Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sahtekar
– Hilekar
– Hilebaz
– Hileci
Cümle içinde kullanımı:“Dağal-bâz birinden korkmak lazımdır, bir dediği bir diğerini tutmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sahtekar
– Hilekar
– Hilebaz
– Hileci
Cümle içinde kullanımı:“Dağal-bâz birinden korkmak lazımdır, bir dediği bir diğerini tutmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Hile
– Fesat
– Hilekar
– Geçerliliğini yitirmiş para
– Kalp akçe
– Oyun
– Desise
– Dolap
Cümle içinde kullanımı: “Her oyunu her düzeni dağal edip bozan biri bulunur.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Gönül yarası
– Kalp yarası
– Büyük keder
Cümle içinde kullanımı: “Dâğ-ı dil nedir bilmezsin çünkü sen hiç aşkın pençesinde ateşlere atılmadın.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Yürek yarası
– Unutulmayacak acı
– Kalp yarası
– Büyük acı
– Keder
Cümle içinde kullanımı: “Çocuk kalbimin dağ-ı derûnu, seni sevmek büyümenin acısından betermiş.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Nişan
– Kızgın demirle vurulan damga
– Ceriha
– İz bırakan yara
– Yeryüzünün yüksek kesimi
– Kızgın demirle vurulan yakı
– Acı, üzüntü
– Kaya ve kumdan oluşan tepe
Cümle içinde kullanımı: “Sınırları çizmeden önce aramızdaki dağları aşmaya niyetli olsaydın keşke.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Savuşturan
– Defeden
– Zararsız hale getiren
– Allah
– Savan
– Engeli kaldıran
Cümle içinde kullanımı: “Bütün dertleri dâfî eden Rabbine sarıl, ondan başkası elini tutamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Adil davranan
– Adaletli
– Adilane
– Adil
Cümle içinde kullanımı: “Dostlarının arasında daima dâd-ver biri olmalısın yoksa hak geçirmekle kalmaz dostlarını kaybedersin.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yardımcı
– Yardım ulaştıran
– Yardıma yetişen
– Yaver
– Muin
Cümle içinde kullanımı: “Bu günlerde iyi bir dâd-res bulmak imkansız gibi bir şey.”
Kelime Kökeni: Farsça-özel ad
– Allah
– Tanrı
– İlah
– Cenab-ı hak
Cümle içinde kullanımı: “Dâdrâd bizi yüzü kızarmadan günah işleyenlerden eylemesi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Gönüllü olan
– Bir işe gönül verme
– İşe ortak olma
Cümle içinde kullanımı: “Bana kalırsa dâdistân olunan işten hayır gelmez, aş dediğine on el girmez.”