– Haykırmak
– Böğürmek
– Bağırmak çağırmak
– Çığlık atmak
– Feryat etmek
– Acı acı bağırmak
Cümle içinde kullanımı: “Yangın çıkıp alevler etrafı sardığında geyiklerin bozlaması, gökyüzünün dumana boğulması kıyamet gibiydi.”
– Haykırmak
– Böğürmek
– Bağırmak çağırmak
– Çığlık atmak
– Feryat etmek
– Acı acı bağırmak
Cümle içinde kullanımı: “Yangın çıkıp alevler etrafı sardığında geyiklerin bozlaması, gökyüzünün dumana boğulması kıyamet gibiydi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bozrak
– Güneydoğu Anadolu’ya özgü uzun hava
– Türkü ezgisi
– Acıklı türküler
Cümle içinde kullanımı: “Siyah saçlarını okşadığım gecelerde dilimi yakan bozlak okuyuşlarımı hatırla.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yenik
– Mağlûp
– Bozulmuş
– Perişan
– Harap
– Viran
– Yenilgi
– Hezimet
– Mağlubiyet
Cümle içinde kullanımı: “Gönül bağımdaki yerini kimse alamazdı şayet ayrılıkla bozguna uğratmasaydın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Gürz
– Demir topuz
– Doğan
Cümle içinde kullanımı: “Bozdoğan cinsinden bir şahin olduğunu düşünüyorum ama kesinkes bir şey söylemem zor.”
– Ağarmak
– Kırlaşmak
– Rengi atmak
– Renk değiştirmek
– Benzi sararmak
Cümle içinde kullanımı: “Elçilikten ona değil de bana davet mektubu geldi diye bozardı baksana.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Yapılmış bir işi dağıtan
– Fesheden
– İhlal eden
– Bozma
– Düzenden çıkma
Cümle içinde kullanımı: “Aranızı sürekli bozan sen değilsin o artık bu ilişkiyi yürütmek istemiyor.”
Kelime Kökeni: Türkçe-boza+Farsça-hâne
– Boza yapılan yer
– Boza satılan yer
Cümle içinde kullanımı: “Bu yapı eskiden Bozahâne olarak kullanılırdı şimdiler de bomboş ve harabe olarak öylece duruyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Arpa, darı ve buğday hamurunun ekşitilmesiyle oluşan mayhoş içecek
– Tahıllardan yapılan koyu tatlı veya ekşi içecek
Cümle içinde kullanımı: “Bizim hanım hamilelik döneminde sürekli boza aşerdi durdu.”
– Boyun eğmek
– İtaat etmek
– Boyun eğmek
– Buyruğa uymak
– Söz dinlemek
Cümle içinde kullanımı: “Validem şu yaşıma kadar ağzınızdan çıkan hiçbir söz boysunmak dışında isyan etmedim lakin bu durum başka.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Boynuzu olan
– Çıkıntısı olan
– Uzantısı bulunan
– Boynuzu çıkmış
Cümle içinde kullanımı: “Sadakat bazı kişilerde bulunmuyor ne yazık ki, birlikte oldukları kişileri boynuzlu konumuna sokmayı seviyorlar.”