Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kırmızı gül, çiçek
– Lale
– Süs bitkisi
Cümle içinde kullanımı: ” Bahçelerimizde açan âteş-i bahâr, bülbülleri kıskandırır lakin bizler kıyamaz koparmazdık boyunlarını.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kırmızı gül, çiçek
– Lale
– Süs bitkisi
Cümle içinde kullanımı: ” Bahçelerimizde açan âteş-i bahâr, bülbülleri kıskandırır lakin bizler kıyamaz koparmazdık boyunlarını.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kırmızı şarap
– Gözyaşı
– Hastalık, maraza
– Harp, savaş, cihat, arp
Cümle içinde kullanımı:” Âteş-i ter ile dolu kadeh boşalmadan masadan kalkmaz er kişi. “
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Yakıcı ateş
– Hararetli ateş
Cümle içinde kullanımı:” Ellerimin avucuna düşen âteş-i sûzân bir beni değil dokunduğum tüm cismani mahlukları yakacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ayrılık ateşi
– Firak ateşi
– Âteş-i hecr
– Birbirinden uzak düşmenin verdiği büyük üzüntü
Cümle içinde kullanımı: “ Beni de kör ama eden âteş-i hicr, yardan ayrı düşmektir. “
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Gönül ateşi
– Aşk ateşi
Cümle içinde kullanımı:” Ey canım, âteş-i dil sarmışken yüreğimi geriye kalan her şey gözümde teferruattır. “
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kılıç, hançer
– Çelikten silah
– Sivri uçlu ateşsiz silah
Cümle içinde kullanımı: ” Âteş-âb-perver; ucunda kordan bir sıcaklık, sapında güçten yontulmuş bir adalet taşır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yakıcı, parlayıcı madde
– Hararet, vücut ısıs
– Ateşli silahların patlaması
– Silah için emir ve komutası
– Yangın
– Öfke, hiddet
– Nâr
– Kırmızı
– Humma, sıtma nöbeti
– Coşkunluk, coşku, heyecan
Cümle içinde kullanımı:” İçimize düşen âteş, her birimizi öyle bir yakacak ki yandım dedikçe ağlayacağız.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bunama, bunaklık
– İhtiyarlık
– Yaşlanmayla gelişen hastalık
Cümle içinde kullanımı:” Muayene olmak için gelen atehten muzdarip amcanın hastaneyi tek başına nasıl bulduğu beni bile şaşırttı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Basamak, kademe, paye
– Eşik, âsitan, kapı eşiği
– Makam, ziyaretgâh
Cümle içinde kullanımı:” Sundurmadan atebe adım attığında gördüğü manzarayla yere çakılmış gibi dondu kaldı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Saygın ve yüce değeri olan yerler
Cümle içinde kullanımı:” Atebât-ı Âliyye olarak anılan yerlerden biri de Çanakkale Şehitliği ve Şehitler Anıtıdır.”