Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sürekli olsun
– Kadınlara verilen asalet unvanı
– Yaşlı kadın
Cümle içinde kullanımı: “Asil ve yaşı geçkin kadınlara dâme derlerdi eskiden.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sürekli olsun
– Kadınlara verilen asalet unvanı
– Yaşlı kadın
Cümle içinde kullanımı: “Asil ve yaşı geçkin kadınlara dâme derlerdi eskiden.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Güveyi
– Damat
– Evliliğe aday erkek
– Kızın kocası
Cümle içinde kullanımı: “Dâmâd olacak yaşa gelmeden çocuğu yaban ellere mi göndereceksiniz.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Sevgilinin saçı
– Aşık olunan kişinin saçı
Cümle içinde kullanımı: “Her derde devadır dâm-ı zülf kokun, misk-i amberle yarış eder.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Örümcek ağı
– Örümcekler tarafından örülen yuva
Cümle içinde kullanımı: “Dâm-ı ankebûdu bile bozamayacak vicdana sahip biri nasıl kıyar sana?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tuzak
– Yırtıcı tuzak
– Ahır
– Komplo
Cümle içinde kullanımı: “Avcı dâm kurmuş kuşların günahını alacak.”
– Kavurmak
– Yakmak
– Acıkmak
– Vahşi hayvanın ısırması
– Vurup kaçmak
– Talan etmek
– Yağma etmek
– Tutup esir etmek
Cümle içinde kullanımı: “Ağzından köpükler saçarak önüne gelene dalamak suretiyle saldırıyor resmen.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yoldan çıkma
– Sapmak
– Şaşmak
– Doğruluktan ayrılma
Cümle içinde kullanımı: “Delâlete düşmekten korkmayan insan, günahların en vahşisini işlemekten de çekinmez.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yoldan çıkma
– Dalalet
– Sapıklık
– Sapınç
– Doğru yolu terk etme
Cümle içinde kullanımı: “Allah çocuklarımızı dalâl insanlardan korusun kollasın.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Delalet eden
– Gösteren
– İşaret eden
– Doğru yoldan sapmış
– Delalete düşmüş
– Dâlle
– Kaçkun
Cümle içinde kullanımı: “Bu şehir beni anlamazdan gelirken ben yine dâl misali sana yöneldim.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Dakik olarak
– Dakikası dakikasına
– Tam zamanında
– Aksatmadan
Cümle içinde kullanımı: “Dakîkane biridir, söz verdi mi asla caymaz ve anında orada olur.”