Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş böceği, yıldız kurdu
– Frengi
– Şimşek
– Ateş parçası
– Sifilis
Cümle içinde kullanımı:” Gece ormanın derinliklerinde âteşeklerin şarkısını duyabilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş böceği, yıldız kurdu
– Frengi
– Şimşek
– Ateş parçası
– Sifilis
Cümle içinde kullanımı:” Gece ormanın derinliklerinde âteşeklerin şarkısını duyabilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş saçıcı
– Ateş saçan
– Ateş dağıtan
Cümle içinde kullanımı: ” Kızıl güllerin yakınından hiç geçmedin mi, âteş-efşân renkleri gözlerini kamaştırır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Her güzeli seven, her güzele gönül veren
– Akar gönüllü, şıpsevdi
– Sözü etkili ve dokunaklı olan
– Zeki kimse, zeyrek
Cümle içinde kullanımı: “Çehresi her gül olana kendini âteş-dil eylersen, gönlünde aşk yer mi kalır evlat!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sıkıntılı günler yaşamış kimse
– Ateş görmüş kimse
Cümle içinde kullanımı:” Âteş-dîde, acının ateşinde yanmış kor olan insanlara denir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Etkileyici konuşan, sesi yanık ve dokunaklı olan
– İnsanın içini etkileyen sese sahip kimse
Cümle içinde kullanımı:” Saz tutan şu delikanlıyı görüyor musun, âteş-dem sesiyle bir türkü çığırttı mı gözlerinden yaş akar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş toplanan yer
– Mangal
– Ocak
– Korluk
– Şömine
Cümle içinde kullanımı: ” Büyük odunları mutfakta yer alan âteş-dân içine yerleştirip ateşi harlamalıyım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Saf altın
– Kırmızı altın
– Halis altın
Cümle içinde kullanımı: ” Âteş-besteden yapılan bir çift alyans bulundu, anlaşıldığı üzere oldukça eski.”
Kelime Kökeni: Farsça-âteş-bâz+Arapça-î
– Ateşbazlık, eski savaşlarda yapılan harp malzemesi
– Donanma fişeklerini hazırlayan Osmanlı askeri
Cümle içinde kullanımı:” Eskilerden şenliklede ateşle dans edip oynayan kişilere Âteş-bâzî adı verilirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hokkabaz
– Ocakçı, ateşçi
– Fişekçi
– Ateşle oynayıcı
– Mutfakta ocak işlerine bakan kimse
Cümle içinde kullanımı:” Büyük saray ve konaklarda ocaklarla ilgilenen âteş-bâz bulunurdu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş saçan
– Ateş yağdıran
Cümle içinde kullanımı: ” Âteş-bâr olarak adlandırılan volkanların lavların dünyanın merkezi olan çekirdeğinden gelmektedir. “