Bilinç Akışı Tekniği Nedir?

Bilinç Akışı Tekniği Nedir?

Bilinç akışı tekniği, roman ve öykü yazımında karakterlerin zihninden geçenleri seri bir şekilde ara vermeden, belli bir sıralama sokmaya gerek duymadan aktarmaya çalıştığı edebi anlatım tekniğidir.  Anlık izleklerden oluşan cümleler uzun ve karmaşık olmaya meyillidir.  Bu tekniği kullanan yazar, kahramanın nesneleri, hayatı, olayları nasıl algıladığını bilinç yansıması şeklinde açıklar.

İç monolog ve iç konuşma tekniğiyle karıştırılan bilinç akışı, benzerlik göstermesine rağmen yapısal olarak farklılık gözetmektedir.  Bilinç akışı tekniğinde gramere, imlâ kurallarına dikkat edilmeksizin kelimeler birbirini takip etmektedir.

Daha çok derin ve soyut ifadeler meydana gelirken, samimi düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olarak mantıksal örgütlenme içermez.  Bilinçsizliğe daha yatkın, anlık imgelerle sürekli değişen düşüncelerin bir araya gelmesidir.

Bu tekniği ustaca kullanan yazarlardan biri James Joyce‘dir, eserlerinin genelinde bilinç akışı tekniğinden yararlanmayı seçmiştir.

Ulysses eserinde bilinç akışı tekniğini protagonis olarak seçtiği Stephen Dedalus‘un anlık düşünceleriyle okurda zor anlaşılan, sürekli hareket halinde olan bilinçsizliği kelimeleriyle resmeder.

Türk edebiyatında is bilinç akışı akımına yazılarında başarıyla kullanan iki isim dikkat çekmektedir.  Oğuz Atay Tutunamayanlar romanında bilinç akışı tekniğini deneysel işleviyle adapte etmiş, romanın büyük bölümünü kahramanının düşünceleri kaplamıştır.  Tutanamayanlar yayımlandığı dönemde oldukça ilgi çekmiş ve eleştirmenler tarafından geçerli not alan bir eserdir.  Oğuz Atay özellikle başladığı bilinç akışı cümlemesini 75 sayfa boyunca noktalama işaretleri kullandırmadan peşi sıra sürüklemiştir.

Türk edebiyatının modern klasik yazarlarından biri olan Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli ve Aylak Adam romanlarında bilinç akışı tekniğini kullanmıştır.

Bilinç akışı tekniğini kullanan diğer yazarlar;

  • Orhan Pamuk – Sessiz Ev
  • Virginia Woolf – Dalgalar
  • D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar

Aritmofobi Nedir?

Aritmofobi Nedir?

Aritmofobi, sayılardan korkmaya verilen rahatsızlığın ismidir.  Psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanan Aritmofobi okul çağında yaşanan travmalardan oluşabilmektedir.

Sayıları görünce telaş yapan, tiksinen ve nabız atışları hızlanan bu kişiler, kolayca hesap yapamaz ve sayılara bakmaya tahammül edemezler.

Fobi hastalık derecesinde korku duymak kaygılanmak ve olağan dışı duyguların ortaya çıkmasına verilen isimdir.  İnsanların yaşadıkları kötü tecrübeler neticesinde bir çok farklı fobisi gelişebilir, tıpkı sayı korkusu olarak tanımladığımız Aritmofobi gibi.

Mor Cepken Nedir?

Mor Cepken Nedir?

Osman Şahin’in 2016’da yazmış olduğu eserin ismi olan Mor Cepken, kadının dik duruş sembolü olarak nitelendirilebilir.  Yörüklerin hayatlarına ve geleneklerine dair bir öyküyle tüm kadınlara seslenen yazar, kitap da yer alan aşk hikayesi ile yine kadınların gücüne dem vurmuştur.

1940 yılında Mersin’de doğan yazarın bir çok öyküsü uyarlanarak filmlere konu olmuştur.  ‘Kibar Feyzo, Züğürt Ağa, Kurbağalar, Adak, Keriz, Gülüşan’ filmlerinin senaryoları Osman Şahin’in yazdığı öykülerden uyarlanarak beyaz perdeye aktarılmıştır.

Toplumcu gerçekçi yazarımız feodalitenin insanlar arasında oluşturduğu yıkımı, modernitenin arkasında sakladığı sığlığı ve kısır döngüyü başarılı bir şekilde anlatmayı sürdürüyor.  Edebiyat dünyamızın nadide isimlerinden Yaşar Kemal, Osman Şahin için şu sözleri dile getirmiştir; ‘“Bana on Türk öyküsü seç deselerdi birini ‘Kırmızı Yel’ seçerdim”.

