Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ak cevher
– Beyaz elmas
Cümle içinde kullanımı: “Cevher-i ebyazdan yapılan gerdanlığını boynuna takmış bir kuğu gibi arzı endam ediyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ak cevher
– Beyaz elmas
Cümle içinde kullanımı: “Cevher-i ebyazdan yapılan gerdanlığını boynuna takmış bir kuğu gibi arzı endam ediyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Mide boşluğu
– Karın boşluğu
– Vücut boşluğu
Cümle içinde kullanımı: “Cevg-i mi’de vurulan darbeyle adamı derdest edip götürdüklerini gördük.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Ruh
– Kalb
– Boşluk
– Delik
– Küçük çukur
– Açıklık
Cümle içinde kullanımı: “Gelecek günlerdeki cevg ruhumuza sinmiş bir gölge misali bizi takip ediyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevâf
– Kalp
– İç
– Boşluk
– Oyuk
– Orta
– Vücut boşluğu
– İçi boş
Cümle içinde kullanımı: “Senin aşk dediğin kuruyup kalmış cevf gibiydi her ikimize de bir hayrı dokunmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevelân+Farsça-ger
– Gezip tozan kimse
– Dolaşan kimse
– Gezen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Cevelân-ger birinden zarar gelmez bence yürüyüşe çıkabilirsiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-cevelân+Farsça-gâh
– Gezip tozulan yer
– Dolaşılan yer
– Gezintiye çıkılan yer
– Seyran edilen yer
Cümle içinde kullanımı: “Cevelân-gâh için seçtiği yer o denli berbattı ki yürümek imkansızdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gezip tozma
– Dolaşma
– Gezinme
– Gezinti
– Seyran
Cümle içinde kullanımı: “Dağda cevelân eden yavru bir ceylan gibiydi yürüyüşü.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Olgunluk
– Erdem
– İyilik
– Güzellik
– Zarafet
– Mükemmel
– Kusuru olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Kendini cevdet sahibi yükseklerde gören biri olmasaydı belki daha iyi geçinirdik.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Karar verenler
– Kesin hükme varanlar
Cümle içinde kullanımı: “Yaşanılan olay sonrası mahkeme cevâzimi verdi her şey çözüldü.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İzin
– Müsaade
– Uygunluk
– Onay verme
– İcazet
– Ruhsat
Cümle içinde kullanımı: “Atamızdan cevâz almadan böylesi büyük işlere kalkışmayız.”