Kelime Kökeni: Arapça-cevşen çoğul biçimi
– Zırhlar
– Cevşenler
– Cebeler
– Pusatlar
Cümle içinde kullanımı: “Bağrına bastığı cevâşin onu kurşundan korumaz ama kötü gözden korur.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevşen çoğul biçimi
– Zırhlar
– Cevşenler
– Cebeler
– Pusatlar
Cümle içinde kullanımı: “Bağrına bastığı cevâşin onu kurşundan korumaz ama kötü gözden korur.”
Kelime Kökeni: Arapça-câsûs çoğul biçimi
– Casuslar
– Gizli şeylerin peşinde olan kimseler
– Ajanlar
– Hafiyeler
Cümle içinde kullanımı: “Her ülkede mutlaka kirli işlerin peşinde koşturan cevâsîs olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Macun biçiminde hazırlanmış ilaçlar
Cümle içinde kullanımı: “Hekimin hazırladığı cevârişi yiyince biraz daha toparladı gibi oldu.”
Kelime Kökeni: Arapça-câriha çoğul biçimi
– Yırtıcı kuşlar
– Vahşi kuşlar
– İnsan el ve ayakları
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzünde salınan cevârih ne masumdur ne de günahkar.”
Kelime Kökeni: Arapça-câriye çoğul biçimi
– Hizmetçiler
– Cariyeler
– Halayıklar
Cümle içinde kullanımı: “Konağın cevârî kızlarından biri olan Asiye, başına gelen şanssızlıkları tek tek anlattı.”
Kelime Kökeni: Arapça-câniha çoğul biçimi
– Taraflar
– Yönler
– Yazı stili
– Doğrultular
Cümle içinde kullanımı: “Bizim cevânihi saran çirkinliklerin bedelini başkalarına ödetecek değiliz.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dört bir taraf
– Dört bir yan
– Dört bir doğrultu
– Dört bir yön
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Arapça-cânib
– Her taraf
– Taraflar
– Yönler
– Doğrultular
Cümle içinde kullanımı: “Cevânib kötülük ve doğruluk var diyordun ama ne oldu, her ikisi de kazanmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Açıkmış
– Açlıktan kudurmuş
– Midesi aç
– Midesi boş kimse
Cümle içinde kullanımı: “Köpekler bir terk edildiğinde birde cev’ân olduğunda saldırmaya başlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-câmûs çoğul biçimi
– Mandalar
– Su sığırları
– Kömüşler
– Camızlar
– Boynuzlu büyükbaş hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Cevâmîs saldırısına uğrayan adamın iki bacağı da birden kırılmış.”