– Toplamak
– Bir araya getirmek
– Biriktirmek
– Devşirmek
Cümle içinde kullanımı: Orhun kitabelerinde yer alan derşürmek kelimesinin günümüz Türkçesine çevrilmiş hali toplamaktır.”
– Toplamak
– Bir araya getirmek
– Biriktirmek
– Devşirmek
Cümle içinde kullanımı: Orhun kitabelerinde yer alan derşürmek kelimesinin günümüz Türkçesine çevrilmiş hali toplamaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Derse özgü
– Dersle ilgili
– Dersle alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Dersî kitaplarını yanından ayırmaman söylenmişti tüm talebelere.”
Kelime Kökeni: Arapça-ders+Farsça-hâne
– Ders yeri
– Ders vermeye özgü yer
– Sınıf
– Derslik
-Öğrencilerin öğretmenden ders aldıkları yer
Cümle içinde kullanımı: “Zilin çalmasıyla birlikte bahçedeki öğrencilerin hepsi ders-hâneye akın etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-ders+Farsça-hân
– Öğrenci
– Ders okuyan
– Talebe
– Şakirt
Cümle içinde kullanımı: “Edebiyat hocasının tüm ders-hânları şiire düşkün, eli kalemden ayrılmayan çocuklar.”
Kelime Kökeni: Özel ad (Farsça-der+Arapça-Arapça-sa’âdet)
– Payitaht
– İstanbul
– Saadet kapısı
– Tahtın bulunduğu yer
Cümle içinde kullanımı: “Der-sa’âdet olan İstanbul, Osmanlı imparatorluğunun başkentidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Müderrislerin cami ve benzeri yerlerde verdikleri ders
– Vaaz
– Halka ders veren müderris
– Medrese talebelerine ders veren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Der-i âmm talebelerine iyiliği ve vicdanı öğretmeyecekse verdiği dersin bir anlamı olamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kavrayışlı
– Anlayışlı
– Çabuk anlayan
– Müdrik
– Dikkatli olan
Cümle içinde kullanımı: “Yavrumun derrâ bir zihni vardır bir gördüğünü bir daha unutmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Savaş sırasında temel kazmaya yarayan bir tür alet
Cümle içinde kullanımı: “Zırhını indiren her asker eline derrâc alıp toprağı kazmaya başladı.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– En önce
– Göz önünde bulunan
– Öngörme
– Göz önünde tutma
– Aklından geçirme
– Tasarlamak
Cümle içinde kullanımı: “Der-pîş ettiğiniz üzere bu kişinin kötü biri olduğu doğru çıktı.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Ardı sıra
– Hemen
– Peşinden
– Arkasından
Cümle içinde kullanımı: “Yarına kalmadan gelen der-bey acıların kavruk tadında yarı aç yarı tok kaldım.”