Yörük hikayeleri ve folklordaki üstün başarısı bilinen yazarın kendi sözleri ile Mor Cepken’ini tanıyalım.

“Mor Cepken” unutulmaz büyük bir aşk öyküsüdür. Öykü okunduğu zaman bunu herkes anlayacak. Mor Cepken, göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanıdığı yüce bir haktır. Erkeklerin ise korkulu rüyasıdır. Mor Cepken, Karacaoğlan türkülerinde geçer. Günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinir.

Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce Mor Cepken konur. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysidir. Yörük kızları sevdikleriyle evlenirlerdi. Başlık parası gibi alışkanlıkları yoktu. Mor Cepken evlilikte yeri, zamanı geldiğinde, darda kalan yörük kadınının erkeğine karşı kullandığı bir boşanma özgürlüğünün simgesidir.

Mor renk ihanete uğramış, aldatılmış, aşkın rengidir. “Mor Çatı” adı oradan gelir. Bizler dünyaya Mor Cepken’i yeterince tanıtabilseydik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü “Mor Cepken Günü” olarak kutlardık.

Evli yörük kadını, ihanete uğrayınca ya da kocası tarafından aşağılanıp dövülünce, bir şekilde Mor Cepken’i giyip herkesin görebileceği bir yere oturdu. Bu “ben bu herifi boşadım” demektir. O zaman akan sular durur, herkes işini gücünü bırakır. Masal anaları ile doğum ebeleri Mor Cepken giyen kadının çevresini alırlar. Boşadığı kocası ise evinden dışarı çıkamaz, kahveye gidemez, kimse yüzüne bakmaz. Büyük ödün verip de karısına Mor Cepken’i çıkartamazsa ömür ömüre dul kalacaktır. Kimse ona dul-şaşı kızını bile vermez. Körocak olarak kalır.

Göçebe yörüklüğünün kadınına tanıdığı hakka, özgürlüğe bakın siz! Bu olay günümüzde olsa erkek Mor Cepken giyen karısını herkesin gözleri önünde vurur, öldürür.

OSMAN ŞAHİN

Karadut Şiirinin Acıklı Hikâyesi – Bedri Rahmi Eyüpoğlu

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Agaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın a gülüm
Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum 
Gökte ararken yerde bulduğum 
Karadutum, çatal karam, çingenem 
Daha nem olacaktın bir tanem 
Gülen ayvam, ağlayan narımsın 
Kadınım, kısrağım, karımsın.

II

Sigara paketlerine resmini çizdiğim 
Körpe fidanlara adını yazdığım 
Karam, karam 
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam 
Sıla kokar, arzu tüter
Ilgıt ılgıt buram buram. 
Ben beyzade, kişizade, 
Her türlü dertten topyekün azade 
Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
Durup dururken yorulan 
Kibrit çöpü gibi kırılan
Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan 
Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan 
Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

N’etmiş, n’eylemiş, n’olmuşum 
Cömert ırmaklar gibi gürül gürül 
Bahtın karışmış bahtıma çok şükür. 
Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum.

Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sensiz bana canım dünya haram olsun.

Ardında kırık bir aşk öyküsü taşıyan bu şiir, Bedri Rahmi Eyüoğlu’nun yasak aşkı Mari Gerekmezyan’a yazdığı satırlardır.  Esmer güzeli sevgilisine Karadutum, Çatal Karam, Çingenem diye seslenen Bedri Rahmi, dillere düşen aşklarının geride kalan tarafıydı.

1949’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi-Heykel Bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan heykeltıraştı.  O dönemde akademide asistanlık yapan ünlü ressam ve yazar Bedri Rahmi E. tanıştı.  Birbirlerine delice tutulan iki aşık, sanatla ördükleri sevdalarını birbirlerine lanse etmekten çekinmediler.

Mari sevdiği adamın büstünü yaparken, sevdiği adam ise bu aşka şiirleri ve tablolarıyla karşılık veriyordu.  Tüm İstanbul bu aşktan haberdar olurken, Bedri Rahmi’nin evli olduğu eşi Eren hanımda sessiz kalarak kocasının ona dönmesini bekliyordu.  Bedri Rahmi Mari ile tanışmadan çok kısa bir süre önce eşi Eren Hanımdan bir oğlu olmuştu.

