Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Derdine çare arayan
– Derman arayan
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim çâre-cû ellerini açan kimseyi yarı yolda bırakmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Derdine çare arayan
– Derman arayan
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim çâre-cû ellerini açan kimseyi yarı yolda bırakmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bıyıkları yeni çıkmış genç
– Kaşları ve bıyıkları kalın ve siyah olan kimse
– Dört kaş
– Bıyığı terleyen delikanlı
Cümle içinde kullanımı: “O genci çâr-ebrû olduğu dönemden beridir tanırım etliye sütlüye karışmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dünyanın dört bir yanı
Cümle içinde kullanımı: “İçstersen âr-divâr dolaş, gez aradığını ancak kalbinin derinliklerinde bulursun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– On dördüncü
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-dehum da geleceğini söylemiş sonra sırra kadem basmıştı.””
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dolunay
– On dört
– Kumar oyunu
– Bedir
Cümle içinde kullanımı: “Ay Çâr-dehi gösterdiğinde huzursuzluk basar buraları.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört vuruş
– Melâmilikte saçı sakalı ustura ile tıraş geleneği
– Saçı, sakalı, kaşı ve bıyığı kesme
Cümle içinde kullanımı: “Sünni tarikatlerinden biri olan Melâmilikte gösterişten uzak durmak maksadıyla erkekler Çâr-darb eder.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çerçeve
– Kenarlık
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-çûbe içine alınan sözlerin manasını herkesin anlayacağını sanmıyorum.
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dört göz
– Yürekten isteme anlamında
– Gözlüklü kimse
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-çeşm beklediğim felek, seni bir gün kapıma getir gönlümü çaldırır mı?”
Kelime Kökeni: Farsça-çâr+cûy-Arapça fıtrat
– Dört unsur
– İnsanın yaradılışında bulunan dört madde
– Kan, safra, balgam, lenfa
Cümle içinde kullanımı: “İnsanı kana cana getiren Çâr-cûy-ı fırat biride sevda değiş midir?
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört yan
– Dört taraf
– Dört cihet
– Dört doğrultu
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-cihet düşmanlarla doluyken acılı çığlıklarımız yüreklerimizde yankılanıyordu.”