Kelime Kökeni: Arapça
– Müşteri
– Sütü bol deve
– Mars
– Jüpiter
– Gezegenlerin en büyüğü
Cümle içinde kullanımı: “Bercîs müşteri isimli yıldızdır gezegenler arasında güneşe yakın beşincisi olup en bilinen ismi Jüpiter’dir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Müşteri
– Sütü bol deve
– Mars
– Jüpiter
– Gezegenlerin en büyüğü
Cümle içinde kullanımı: “Bercîs müşteri isimli yıldızdır gezegenler arasında güneşe yakın beşincisi olup en bilinen ismi Jüpiter’dir.”
– Yakıştırmak
– Yüceltmek
– Uygun düşürmek
– Yaraştırmak
– Uydurmak
Cümle içinde kullanımı: “Ber-câ etmek için söylediklerini aklımda tutmaya çalışıyorum ama nafile uğraş!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Uygun olan
– Yerinde
– Tam
– Münasip
– Hoşa giden
– Yaraşır
Cümle içinde kullanımı: “Ber-câ görülmeyen teklifler anında reddedilerek daha münasip teklifler beklenecek.”
Kelime Kökeni: Ad
– Oklava
– Hamur açmaya yarayan ince değnek
Cümle içinde kullanımı: “Berc ile uslanmayan kötekle de adam olmaz.
Kelime Kökeni: Arapça-berber+Farsça-istân
– Berber ulusunun kuzey Afrika’da bulunan yerleşim bölgesi
– Berberiler
Cümle içinde kullanımı: “Berberistân bugünkü Cezayir, Fas, Tunus, Mısır ve Libya’yı içine alan Kuzey Afrika’da yer almaktaydı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Berber dükkanı
– Saç sakalın kesildiği dükkan
Cümle içinde kullanımı: “Berber-hâne işleten amcanın elleri nasıl makasa alışıksa yalancının ağzı da hileye çalışır.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Berber kavminin konuştuğu dil
– Berberiler kavminin yaşam tarzı
Cümle içinde kullanımı: “Kuzey Afrika’nın en eski yerli halklarından biri olan Berberiler eski bir kabile olup Berberce dilini kullanmışlardır.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-barbiere
– Saç kesen
– Tıraş eden
– Afrika’nın kuzey bölgesinde Cezayir ülkesinde yaşayan bir kavim
– Saç ve sakal kesen bunu meslek edinen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Berber çırağı olarak ilk iş hayatıma başladığımda çalışmanın tüm zorluklarını görmeye başlamıştım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Anne sırtına bebeği bağlamayı sağlayan kuşak, bez parçası
Cümle içinde kullanımı: “Ber-bendi sıkıca bağlayan yaşlı kadın torununu sırtında taşıyarak onca yolu yürüdü.”
– Bozmak
– Yıkmak
– Alt üst etmek
– Kötü duruma getirmek
– İşi batırmak
Cümle içinde kullanımı: “Belki de hayatımın en iyi fırsatını berbâd ettiğimi ima ediyorsun.”