Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Vestiyer
– Elbiselik
– Giysilik
– Elbiselerin muhafaza edildiği yer
– Askılık
Cümle içinde kullanımı: “Câme-dâr içerisindeki muntazam dizili kıyafetlerden sarı renkli olanı eline aldı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Vestiyer
– Elbiselik
– Giysilik
– Elbiselerin muhafaza edildiği yer
– Askılık
Cümle içinde kullanımı: “Câme-dâr içerisindeki muntazam dizili kıyafetlerden sarı renkli olanı eline aldı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dolap
– Elbiselik
– Eşya koyulan kapaklı mobilya
– Giysilik
Cümle içinde kullanımı: “Nostaljik bir değere sahip olan antika câme-dân yüksek bir fiyata alıcı bulabildi.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kefen
– Yakasız mintan
– Yakasız gömlek
– Gömülmeden önce ölüyü sardıkları beyaz renkteki kumaş
Cümle içinde kullanımı: “İstersen dünya kadar büyük bir kibre sahip ol, sonunda seni saracak tek şey câme-i fenâ olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Üste giyilen gömlek
– Gömlek tarzı bir tür giysi
– Libas
– Giysi
Cümle içinde kullanımı: “Üstüne giydiği mor câme öyle parlak öyle göz alıcı duruyordu ki hepimiz bir an için ona baktık.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cambazların gösteri yeri
– Cambazların oyun yeri
– Akrobatların gösterilerini sundukları yer
Cümle içinde kullanımı: “Cambaz-hâne coşkulu alkışlarla yankılanıyor, seyirci heyecan içinde gösteriyi izliyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İpek veya sırma ile işlenmiş çapraz düğmeli bir cins kısa yelek
– Kolsuz giysi
Cümle içinde kullanımı: “Câmâdân giymiş yiğidin gözlerinde kor gibi yanan ateş korkarım ki masumları yakmaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sabahın kadehi
– Güneş
– Şems
– En parlak gök cismi
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Seher üstümüzde parladığı müddetçe ışığımız sıcağımız bâkidir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kırmızı şarap
– Gül renkli kadeh
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Gül-gûn yâr elinden olur da içilmez mi, tadıyla meşk olunmaz mı!”
Kelime Kökeni: Ad
– Kırmızı şarap
– Mey
– Üzümden yapılan şarap
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı Gülfâm içende içmeyen de yanmayacak mıdır?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yokluk kadehi
– Ölüm
– Mevt
– İrtihal
Cümle içinde kullanımı: “Câm-ı fenâ mutlaka bizlere de bir gün sunulacak, içmem demek mümkün olmayacak!”