Kelime Kökeni: Farsça-Ad
– Dört kenarlı
– Dörtgen
– Sırt üstü veya boylu boyunca uzaya
– Şişman
– Mustatil
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-pehlû çatısıyla değişik bir yapıya sahip olduğunu görüyorsunuz.”
Kelime Kökeni: Farsça-Ad
– Dört kenarlı
– Dörtgen
– Sırt üstü veya boylu boyunca uzaya
– Şişman
– Mustatil
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-pehlû çatısıyla değişik bir yapıya sahip olduğunu görüyorsunuz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört ayaklı hayvanlar
– Öküz, koyun, deve, inek vb. hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-pâların başında duracak maharetli bir çoban bulundu geldi.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– İster istemez
– Çaresiz
– Zorunlu olarak
– Elinde olmadan
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-nâçâr mahkumiyeti kabullenmiş gibi davrandı bir çıkar yol bulunasıya kadar tutuklu kalacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-çâr+Arapça-mısrâ
– Rübaî
– Dört dizeli özel koşuk
– Ahrep
Cümle içinde kullanımı: “Aruz ölçüsüyle yazılan Çâr-mısrâ, divan edebiyatımızın nazım biçimlerinden biridir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Suçluları haça germek için kurulmuş salip şeklinde darağacı
– Çarmıh
– Gemilerde tayfaların koğuşları
– İdam cezası içim kurulan alet
Cümle içinde kullanımı: “Gözünden bir kez düştüm ve sen beni ömür boyu çarmıha gerdin!”
Kelime Kökeni: Farsça-çâr+Arapça-mezheb
– Dört mezhep
– Sünnî, Maliki, Şafiî, Hanbelî
– İslam dinindeki dört mezhep
Cümle içinde kullanımı: “Araştırmalarını Çâr-mezheb üzerine yaptığını söylemişti, sanırım tezini bitirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört unsur
– Dört öğe
– Dört element
Cümle içinde kullanımı: “Doğanın canlılığını korumasını sağlayan Çâr-mâder vardır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
-Kitap ciltlerinin aşınmaması için köşelere konulan ve çok kere süslemeli olan bakırdan yapılma üçgencik
– Dört köşe cilt
Cümle içinde kullanımı: “Kütüphanesine o kadar düşkün ki çoğu kitabı çâr-kûşedir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Mevlevi dervişlerinin sema yaptıkları yer
– Semahane
Cümle içinde kullanımı: “Dervişler için özel bir bölüm olarak inşa edilen Çarh-gâh, zikir ayinleri için hazır durumda.”
Kelime Kökeni: Ad
– Makinist
– Makinenin tekerleğini döndüren kişi
– Bileme işini yapan kimse
– Bileyici
– Çarkçı
Cümle içinde kullanımı: “Kurban gelmeden tüm satır ve bıçakları çarhçıya götürmek lazım.”