Kelime Kökeni: Ad
– Kulluk ,
– Kölelik
– Esirlik
– Tutsaklık
– Ubudiyet
Cümle içinde kullanımı: “Bendelik kaderimize kodlanmış gibi her zaman bizden daha yüksekte olanların altında çalışmak zorundayız.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kulluk ,
– Kölelik
– Esirlik
– Tutsaklık
– Ubudiyet
Cümle içinde kullanımı: “Bendelik kaderimize kodlanmış gibi her zaman bizden daha yüksekte olanların altında çalışmak zorundayız.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bendenizin evi
– Evimiz
– Tevazu sözü
– Köle ve tutsakların yurdu, yeri
– Hizmetçinin evi
Cümle içinde kullanımı: “Bende-hânemiz de helal lokmadan bir yudum sudan fazlasını bulamazsın lakin güler yüzümüz her daim bakidir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kulluk
– Kölelik
– Tutsaklık
– Hizmetçilik
– Esirlik
Cümle içinde kullanımı: “İnsan doğduğu coğrafyada bendegî oluyorsa asıl o zaman ölmüştür.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Köle
– Elde edilen yer, toprak
– Tutsak
– Esir
Cümle içinde kullanımı: “Savaş sonrası elde edilen bende-gâh ve ganimetler için sonrasında karşı tarafla bir anlaşma yapılacak.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Mensup
– Müntesip
– Tutsak, esir, köle
– Kul
– Bağlı, bağlanmış
– Yürekten bağlanmış kimse
– Hizmetkar
– Hizmetçi
– İntisap etmiş olan
Cümle içinde kullanımı: “Bende isterdim güven duyup güven vermeyi lakin insanlar bunu hak etmiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kendi hükmü altına alma
– Bağlama
– Rabt
– Boğum
– Düğüm
– Kanun ve kavait kitaplarında alt bölüm
– Kemerli veya düz su yolu
– Güreşte oyun
– Sancak,
– Bayrak
– Vilayet, eyalet
– Sancak
– Kıvrılmak
– Düğümlemek
Cümle içinde kullanımı: “Sanma ki bizi birbirine aşık eden bu bend bir gün yıkılmaz, temeli sarsılan dağ çok yaşamaz unutma.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Bana benzer
– Benim gibi
– Ben gibi
Cümle içinde kullanımı :”Bencileyin biri için samimi duyguları itiraf etmek çok zor, alışık değilim insanların iyi yüzlerine.”
Kelime Kökeni: Arapça-bint çoğul biçimi
– Bebekler
– Kızlar
– Hayvan yavruları
– Dişi çocuklar
Cümle içinde kullanımı: “Ey benât, bu dünya ne yazık ki dişilere erkeklerden fazla eziyet veriyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Parmak
– Parmak ucu
– Adı olan, adlandırılmış
– Meşhur olan
– Parmak ucuyla gösterilen, parmakla gösterilecek kadar tanınan
Cümle içinde kullanımı: “Saçlarının siyahında benâmın yavru pembesinde seni sevdiğimi itiraf ediyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Adı olan
– Adlı
– Şanlı
– Şöhretli
– Meşhur
– Seçkin kimse
– Tanınmış
Cümle içinde kullanımı: “Sardık yine benâm dertlere, bu kadar dertten ibaretken ayaklarım nasıl tutuyor bilemedim.”