Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tatar oku
– Venedik kenti
– Tatar yayı
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden kalma müzede gösterilen Bundukiyye’yi gördün mü şahane bir şey.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tatar oku
– Venedik kenti
– Tatar yayı
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden kalma müzede gösterilen Bundukiyye’yi gördün mü şahane bir şey.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Fındıkla ilgili
– Fındıkla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Bundukî konularının geçtiği tüm sohbet konularını ve kitapları okudum.”
Kelime Kökeni: Arapça-bunduk+Farsça-dâr
– Fındıkçı
– Fındık satan kimse
– Fındık yetiştiren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bunduk-dâr olarak kazandığı parayla Karadeniz’de birçok kızı okutup meslek sahibi olmasını sağladı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Fındıkçı
– Fındık yetiştiren satan kimse
– Oynak
– Cilveli
– Cilvekâr
Cümle içinde kullanımı: “Bundukcı bir kadın olduğunu ben dahil tüm kasaba biliyor zaten.”
Kelime Kökeni: Arapça-benâdık
– Fındık
– Küçük taş
Cümle içinde kullanımı: “Bunduk yiye yiye etrafta dolanıyor bu kadar enerjiyi ne yapacak bilmem.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yoldaş
– Arkadaş
– Sırdaş
– Yaren
– Refik
Cümle içinde kullanımı: “Bundaş biri olsun yanımda konuşacak başka bir şey aramam.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Buraya
– Burada
– Bu yerde
Cümle içinde kullanımı: “Bunda ne var da büyüttünüz bu kadar kız istediğini sevmekte gönlüne almakta özgürdür.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Böyle
– Bu tarzda
– Bu halde
– Bu kadar
– Bu miktarda
– Bu denli
Cümle içinde kullanımı: “Buncılayın gam bizi yıkmaz be oğlum biz ne kara günler atlattık bilsen.”
Kelime Kökeni: Sıfat ve zarf
– Bu kadar
– Bunun gibi
– Bu kadar küçük
– Bunun gibi
– Buna benzer
Cümle içinde kullanımı: “Buncağız şeyden zarar gelir mi yavrum daha neler görecek neler duyacaksın insanlardan.”
Kelime Kökeni: Zarf ve sıfat
– Birçok
– Pek çok
– Epey
– Bu denli
– Epeyce
– Hayli
– Oldukça
Cümle içinde kullanımı: “Bunca eziyet ve gayretin bedeli ağır sözler ve iftira olmamalıydı.”