsça-nâme
– Emri içeren yazılı belge
– Tebligat
– Yazılı buyruk
– Bildirim
Cümle içinde kullanımı: “Son söz emirnâme de yazıyor kimse bunun üzerine bir hak iddia edemez.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Emire özgü
– Komuta özgü
– Buyruğa özgü
Cümle içinde kullanımı: “Kızacak yada gönül koyacak bir durum söz konusu değil emîrî neyse yapılan o.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Emir hanımı
– Hükümdar eşi
– Otorite sembolü
– Emîr sözünün dişil biçimi
Cümle içinde kullanımı: “Emîre ne buyur ederse karşı çıkmadan hemen yerine getireceksiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Emir eri
– Askerî posta
– Subayların emirlerinde bulunan erler
Cümle içinde kullanımı: “Komutanın altında yer alan emirber komutayı birebir yerine getirmek zorundadır.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Emir gibi
– Emirlere yakışır tarzda
– Emredene yakışır biçimde
– Talimat gibi
Cümle içinde kullanımı: “Emîrâne sözlerine kulak asmayınız efendim şu an kendisi iyi değil.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Padişahların buyruğu için kullanılan genel ifade
– Padişah fermanı
– Padişah emri
Cümle içinde kullanımı: “Emr-i şerîf hakkaniyetli olmazsa halk açlıktan ve yoksulluktan kırılır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ölüm
– Memat
– İrtihal
– Ahiret yolculuğu
Cümle içinde kullanımı: “Emr-i Hakk vuku bulduğunda dilerim yanlış yolları terk etmiş ve beni affetmiş olursun.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Buyruk
– Ferman
– Emir
– Yarlık
Cümle içinde kullanımı: “Emr-i fermân neyse yapılacak odur kimse aksini iddia edemez.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Oldu bittiye getirilen iş
– Oldu bitti
– Olup bitti
– Oldubitti
Cümle içinde kullanımı: “Çocuklara emr-i vâkı yapmayı keser misin böyle yaparak onları da üzüyorsun.”