İRONİK NEDİR?

İronik nedir?

Kelime kökeni: Fransızca sıfattır.

İroniye dayalı, bağlı.

Alaysılı, cinaslı, kinayeli alay eden.

Söylenen sözün tersini kastederek, bir kişi veya olayla ilgili alay edilmesi durumu.

Cümle içinde kullanımı:’Kızdan hoşlanmamam ne ironik, oda benden hoşlanmıyor.’

İDEALİZE NEDİR?

İdealize nedir?

Kelime kökeni: Fransızca sıfattır.

Türkçede yalnız kullanılmaz, gerçekte olmayıp ancak düşünce, tasarım olarak varsaymak, yetkinliğin ulaştığı en son aşama olarak görmek, en yüce erek olarak tasarlamak anlamındaki idealize etmek sözünde geçer.

Mükemmel olarak görmek, idealleştirmek.

İdeal durum, an.

Cümle içinde kullanımı:’Bu evin koşullarını bizim için idealize edecekler.’

TENKİT NEDİR?

Tenkit nedir?

Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.

Eleştirme., eleştiri, noktalama, virgül gibi işaretler koymak.

Temizleme, fenasını atma.

Noktalamak. Yazıda nokta, virgül gibi işaretler koymak.

Cümle içinde kullanımı:’Bu programda diline hakim olamadığı en çok tenkit alıyordu.’

TASVİR NEDİR?

Tasvir nedir?

Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.

Betimleme, betim, resim, figür, tarif etme, fotoğraf, suretini çıkarma.

Canlandırarak anlatma, ifade etme.

Görebildiğimiz ve hissedebildiğimiz şeyleri bize gösterebilecek veya hariçte vücudu olmayan fakat hissedilen şeyleri duyurabilecek meleke.

His ve mahsusata münhasır olan ifade.

Gölge oyununun renkli, figürlerine verilen ad. Özellikle deve derisinden yapılanı iyi olur, ancak dana, manda, sığır derisinden de yapılır.

Cümle içinde kullanımı:’Tiyatronun en önemli özelliği insanlara tasvir ederek, yaşayarak anlatmaktır.’

RİAYET NEDİR?

Riayet nedir?

Kelime kökeni: Arapça isimdir.

Uyma, boyun eğme, denileni yapma, gözetme, hürmet etmek, cüvar, otlatmak, otlanmak, korumak.

Sayma, saygı, ağırlama, itibar etme, gütme, bakım, Hıfz etmek.

Cümle içinde kullanımı:’Gitmek gerekiyorsa riayete uyup ziyaret etmeliyiz.’

MÜLAZIM NEDİR?

Mülazım nedir?

Kelime kökeni: Arapça eskimiş ve isimdir.

Bir işe girmek için bir süre ücretsiz olarak o işe devam eden.

Teğmen, subay, stajyer, gerekli, lüzumlu, maaşsız iş.

Atanmak için sırasını bekleyen müderris ya da kadı adayları.

Kanuni döneminden beri savaşa çıkan padişahların daire hizmetleri için ayrılan kapı kulu süvarilerinden sayısı 300 olan atlıya verilen ad.

Osmanlılarda bir ücret almadan devlet hizmeti yapan aday görevli.

Ayrılmayan, tutunup kalan, bağlı kalmış.

Eş, ekli, iliştirilmiş.

Cümle içinde kullanımı:’Bu fırında çok emeği olmasına rağmen hala mülazım çalışıyor bir kuruş para almıyor.’