– Yakmak
– Bozmak
– Çıra koymak
– İfsat etmek
– Alevlendirmek
– Düzeni bozmak
– Karışıklık çıkarmak
Cümle içinde kullanımı: ” İçindeki nefrete hakim olamazsan korkarım onların mutluluğunu çıralamak isteyeceksin.”
– Yakmak
– Bozmak
– Çıra koymak
– İfsat etmek
– Alevlendirmek
– Düzeni bozmak
– Karışıklık çıkarmak
Cümle içinde kullanımı: ” İçindeki nefrete hakim olamazsan korkarım onların mutluluğunu çıralamak isteyeceksin.”
– Tahrip etmek
– Yıkmak
– Dağıtmak
– Zarar vermek
– Mağlup etmek
– Bozguna uğratmak
– Mahcup etmek
– Bağın ürünlerini toplamak
– Geçersiz kılmak
– Büyük parayı küçültmek, altını paraya çevirmek
– Kafayı takmak
– Izrâr etmek
Cümle içinde kullanımı: “Birbirimize verdiğimiz kavlimizi bozmak istemezdim lakin hayat denilen gerçek bizi yok ediyor.”
– Bozmak
– Yıkmak
– Alt üst etmek
– Kötü duruma getirmek
– İşi batırmak
Cümle içinde kullanımı: “Belki de hayatımın en iyi fırsatını berbâd ettiğimi ima ediyorsun.”