Kelime Kökeni: Ad
– Yazıcı
– Katip
– Erbaş
– Sekreter
– Yazman
Cümle içinde kullanımı: “Mesleği cızıcıymış öyle demiş soran herkese, umarım öyledir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yazıcı
– Katip
– Erbaş
– Sekreter
– Yazman
Cümle içinde kullanımı: “Mesleği cızıcıymış öyle demiş soran herkese, umarım öyledir.”
Kelime Kökeni: Ad
Et veya benzeri şeylerin pişerken çıkardığı ses
– Yiyeceklerin kızartılırken çıkardığı ses
Cümle içinde kullanımı: “Ben sanki ben değilim, kalbimin cız eden acısında yanıyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yırtıcı hayvanların pençesi
– Yırtıcı hayvanların pençelerindeki tırnaklar
Cümle içinde kullanımı: “Yaşlı kurdun ön ayaklarındaki cıynakların kırılmış olması garip değil mi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Gümüşî renkte madeni sıvı
– Bir element
– Oda sıcaklığında sıvı olarak bulunan element
Cümle içinde kullanımı: ” Hastanın cıva yüzünden zehirlendiği söyleniyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Geveze
– Sürekli konuşan
– Ağustos böceği
– Çenesi düşük
– Kulak tırmalayan ses
– Kulağa hoş gelmeyen ses
Cümle içinde kullanımı: “Acı çeken hayvanın cırtlak sesi hepimizin kulaklarında yankılanıyordu.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Boş ve beyhude şeylerle övünen
– Anlamsız şeylerle hava atan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Zevke sefa düşkün, cırtavi kişiliğiyle insanları sinir eden adamın tekiydi.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Acı sesli
– Ocak çekirgesi
– Geveze
– Karga
– Tiz ses
– İnce kulağa keskin gelen ses
Cümle içinde kullanımı: “Onun aşağıda olduğunu bilmem için cırlak sesini duymam yeter görmeme lüzum yok.”
Kelime Kökeni: Ad
– Cırdaval denilen uzun ciritli asker
– Cirit kullanan kişi
Cümle içinde kullanımı: “Cırdavallı ordulardan oluşan birlik köyün üstüne yürümeye başladı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Uzun ve ucu demirli cirit
– Cirit değneği
Cümle içinde kullanımı: “Cırdaval tutmayı bırakıp bana doğru koşarken gözlerinde hasret vardı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Cılız çocuk
– Bir cins çöl sıçanı
– Çelimsiz çocuk
– Nahif çocuk
Cümle içinde kullanımı: “Evvelden cırboğa bir yavrucaktı yediğinin aslı olmuyordu.”