Ermeni asıllı olan Mari, ailesi ve toplumdan bu aşk uğruna dışlanıp aforoz edilirken, her zorluğa göğüs gererek günler ve aylarca sevdiği adamın yanında olmayı sürdürüyordu.

Kaşı kara, gözü kara Mari’nin ne yazık ki bahtı da karaydı.  Depdebeli aşklarını hiç hesapta olmayan bir felaket sonlandıracak, ayrılmalarına sebep olacaktı.

Mari tüberkülozdu, iyileşmesini sağlayacak olan antibiyotik dönemin şartları yüzünden temin edilemiyordu.  Yıl 1947’ydı dünya savaşı sonrası ilaç fiyatları çok yüksekti.  Bedri Rahmi tablolarını yüksek fiyatlara satarak sevdiği kadını Mari’yi yaşatmak için uğraşıyor, ölüme direnmesini istiyordu.  Ne yazık ki çabaları boşa giden ressamın karadutu, Mari Gerekmezyan aynı yıl içinde İstanbul Alman Hastanesinde gözlerini hayata yumdu.

Acı kaybını kaldıramayan Bedri Rahmi sanattan uzaklaşırken kendisini alkole ve kadehlere verdi.  Onu bu sarsılmaz acıdan kurtaran ise eşi Eren Hanım oldu. Dağıttıklarını toparlayan, yeniden yaşama tutunması için uğraşan Eren Hanım sonunda Bedri Rahmi’ye sirayet eden yastan kurtarabilmişti.

Yıllar sonra 1949’da İstanbul Büyük Kulüpte toplanan insanlar tarafından şiir okuması istenen Bedri Rahmi, yanında eşi olmasına rağmen Karadut’u okudu.  Gözlerinden yaşlar akarken, sesi titrerken okuduğu bu şiiri dinleyenlerin hepsi şiirin kime yazıldığını biliyordu.

Eren Eyüpoğlu’da biliyordu.  Ve sessizce kocasının o kadın için akan gözyaşlarına, safi aşk dolu sözlerine katlanıyordu.  O gecenin devamında bir süreliğine Paris’e yaşamaya giden Eren hanım, eşine mektup yazarken şu satırları kaleme almıştı.

“Canuşkam,

Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti. Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum. O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri’nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.

Eren.”

Duaları nihayet kabul bulan Eren hanım, sabırla beklediği eşi ona geri dönene kadar bekledi.  Oğlu ve karısının yanına dönen Bedri Rahmi Eyüpoğlu 1974’de vefat edene kadar ailesi ile mutlu bir ömür yaşadı…

Mobbing Nedir?

Mobbing terimin karşılığı bir kişiyi taciz etme, kabadayılık taslama, onunla alay etme  ve zorbalık taslama gibi eylemlerin yapıldığı grupsal bir olaydır.  Ofis hastalığı olarak nitelendirilen mobbing, düpedüz kişiye yapılan psikolojik tacizdir.

Mobbing tüm yönleriyle kişiyi damgalayan, küçük düşmesine sebebiyet veren, alaycı, izolasyon ve dışlamayı içerisinde barındırır.

Literatüre ofis şiddeti olarak gören mobbing, iş yerindeki bir grubun bir şahıs üstünde yoğunlaşarak dışlama ve kötü hatta düşmanca davranışları sonucu kişinin sindirilmesiyle ortaya çıkmaktadır.  Kişi bu baskı nedeniyle işini doğru düzgün yapamayarak kendisini ortamda güvenli hissedememektedir.

Üstleri, meslektaşları ve astları tarafından mobbing gizliden gizliye, açık şekilde yada dolaylı olarak yapılabilir.  Başarısı ve iş yerindeki yeteneği dolayısıyla mobbinge maruz kalan kişi, diğer grupta tehdit olarak algılanır.

Tehdit olarak algılanan kişiye yapılan mobbing örneklerine şunları verebiliriz;

  • Alay etme
  • Lakap takma
  • İşini sabote etmek
  • Çalışmasını zorlaştıracak ortam oluşturmak
  • Ofis ortamında tecrit edilmesi
  • Yokmuş gibi davranmak
  • Kaba ve kötü sözlerle onurunu kırma
  • Sözlü olarak küçümseme
  • Pozisyonunu beğenmeme
  • Gurur kıran şakaların yapılması
  • İş tanımında olmayan işlerin verilmesi
  • Motivasyonunun düşmesi için uğraşmak

Mobbing’e uğrayaşan kişilerde zamanla stres ve kaygı düzeyinin artması, psikolojisinin bozulmasına kadar varırken kişinin işinden istifa etmesine kadar dayanmaktadır.

