Kelime Kökeni: Arapça-dühât
– Üstün zekalı
– Hikmet sahibi kimse
– Yüksek düzeyde zihin ve zeka sahibi kimse
– Fatanet sahibi
– Yetenekli kimse
Cümle içinde kullanımı: “İmkansız gibi görünen sorunların hakkından ancak dâhi kimseler gelebilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-dühât
– Üstün zekalı
– Hikmet sahibi kimse
– Yüksek düzeyde zihin ve zeka sahibi kimse
– Fatanet sahibi
– Yetenekli kimse
Cümle içinde kullanımı: “İmkansız gibi görünen sorunların hakkından ancak dâhi kimseler gelebilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çok gülen
– Gülmeyi çok seven
– Gülücü
Cümle içinde kullanımı: “Oldum olası dahhâh insanları sevmiş onlardan bir zarar gelmeyeceğini düşünmüşümdür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İz yapan
– Üzen
– Nişan vuran
– Yaralayan
– Damga vuran
Cümle içinde kullanımı: “Hayvanlarda dâğ-zen bırakan çiftçi kendi ahırını ayrı tutuyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Düzenbaz
– Hilekar
– Hileci
– Yalancı
Cümle içinde kullanımı: “Öyle ya dağul birine denk gelmediğine şükret.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dağlık yer
– Dağlık arazi
– Dağlık bölge
Cümle içinde kullanımı: “Dâgıstân da doğup büyüdüğünü çocukluğunun büyük bir bölümünü orada geçirdiğini söylemişti.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yaralanmış
– Yaralı
– Kızgın demirle dağlanmış
– Üzüntülü
– Pek acıklı
Cümle içinde kullanımı: “İnsan bu dâğ-dâr günleri aşıp elbet feraha çıkar.”
Kelime Kökeni: Arapça-dağdağa+Farsça-fermâ
– Kargaşa seven
– Gürültü patırtı koparan
-Kavga seven
Cümle içinde kullanımı: “Dağdağa-fermâ bir insan olmadığım için susmayı tercih ediyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çömlek
– Kap
– Çanak
– Toprak mangal
– Dağarcık
– Çuval
– Ağzı yavan
Cümle içinde kullanımı: “İçecek dolu dağar her ufak sallantı da yerinden oynuyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hile
– Oyun
– Entrika
– Desise
Cümle içinde kullanımı: “Dağal-perdâz bir olaya denk geldiğimiz doğru fakat yenilmeyeceğiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hile yapan
– Oyun bozan
– Mızıkçı
– Ordubozan
Cümle içinde kullanımı: “Dağal-dâr olma kalbim, bir kez olsun heyecanını yitirmeden atmayı dene.”