Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yavaş yavaş kan sızan yara
– Damla damla kan sızan yara
– Kan sızdıran yaran
Cümle içinde kullanımı: “İçerimdeki dâmi’a kıpkırmızı, bir gör nasıl sızlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yavaş yavaş kan sızan yara
– Damla damla kan sızan yara
– Kan sızdıran yaran
Cümle içinde kullanımı: “İçerimdeki dâmi’a kıpkırmızı, bir gör nasıl sızlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Avcı
– Tuzakçı
– Avı kendine iş edinen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ormanların kralı gibi davranan dâmî, elinde tüfeğiyle çevresine korku salıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tehlikeli yer
– Tuzak kurulan yer
– Tuzak kurulan bölge
Cümle içinde kullanımı: “Kalbinde kurduğun dâm-gâh beni bin parçaya ayıracak.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Etek sallayan
– Hafif meşrep
– Serkeş
– Oyunbaz
Cümle içinde kullanımı: “Dâmen-zen bir kadındır, şen şakraktır gülücükler satar etrafına.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bir köşeye çekilmiş
– Elini eteğini çekmiş
– Feragat eden
Cümle içinde kullanımı: “Hayatının en güzel yıllarında dâmen-keş bir yaşam sürdü.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Baş örtüsü
– Eteklik
– Etek
– Etek yapmaya elverişli kumaş
Cümle içinde kullanımı: “Dâmenî dikeceğini söylemişti ama şalvar dikmiş.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Eteğe yapışan
– Asalak
– Yapışkan
– Bulaşık
– Hasım olan
– Etek tutan
– Abacı
– Tufeyli
Cümle içinde kullanımı: “Her makamın bir dâmen-gîri, her elmanın bir kurdu olur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– El etek öpen
– Riyakar
– Etek öpen
– Dalkavukluk eden
– Yaltaklık eden kimse
Cümle içinde kullanımı: “Her makamda mutlaka dâmen-bûs biri vardır.”
Kelime Kökeni: Farsa-sıfat
– İffetsiz
– Eteği bulaşmış
– Silisiz
– Silisi olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Dâmen-âlûd olduğu söyleniyor ancak böyle mesnetsiz iftiralara kulak asmayınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Etek
– Eteklik
– Kenar
– Dağ eteği
– Giysinin belden aşağı bölümü
Cümle içinde kullanımı: “Dâmen yakınlarında bir otlak vardır orada meleyen kuzuları düşlemeni istiyorum.”