Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çözüm
– Çare
– Deva
– Hal
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-yâb sendedir Yaradanım, bir akıl eyle şu deli yüreğime!”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çözüm
– Çare
– Deva
– Hal
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-yâb sendedir Yaradanım, bir akıl eyle şu deli yüreğime!”
Kelime Kökeni: Farsça-çâre+Arapça-esbâb
– Dört unsur
– Dört element
– Hava, su, ateş, toprak
Cümle içinde kullanımı: “Dünyayı oluşturan çâre-esbâb insanlığın yaşamını oluşturur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çare bulan
– Çözüm bulan
– Tedbirde bulunan
Cümle içinde kullanımı: “Gördün mü çâre-sâz, sen de ölüme bir ilaç bulmayı başaramadın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çare bulan
– Çözüm yolu bulan
– Orta yolu bulan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-perdâz biri olduğunu ancak bu beladan kurtulduğunda anladık.”
Kelime Kökeni: Farsça-çâr+Arapça-emîn
– Dört halife
– Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-emîn dönemi halk huzur ve mutluluk içinde yaşamıştır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çare arayıcı
– Derman toplayan
Cümle içinde kullanımı: “Çâre-hâh olmasaydık bunca sıkıntıyı atlatamaz altında kalırdık.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Çare arayana uygun görülecek tarzda
– Derman arayan kişiye uygun görülen biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Bu suçu ona işleten çâre-cûyâne durumudur, keyfi değildir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Derdine çare arayan
– Derman arayan
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim çâre-cû ellerini açan kimseyi yarı yolda bırakmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bıyıkları yeni çıkmış genç
– Kaşları ve bıyıkları kalın ve siyah olan kimse
– Dört kaş
– Bıyığı terleyen delikanlı
Cümle içinde kullanımı: “O genci çâr-ebrû olduğu dönemden beridir tanırım etliye sütlüye karışmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Deva
– İlaç
– Destek
– Yardım
– Hile
– Oyun
– Tedbir
– Tarz
– Yol
– Çözüm yolu
– Çıkar yol
Cümle içinde kullanımı: “Yıldızlar şahit olsun ki bu derdin devası da çâresi de sende saklıdır.”