Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Suskun
– Dilsiz
– Sessiz
– Sükûti
– Sakin
Cümle içinde kullanımı: “Bî-zebân kadınlardan korkun efendim, onlar ki kötü adamların eseridir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Suskun
– Dilsiz
– Sessiz
– Sükûti
– Sakin
Cümle içinde kullanımı: “Bî-zebân kadınlardan korkun efendim, onlar ki kötü adamların eseridir.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Bizim gibi
– Bize benzer
Cümle içinde kullanımı: “Bizcileyin insanlar çok konuşmaz ancak dinler ve anlamaya çalışırız.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Bizzat
– Kendisi
– Kendiliğinden
– Özü itibarıyla
– Zatıyla
– Şahsen
Cümle içinde kullanımı: “Bizâtihi teşrif edecek biz garibanların sofrasında yer alacakmış.”
– Bıktırmak
– Usandırmak
– Huzursuz etmek
– Bıkkınlık vermek
– Huzur kaçırmak
Cümle içinde kullanımı: “Yapmak istediğin buradaki herkesin bizâr edip kendini haklı çıkartmak değil mi?
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Usanmış
– Bıkmış
– Fütur getirmiş
– Bezmiş
– Yılmış
– Sıkılır duruma gelmek
Cümle içinde kullanımı: “Gurbet kapılarında bize de bîzâr geldi amma velakin çoluk çocuk aç kalmasın diye ses etmiyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi bezâyi
– Birikim
– Sermaye
– Biriktirilen mal veya para
– Başmal
– Servet
– Malûmat
– Edinilmiş bilgi
– Bilinti
Cümle içinde kullanımı: “Ortaya bizâ’at atmadığı veyahut taahhüt etmediği müddetçe ne yazık ki geri çekilmek zorunda kalacak.”
Kelime Kökeni: Zamir-ad
– Çokluk birinci kişi zamiri
– Kumaş
– Bec
-Kunduracıların iğneyi geçirecekleri yeri delmeye yarayan alet
Cümle içinde kullanımı: “Biz hayatımızın en derin yaşantılarını ve yaralarını gizli tuttuk göstermek ayıbımız olurdu.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-vucûd
– Varlığı bilinmeyen
– Vücutsuz
– Vücudu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Kederin ve acının bî-vucûd olduğunu görecek, bilecek lakin kimselere ispatlayamayacaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-vukûf
– Habersiz
– Bilgisiz
– Malumatsız
– Haber olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Meydana gelen acı olaylardan nasıl bî-vukûf olursunuz?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dul kadın
– Kocası ölmüş kadın
Cümle içinde kullanımı: “Bîve-zen kaldığı günden bu yana iki çocuğuna baba yokluğunu asla aratmadı.”