Kelime Kökeni: Ad
– Duta benzer bir tür meyve
– Meyve veren bir çalı
– İt üzümü
– Diken dutu
– Tilki üzümü
Cümle içinde kullanımı: “Böğürtlenli kekini yemeden şuradan şuaraya asla gitmem.”
Kelime Kökeni: Ad
– Duta benzer bir tür meyve
– Meyve veren bir çalı
– İt üzümü
– Diken dutu
– Tilki üzümü
Cümle içinde kullanımı: “Böğürtlenli kekini yemeden şuradan şuaraya asla gitmem.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Araları açılmış
– Dostlukları sona ermiş
– Arkadaşlıkları bitmiş
Cümle içinde kullanımı: “Uzun bir süredir aramızın bozuşuk olduğu bir arkadaşla denk geldik sadece selam vermekle yetindik.”
– Küsmek
– Araları açılmak
– Darılmak
– İncinmek
– Gücenmek
Cümle içinde kullanımı: “Konuştuk görüştük her şey iyiydi derken çok anlamsız bir konu yüzünden bozuştuk.”
Kelime Kökeni: Ad
– Döküntü
– Bozuk şeyden arta kalan kısım
– Bozulmuş olma durumu
– Gerçek kimliğini taşıyamama
Cümle içinde kullanımı: “Tamir sonrasında arta kalan bozundu bizim hiç bir işimize yaramaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kertenkele cinsi
– Gri renkte kertenkele
– Küçük sürüngen hayvan
Cümle içinde kullanımı: “Yaz aylarında bizim evlerin duvarlarında gezinen bozumcaları çok görürsün.”
Kelime Kökeni: Ad
– Toplama
– Kesme
– Devşirme
– Bozma
– Tahrip
– Mahcupluk
– Utangaçlık
Cümle içinde kullanımı: “Bağ bozum zamanında gelen, saçlarımı altın sırmaya benzeyen bir kadını sevdim yıllar yılı.”
– Bozguna uğramak
– Kızmak
– İçerlemek
– Dağılmak
– Görev yapamaz hale gelmek
– Kokmak
– Yenemez duruma gelmek
– Bozma işini yapmak
– Arıza yapmak
– Kırılmak, alınmak
– İçin için öfke beslemek
Cümle içinde kullanımı: “Eski bir müzik kutum vardı çocukluktan kalan yenilerde bozulmuş olduğunu fark ettim, bir nebze çocukluğum benden biraz daha uzaklaştı.”
Kelime Kökeni: Ad-sıfat
– Bozulmuş olan
– Kullanım süresi dolmuş
– Paranın madeni olanı
– Sıkıntılı
– Kızmış
– Bağlamanın bir türü
– Sazın küçüğü olan çalgı aleti
– Gergin
– Rahatsız
– Tedirgin
Cümle içinde kullanımı: “Bozuk para gibi harcanan hayatımın mesulü ben değilim efendim, günümüzün şartları aklımızla oynuyor.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Boz renginde
– Boz rengine çalan
– Açık toprak renginde
– Kül renginde olan
Cümle içinde kullanımı: “Bozrak tüyleri zekayla parlayan gözleriyle bu köpeğin bendeki yeri her zaman başka olacak.”
– Tahrip etmek
– Yıkmak
– Dağıtmak
– Zarar vermek
– Mağlup etmek
– Bozguna uğratmak
– Mahcup etmek
– Bağın ürünlerini toplamak
– Geçersiz kılmak
– Büyük parayı küçültmek, altını paraya çevirmek
– Kafayı takmak
– Izrâr etmek
Cümle içinde kullanımı: “Birbirimize verdiğimiz kavlimizi bozmak istemezdim lakin hayat denilen gerçek bizi yok ediyor.”