Kelime Kökeni: Farsça
– Kendinden geçmiş
– Bayılmış
– Bilinçsiz
– Kendinde olmayan
– Şuurunu kaybetmiş
– Şuursuz
Cümle içinde kullanımı: “Yedikleri dağ mantarından sonra bütün köylü bî-hod halde yere serilivermiş.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kendinden geçmiş
– Bayılmış
– Bilinçsiz
– Kendinde olmayan
– Şuurunu kaybetmiş
– Şuursuz
Cümle içinde kullanımı: “Yedikleri dağ mantarından sonra bütün köylü bî-hod halde yere serilivermiş.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-hiss
– Hissiz
– Duygusuz
– Katı yürekli
– Umursamaz
Cümle içinde kullanımı: “Bu saatte sonra bî-his, sevgiden yoksun olmak lazım gelir bu devirde sevdaya lüzum kalmamış.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-hicâb
– Utanmaz
– Arlanmaz
– Yüzsüz
– Sıkılmaz
– Aç gözlü
Cümle içinde kullanımı: “Karşında ağlayan biri varken bî-hicâb davranan kimsenin kolay kolay kalbi kırılmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Farsça-hıred
– Bilinçsiz
– Akılsız
– Anlayışı kıt
– Beyinsiz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-hıred kafalarımıza yazıklar olsun iki kişi bir çocuğu bulamadık.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-hesâb
– Hesapsız
– Ölçüsüz
– Sonsuz
– Sonu belli olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Yaşantılarımızı bî-hesâb yaşarken aklımıza ölümün gölgesi düşmüyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Eşsiz
– Eşi olmayan
– Benzersiz
– Harikulade
– Olağanüstü
Cümle içinde kullanımı: “Ömrümde gördüğüm bî-hemtâ bir güzelliğe sahipti, dualarımın kabulüydü. “
Kelime Kökeni: Farsça
– İyilik
– Sağlık
– Sağlam
– Sağlıklı vücut
– İyilik güzellik
Cümle içinde kullanımı: “Allah hepimize bihbûd versin ki yüzlerimiz gülsün.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-hayâ
– Hayasız
– Arsız
– Utanması olmayan
– Sıkılmayan
– Yüzsüz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-hayâ bir insan olup zarar saçmaktansa sorgulayan, merak edip iyileştirmeye çalışan biri olmalısın.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-haste
– İsteksiz
– Yorgun
– Gönülsüz
– İstemeyerek
Cümle içinde kullanımı: “Bî-haste bulaştığım bu dram beni yanan bir mum gibi usul usul tüketiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-hâsıl
– Faydası olmayan
– Semeresiz
– Boş
– Neticesiz
– Sonuçsuz
– Sona ulaşmayan
Cümle içinde kullanımı: “Bî-hâsıl uğraşların nihayetinde geriye boşa geçmiş bir zaman ve gençlik sermayesi kaldı.”