Kelime Kökeni: Farsça
– Viran, harap
– Telef olmuş
– Mülevves
– Pis
– Kötü
– Fena
– Zayi olmuş
– Perişan
Cümle içinde kullanımı: “Berbâd olmuş hayatımın müsebbibi sensin anne, beni bu denli saf yetiştirmemeliydin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Viran, harap
– Telef olmuş
– Mülevves
– Pis
– Kötü
– Fena
– Zayi olmuş
– Perişan
Cümle içinde kullanımı: “Berbâd olmuş hayatımın müsebbibi sensin anne, beni bu denli saf yetiştirmemeliydin.”
Kelime Kökeni: Arapça-berzah çoğul biçimi
– Berzahlar
– Kıstaklar
– Kabirler
Cümle içinde kullanımı: “Berâzıh varken ölümden korkmana ne gerek var can!”
Kelime Kökeni: Arapça-berzîk çoğul biçimi
– Gruplar
– Cemaatler
– Bölükler
– Takımlar
Cümle içinde kullanımı: “Devlet adamları ve ulemalar tarafından yönetilen berâzîk bilgiye aç öğrenci gibidir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kılıç kama gibi aletlerin sapı
Cümle içinde kullanımı: “Berâzbânı tutan elin hiç mi titremez bir masuma yanaşırken!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğendire
– Kalil
– Az olan
– Çiftlik hayvanlarını dürterek yürütmek için kullanılan uzun değnek
– Ürendire
– Üyren
Cümle içinde kullanımı: “Elinde tuttuğu berâzı ineklere dürten çoban kocaman sürünün hakkından tek başına gelebiliyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-beriyye
– İnsanlar
– Yaratıklar
– Bütün canlılar
– İnsan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerindeki tüm berâyâ buraya toplanmışken yemin olsun gideceğim bu diyardan.”
Kelime Kökeni: Farsça-edat
– İçin
– Maksadıyla
– Binaen
– Amacıyla
– Dolunayın en parlak hali
Cümle içinde kullanımı: “Kötülük berây asıl olmuşsa gözünü aydınlığa çevirtemezsin bir kez karanlığa saplanmışı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Seçkin
– Seçilmiş
– Yükseltilmiş
– Yükseğe çıkarılmış
– Mutena
– Elit
Cümle içinde kullanımı: “Ber-âverde kimseler için özel olarak hazırlanmış yemeklerin yanı şıra kan kırmızısı şaraplar da soğutuldu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bereketli
– Verimli
– Bol
– Randımanlı
Cümle içinde kullanımı: “Ber-âver topraklar bizi kucağına çağırırken memleket özlemi artık burnumuzun direğini sızlatıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-berât çoğul biçimi
– Beratlar
– İmtiyaz gösteren belgeler
Cümle içinde kullanımı: “Sözü edilen berâvât yoldan geçene veriliyor olsaydı biz burada olmazdık.”