Kelime Kökeni: Arapça
– Aşığa yaraşır biçimde, aşığa yakışır halde
Cümle içinde kullanımı: ” Âşıkâne bakışlarıyla etrafta dolaşan bu oğlan sevdiğini alamadığından Mecnun oldu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşığa yaraşır biçimde, aşığa yakışır halde
Cümle içinde kullanımı: ” Âşıkâne bakışlarıyla etrafta dolaşan bu oğlan sevdiğini alamadığından Mecnun oldu.”
Deyim
– Rekabet etmek
– Yarışmak
– Aşık oyunu oynamak
– Boy ölçüşmek
Cümle içinde kullanımı: ” Benimle sürekli aşık atmak zorunda mısın acaba?”
Kelime Kökeni: Arapça-aşk, âşıkân-uşşâk çoğul biçimi
– Birine sevgiyle bağlanan, tutulan, vurgun, mübtelâ olan kimse
– İlahî aşka tutulmuş kimse
– Sevdalı
– Halk ozanı, halk koşuğu
– Bacak mafsallarında ki kemik
Cümle içinde kullanımı: ” Ey bir garip âşık, sevdana karşılık bulamamak da aşk değil midir niçin sızlanıp durursun.”
Kelime Kökeni: Farsça-âşhâna
– Mutfak
– İş damı, aş evi, aşhane
Cümle içinde kullanımı: ” Yeni gelen un çuvallarını aşhane indiriverin bir zahmet.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– En aşağı
-Niteliği en düşük
Cümle içinde kullanımı: ” Aşgarlak olarak görülen bu aileye kızımızı vermemiz mümkün değildir kimse gönül koymasın.”
Kelime Kökeni: Arapça-aşî
– Akşama özgü
– Akşama dair
Cümle içinde kullanımı: ” Bu aşevî görünürde sakin geçecekti ama işler beklediğimi gibi gitmedi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Mutfak, aş ocağı, aş damı
– Yoksullara yemek dağıtılan yer
– Lokanta
– Aşhane
Cümle içinde kullanımı: “Aş evi olarak kullandığımız bu binada yılın neredeyse her günü yoksul ailelere yemek dağıtıyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hz. Muhammed tarafından cennetle müjdelenen 10 kişi
– Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Abdurahman b. Avf, Ebu Ubeyde, Said b. Zeyd, Said b. Ebu Vakkas
Cümle içinde kullanımı: ” Aşere-i Mübeşşere sahabeleri Hz. Muhammed’in iyiliğine mazhar olmuş din hizmetinde bulunmuş zatlardır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– 10
– On
– Aşerât
Cümle içinde kullanımı: ” Arapça sayılarsa aşer onluk sistemde on rakamının karşılığıdır”
Kelime Kökeni: Ad
– Aş evi
– Mutfak
– Yemek pişirilen yer
Cümle içinde kullanımı: ” Aş damı olarak gördüğünüz bu yerde dünya mutfağının en seçkin örnekleri pişirilmektedir.”