Kelime Kökeni: Arapça-belâgat+Farsça-fürûş
– Belâgat taslayan
– Güzel konuştuğunu sanan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Hitabeti iyi olan herkes kendini Belâgat-fürûş sanıp ortaya çıkıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-belâgat+Farsça-fürûş
– Belâgat taslayan
– Güzel konuştuğunu sanan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Hitabeti iyi olan herkes kendini Belâgat-fürûş sanıp ortaya çıkıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İyi ve güzel konuşma sanatı
– Anlatımın düzgün ve etkileyici olması konusunu inceleyen bilim dalı
– Retorik
– Hitabet sanatı
– Güzel söz söyleme sanatı
Cümle içinde kullanımı: “Belâgat bilen insanla edilen iki laf hem ruhumu hem ufkumu aydınlatıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yetiştiren
– Ulaştıran
– Eriştiren
– Mesaj getiren
– Mesaj götüren
Cümle içinde kullanımı: “Belâga zeval olmaz derler ben aracıyım gayrısını bilmem.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Felakete uğramış
– Belaya uğramış, görmüş
– Feleğin çemberinden geçmiş kimse
– Musibet yaşamış
Cümle içinde kullanımı: “Belâ-dîde bir can var karşında ne olur yakma canımı, ahım bende kalsın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kalın kafalılık
– Ahmaklık
– Anlayışsızlık
– Sersemlik
– Akılsızlık
– Zekası az gelişmiş
Cümle içinde kullanımı: “Biraz akıl bir sukunet birazda belâdet aradık lakin bulduğumuz tek şey ihmalkar beyinlerdi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bülbüller
– Seher kuşları
– Kuruntular, takıntılar, vesveseler
– Evhamlar
Cümle içinde kullanımı: “Belâbil ötüyorsa bil ki yakınlarda bir yerde güller açmış rayihalarını havaya salmışlardır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Enduh
– Keder, gam
– Tasa
– Felâket
– Musibet, afet
– Sıkıntı, ağırlık
– Müşkilat
– Ceza
– Sakıncalı durum veya olaylar
Cümle içinde kullanımı: “Şimdi saat yokluğunun bulaştığı belâ dakikalara dönüşürken yalnızlığım sana hediye olsun.”
Kelime Kökeni: Ad
– Vücudun ortası
– Göğüsle karın arasındaki bölge
– Karın bölgesinin arkasında kalan
– Sağrı ile omuz arasındaki bölge
– Yüksek dağların arasında alçak ve düz geçit yeri
– Yamaç
– Dağın sırtı
– Somurma, emme
– Toprak kazmaya yarayan bahçıvan aleti, tarım aracı
– Yutma
– Meni, atmık
Cümle içinde kullanımı: “Bel veren acılardan sonra en çok kendimden uzaklaşmaya hakkım olduğunu sanmıştım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– XV, XVI yüzyıllarında Yeniçerilerin kullandığı savaş giysisi
Cümle içinde kullanımı: “Savaş dönemlerinde Osmanlı imparatorluğu Yeniçerilerine bekter adı verilen özel giysiler diktirerek şanlı ordusunu daima kutsardı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yarenlik
– Arkadaşlık
– Dostluk
– Ünsiyet
– Ahbaplık
Cümle içinde kullanımı: “Bektaşlık farklı bir mertebedir herkes bu seviye de arkadaşlık edemez birbirine.”