Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İki yüzlü
– Gönlünde iki sevgisi olan
– İki tarafı olan
Cümle içinde kullanımı: “Toplumda düdil kişiler her zaman ayrık otu gibi ayrılır kendilerini belli eder.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İki yüzlü
– Gönlünde iki sevgisi olan
– İki tarafı olan
Cümle içinde kullanımı: “Toplumda düdil kişiler her zaman ayrık otu gibi ayrılır kendilerini belli eder.”
Kelime Kökeni: Ad
– Derin
– Bataklık
– Delik
– Doğal kuyu
– Derin kuyu
– Batak bölge
Cümle içinde kullanımı: “Düden şelalesine ailecek bir gezi planlıyoruz önümüzdeki haftalarda.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Tavuklar
– Piliçler
– Kümes hayvanları
– Horoz cinsleri
Cümle içinde kullanımı: “Geçimini sağladığı tek şey dücüc yetiştirip satmak.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tavuk
– Piliç
– Kuğu
– Kümes hayvanı
Cümle içinde kullanımı: “Misafirlere önce dücâceden yapılma pilav veriliyor tepsilerle.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Karanlık
– İyi seçilemeyen ortam
– Zulmet
– Işığı olmayan yer
– Işıktan yoksun yer
Cümle içinde kullanımı: “Dücâ bir yerde tek başına kalmaktan korkuyor sürekli ağlıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Makat
– Kıç
– Bir işin sonu
– Bir şeyin arkası, gerisi
– Anüs
– Büzük
– Şerç
Cümle içinde kullanımı: “Hastalığının dübür de çıktığını söyledi ama baya utandı.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Rübai
– İki beyitten oluşan nazım biçimi
– Dört dizeli ve özel tartılı bir koşuk
Cümle içinde kullanımı: “Dübeyit de adı geçen güzelin kaşları kemana benzetilmiştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-dü+Türkçe-beş
– Tavla oyununda her iki zarda da beş sayısının gelmesi
– Atılan zarlarda beş benekli tarafın gelmesi
Cümle içinde kullanımı: “Son elde bir tane dübeş gelirse sen kazanacaksın”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Katmetli
– İki kat
– Her iki zarda da ikili gelme
– Dübara
– Kat kat olan
Cümle içinde kullanımı: “Oyunda dübâre gelme şansı yarı yarıyadır tıpkı hayat gibi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İki cihan
– Dünya ve ahiret
– İki alem
– Dü-âlem
– İki dünya
Cümle içinde kullanımı: “Bu hayatta ne yaparsan ne tutarsan tut dü-cihân için yap.”