Kelime Kökeni: Ad
– İnsana güç veren içki
– Mey
– Şarap
– İnsana hoşluk veren alkollü içki
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Cemşîd içen her baba yiğit güçlenir ve yüreklenir elbet.”
Kelime Kökeni: Ad
– İnsana güç veren içki
– Mey
– Şarap
– İnsana hoşluk veren alkollü içki
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Cemşîd içen her baba yiğit güçlenir ve yüreklenir elbet.”
Kelime Kökeni: Ad
– şarabı bulduğu öne sürülen Cem’in kadehi
– Şarap
– Mey
– Üzümden yapılan alkollü içecek
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Cem içerisinde kan rengi içecek genzimizi yaktıkça gönlümüzü de bir hoş eylemektedir.”
Kelime Kökeni: Farsça-câmât çoğul biçimi
– Çakıl taşlarının eritilip dökülmesiyle yapılan şeffaf madde
– Zücac
– Sırça
– Pencere çerçevelerine takılan şeffaf madde
– Su bardağı
– Kadeh
– Saydam çabuk kırılan madde
Cümle içinde kullanımı: “Câm kadar narin bir o kadar dayanıklı gururuna sarılarak biz ihanet içindeki insanların yüzlerine bakmaya devam ediyor.”
Kelime Kökeni: Özel ad
– Davut peygamber ile savaşan iri yapılı kimse
– Yiğit kimse
– Güçlü kuvvetli
– Savaşçı dev
Cümle içinde kullanımı: “Eski Ahit de adı geçen Câlût, Hz. Davud ile yaptığı düello sonrası yenilgisiyle bir rivayete dönüşmüştür.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yapmacıklık
– Sahtelik
– Yapmacık olmak
– Sahte olma durumu
– Düzmecilik
Cümle içinde kullanımı: “Ca’liyyet bizim sevdiğimiz meziyetlerden biri değildir, toplum bunu hoş karşılamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-câlî müennes dişil biçimi
– Câlî
– Müslüman olmayan kimselerden toplanan vergi
Cümle içinde kullanımı: “Câliyye ancak Yahudi ve Hristiyanlardan toplanan vergilerdir, Müslümanlardan alınmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sevişme
– Çiftleşme
– Salınarak yürüme
Cümle içinde kullanımı: “Câliş yürüyüşünden bellidir alımı çalımı, bizleri kendisine aşık eder.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dikkat çekici
– Dikkati cezbeden
– Dikkat çeken
– Albenisi yüksek
Cümle içinde kullanımı: “Câlib-i dikkat güzelliğiyle görenleri kör eder meftuna çevirir.”
Kelime Kökeni: Arapça-cüllâs çoğul biçimi
– Tahta oturan
– Cülus eden
– Tahta çıkan
– Oturan
– Hükümdar olan
– Oturuş
Cümle içinde kullanımı: “O zaht-ı şahane elbet bir gün câlis ederek bu aleme hükmedecektir.”
Kelime Kökeni: Arapça-celb
– Çekici
– İlgi uyandırıcı
– Cezbeden
– Cezbedici
– Cazip
– Alımlı
– Albenili
– Çalımlı
Cümle içinde kullanımı: “Köyün en câlib güzeli sizin kızınızdır umarım hayırlı bir evlilik yaparak yüzünüzü güldürür.”