Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tezgahtar
– Satış yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Destgâhdâr elinde birçok ürünle geldi hangisini alacağımızı şaşırdık.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tezgahtar
– Satış yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Destgâhdâr elinde birçok ürünle geldi hangisini alacağımızı şaşırdık.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tezgah
– İşyeri
– Tersane
– Dokuma aleti
Cümle içinde kullanımı: “Destgâh başına geçip ustalığını maharetini göster. “
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Boya ezmeye yarayan yuvarlak sert taş
– Mermerden yapılmış araç
Cümle içinde kullanımı: “Ebru sanatında ihtiyaç duyulan malzemelerden biri de Deste-seng’tir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Mevlevi dervişlerinin hücrede giydikleri uzun kollu cübbe
– Gül destesi
– Gül demeti
– Gül yığını
Cümle içinde kullanımı: Deste-gül dolu kucağında, kollarının arasında cennet saklı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sopa
– Değnek
– Çomak
– Baston
Cümle içinde kullanımı: “Deste-çûb ile akıllanacak olduktan sonra bunca dil dökmeye gerek mi var?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Demet
– Tutam
– El
– Sap
– Havan eli
– Gemi demir attıkça salıp zincirin üzerine binmesi durumu
– Bağ
– Kabza
– Demet
– Bağlam
– Aynı cinsten küme
Cümle içinde kullanımı: “Üzerime deste deste atılan ithamlarından kendimi aklama fırsatı vermedin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El uzatma
– Zulmeden
– El uzatan
– Sarkıntılık
– Zulmetmek
– Zulüm etmek
Cümle içinde kullanımı: “Dost dediğin dest-dırâz etmez, eli tutan sırrı tutandır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El öpmelik
– El öpme töreni
– Eski zamanlarda yapılan el öpme töreni
Cümle içinde kullanımı: “Torunların dest-bûsî zamanı geldi yılda iki kez yapıyoruz bunu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El öpme
– Sevgi, saygı ve nekazet göstermek amacıyla el öpmek
Cümle içinde kullanımı: ” Büyüklerinizi dest-bûs etmekte yüksünmeyin çocuklarım.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Eli bağlı
– El kavuşturmuş
– El bağlamış
– Elden ele
– El ele
Cümle içinde kullanımı: “Suçluyu destbedest edip yere yatırdılar, polisler birazdan gelecek.”