Kelime Kökeni: Ad
– Pek kısa boylu
– Boyu uzun olmayan
– Kısa ve tıknaz
– Eni kalın boyu alçak olan
Cümle içinde kullanımı: “Hem bodur hem fodul biriyle tanıştırıldım, edepsiz bir lisana sahipti.”
Kelime Kökeni: Ad
– Pek kısa boylu
– Boyu uzun olmayan
– Kısa ve tıknaz
– Eni kalın boyu alçak olan
Cümle içinde kullanımı: “Hem bodur hem fodul biriyle tanıştırıldım, edepsiz bir lisana sahipti.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sıvı şeyler konulacak büyük kap
– Testinin ocağı
– Topraktan yapılmış kap
Cümle içinde kullanımı: “Boduç içinde alemin en tatlı en şifalı balı vardır bir kez yiyenin ne derdi kalır ne hastalığı.”
Kelime Kökeni: Yunanca-ad
– Kiler
– Zindan
– Yer altında kemerli büyük mahzen
– Evlerin toprak düzeyinin altında olan bölüm
Cümle içinde kullanımı: “Bodrum katında ufacık iki odalı bir evde büyüdüm, çocukluğum küflü mutluluklarla doluydu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Geminin iki başındaki omuzluk direkler
– Bodoslamak işi
– İleri sürmek
Cümle içinde kullanımı: “Biz yerimizde öylece durup duruyorduk kendisi arabayla gelip bodosladı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağır şeyler kaldırmak için kullanılan alet
– Ağır eşyaları çekmek için kullanılan alet
– Küçük tekneleri çekmek için kullanılan dik ırgat
Cümle içinde kullanımı: “Bocurgat olmadan bunca şeyi tek başına kaldıramayacağını bilmeliydin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Döndürme
– Aktarma
– Devirme
– Dökme
– Şahlanma
– Rüzgar üstü karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Tüm çorbayı yere boca ettiğini kendi gözlerimle gördüm bir başkası yapmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Şahsen
– Kendisi
– Zatıyla
– Doğrudan doğruya
– Uzaktan
– Binefsihi
Cümle içinde kullanımı: “Bi’z-zât kendiniz geldiğiniz derdimi dinlediğiniz için teşekkür ederim.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Mecburen
– Zarurî olarak
– Zorunlu olarak
– Kaçınılmaz
– İster istemez
Cümle içinde kullanımı: “Bi’z-zârûre buraya kadar geldik sonumuzu Allah hayır eylesin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yük hayvanını sürmede kullanılan ucu sivri demirli değnek
– Üvendire
– Ucuna çivi takılmış uzun sopa
Cümle içinde kullanımı: “Çift öküzleri bizlengeçle dürten adamın yanında bacağı boyunca küçük bir oğlan çocuğu duruyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sonu olmayan
– Zevalsiz
– Ebedî
– Fânî karşıtı
– Kalımlı
– Bitmeyen
Cümle içinde kullanımı: “İnsan ne kadar aciz bir yaratık değil mi, ölümlü yaşamlarımızı bî-zevâl sürecek zannediyoruz.”