Birey bu durumla karşılaştığında mobbing’e uğradığını delil olarak ispatlayarak, alttaki mercilere başvurabilir;

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına
  • ALO 170
  • Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)
  • TBMM
  • Türkiye İnsan Hakları Kurumu
  • Kamu Görevlileri Etik Kurulu

Dünyanın En büyük Şovu- Rio Karnavalı Nedir?

1 Martta geleneksel başlangıcını yapan Dünyanın en büyük şovu olan Rio Karnavalını mutlaka duymuşsunuzdur. Rio karnavalı dendiğinde akla gelen gösterişli kıyafetler, çılgın danslar, muhteşem dekorlar, eğlencenin yüksek ritmlerle buluştuğu geçit törenleri akla geliyor muhtemelen.

Brezilya’nın Rio de Janerio şehrinde düzenlenen bu büyük çaplı karnavala katılım tüm dünya ülkelerinden akın eden turistlerle sağlanırken, yerli halk da bu özel kutlamaya bir yıl boyunca hazırlanmaktadır.

Sokak partilerinde dans eden Samba dansçılarının rengarenk kıyafetleri dünya genelinde ilgiliyle izlenirken, Rio karnavalı geleneği günümüzden bayağı bir geçmişe dayanıyor.

1933’e uzanan tarihi bazı söylentilere göre 1723’e dayanmaktadır. Karnaval her yıl Şubat yada Mart ayında düzenlenirken, kesin tarihi sürekli değişlik göstermektedir. Eğlence düşkünlerinin merakla bekledikleri bu etkinlik istisnasız olarak Cuma açılışı yapılarak Salı gününe kadar devam edilmektedir.

King Momo Kimdir?

1933’den bu zamana Rio belediye başkanının taç takması ve karnavalın anahtarını vermesiyle Karnavalın startı veriliyor. Mitte geçen efsaneye göre karnavala eğlencenin başlama yetkisi Kral Momo’ya verilmiştir. Ki King Momo, her sene farklı biri olarak seçilir.

Samba Parade Nedir?

Milyonlarca ziyaretçinin akın ederek izlemeye koştuğu Rio karnavalı haricinde, Brezilya da bir çok karnaval da düzenlenmektedir. Dünyanın dört bir yanından ilgi gören, gerek kostümlerin, can alıcı renklerin ve dansların eşlik ettiği en büyük karnaval hiç kuşkusuz Rio karnavalı.

Sambadrome da 1984’den beri gerçekleşen samba geçiş töreni, ülkenin en iyi 40 samba okulunun hünerlerini sergiledikleri bir yarışa dönmüştür.

Samba okullarının tasarladıkları dekorlu geçiş arabaları, muhteşem kostümleri ve sambanın görkemli ritmleriyle başlayan geçit töreni, sokak boyunca harika sahnelerin baş rolünü kapıyor.

Samba Parade’yi izlemek için dünyanın her yerinden gelen milyonlarca ziyaretçi, Sambadrome da kategorilere ayrılmış oturma planlarından bilet alarak gösteriyi yakından izleyebiliyor.

Çeşitli eğlencelerin ve aktivitelerin devam ettiği karnavalda yarışan Samba okullarını değerlendiren 40 jürisi, 10 kategori içinde birinciyi seçiyor. Farklı bir hikayeyi dansları ve müzikleriyle anlatan dansçılar, istedikleri kostümleri giyerek dans etmekte sonuna kadar serbestler.

Eğlencenin ve müziğin kalbinin attığı Rio karnavalında yarışan tüm samba okullarının her birinin 85 dakikalık bir gösteri hakkı bulunmakta. Ki bu da geçitin sabah 6 ya kadar sürmesine neden olabiliyor.

Karnavalın haricinde yüzlerce sokak partisininde düzenlendiği Rio, müzik ve dans ile kendini kaybetmek isteyenlerin tek adresi. Unutulmaz anlar yaşayarak, muazzam gösterilerle muhteşem anılara sahip olmanızı sağlayacak Rio Karnavalı ile enerjiyle ışıldayın…

TEMBİH NEDİR?

Tembih Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça, İsimdir

İkaz etmek, Bir şeyi yapmaması için uyarmak

Bir şeyi belli şekilde olması için üstelemek, hatırlatmak

Eş anlamlısı Uyarma

Cümle İçinde Kullanımı:’ Onu son kez tembihliyorum bir daha böyle bir şey olmasına müsaade etmem’.