Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dört taraf
– Dört yön
– Dört köşe
– Dört doğrultu
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-gûşe koşarsın da anne kucağı gibi bir sıcaklık bulamazsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dört taraf
– Dört yön
– Dört köşe
– Dört doğrultu
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-gûşe koşarsın da anne kucağı gibi bir sıcaklık bulamazsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yorga at
– İçki meclisinin kızışması
– İçki meclisinin coşması
– Biniciyi sarsmayan at sürme şekli
Cümle içinde kullanımı: “Meyler kadeh kadeh zevke gelirken dostlar çâr-gâme eğlensin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört yön
– Kuzey, güney, batı, doğu
– Türk müziğinde makam
– Dünya
– Acun
– Dört taraf
Cümle içinde kullanımı: “Dağılmayan kara bulutlar Çâre-gâhı sardığında öldüğümü anladım.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çözüm
– Çare
– Deva
– Hal
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-yâb sendedir Yaradanım, bir akıl eyle şu deli yüreğime!”
Kelime Kökeni: Farsça-çâre+Arapça-esbâb
– Dört unsur
– Dört element
– Hava, su, ateş, toprak
Cümle içinde kullanımı: “Dünyayı oluşturan çâre-esbâb insanlığın yaşamını oluşturur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çare bulan
– Çözüm bulan
– Tedbirde bulunan
Cümle içinde kullanımı: “Gördün mü çâre-sâz, sen de ölüme bir ilaç bulmayı başaramadın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çare bulan
– Çözüm yolu bulan
– Orta yolu bulan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-perdâz biri olduğunu ancak bu beladan kurtulduğunda anladık.”
Kelime Kökeni: Farsça-çâr+Arapça-emîn
– Dört halife
– Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-emîn dönemi halk huzur ve mutluluk içinde yaşamıştır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çare arayıcı
– Derman toplayan
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-hâh olmasaydık bunca sıkıntıyı atlatamaz altında kalırdık.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Çare arayana uygun görülecek tarzda
– Derman arayan kişiye uygun görülen biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Bu suçu ona işleten çâre-cûyâne durumudur, keyfi değildir.”