Kelime Kökeni: Farsça-bağçe
– Meyvelik
– Sebzelik
– Bostan
– Yeşillik
– Ağaç ve çiçek yetiştirilen toprak arazi
Cümle içinde kullanımı:”Emekli olduktan sonra tüm vaktini bahçe işlerine adayıp domates yetiştirmeye başladı.”
Kelime Kökeni: Farsça-bağçe
– Meyvelik
– Sebzelik
– Bostan
– Yeşillik
– Ağaç ve çiçek yetiştirilen toprak arazi
Cümle içinde kullanımı:”Emekli olduktan sonra tüm vaktini bahçe işlerine adayıp domates yetiştirmeye başladı.”
– Biraz pahalı bulmak
– Fiyatı yüksek bulmak
Cümle içinde kullanımı:”Böylesi değerli mücevherleri bahasınmamak mümkün mü?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Baharatlı
– Bahar mevsimi
– -Karanfil ve tarçınlı maddelerin bulunduğu yemek
Cümle içinde kullanımı:“Bahârlı yemekler yedikten sonra midem cayır cayır yanan.”
Kelime Kökeni: Farsça-bahâr+Arapça-î
– Bahara özgü, bahar ile ilgili, bahar gibi
– Kasidenin nesib bölümünü bahar mevsimini övme amacıyla düzenleyen ve bu övgüyü bir kişiye bağlayan şiir tarzı
– Padişahın yeniçeri ağaları ile katibine her yıl bahar başlangıcında verdiği yazlık elbise
– Divan edebiyatında bir şiir türü
Cümle içinde kullanımı:” Osmanlı döneminde bahar konulu yazılmış tüm nazım ve nesirler Bahâriyye olarak anılır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bahçelik yer
– Bağlık
– İlk bahar mevsimi
– Bağ bahçe
Cümle içinde kullanımı:”Sen benim Bâhâristân’ım açan gül dallarımsım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bahara özgü, bahar ile ilgili
– İlkbahar gibi
Cümle içinde kullanımı:“Bahârî yüzüne baktıkça gönlüm dinlenir ruhum uçuverirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İlk yaz, ilkbahar
– Güzellik, tazelik, hüsün
– Coşku
– Tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu bitki
Cümle içinde kullanımı:“Bahâr geldiğinde dallardaki çiçeklerin pembe rengi yüreğimi inceden bir sızlatır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Asılsız özür
– Sıradan gerekçe
– Sebep
– Uydurma sebep
– Neden
– Vesile
– Sahte sebep
Cümle içinde kullanımı:“Bahâne uydurup duracağına gerçeği söyleyip ondan haz etmediğini açıkla.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Zarif, hoş, albenili
– İnce
– Alışkın
– Şöhretli, meşhur
Cümle içinde kullanımı: “Kendisini bahâ’î bir nimet zannediyor her halde baksana şu kasılmalara.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Değerli, kıymetli
– Pahalı, fiyatı yüksek
Cümle içinde kullanımı:” Bahâ-gîr bir yüzük bu kim bilir kaç parmak, kaç devir eskitti, nadide bir parça diyebilirim.”