Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Mavi gök kubbe
– Mavi gökyüzü
– Masmavi sema
Cümle içinde kullanımı: “Çarh-ı mînâ kara bulutlardan arındığın öyle bir berraklaşacak ki parlaklığı gözlerimizi alacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Mavi gök kubbe
– Mavi gökyüzü
– Masmavi sema
Cümle içinde kullanımı: “Çarh-ı mînâ kara bulutlardan arındığın öyle bir berraklaşacak ki parlaklığı gözlerimizi alacak.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kötü talih
– Zalim felek
– Gaddar kader
Cümle içinde kullanımı: “Çarh-ı gaddâr bizlere acımadı son nefesimize bile musallat.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Talih
– Baht
– Bir makine ve dolaba teşbih olunan sema
– Dolaba benzeyen gökyüzü
Cümle içinde kullanımı: “Çarh-ı felek döndükçe hayat devam edecek bizlerde kimin haklı kimin haksız olduğunu göreceğiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Gökyüzü
– Sema
– Gök
Cümle içinde kullanımı: “Çarh-ı devvâr güneşle aydınlanır, gecenin karanlığıyla sessizliğe boğulur.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Gökyüzü
– Felek
– Kader
– Kısmet
– Talih
– Nasip
– Şans
Cümle içinde kullanımı: “Çarh-ı devrân bizden yana dönecekse bunun tek sebebi iyilik olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Devreden
– Dönen
– Dönen çark
– Felek
– Gökyüzü
– Sema
– Dünya
– Ok yayı
– Kiriş
– Çakır doğan
– Alem
– Talih
Cümle içinde kullanımı: “Bizden önce çarh böyle dönmüşse de biz bu işe bir dur diyecek zekaya sahibiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört köşeli şarap şişesi
Cümle içinde kullanımı: “Özel bir üretim olduğunu Çâr-gûşî şişesinden anlayabilirsiniz. “
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dört taraf
– Dört yön
– Dört köşe
– Dört doğrultu
Cümle içinde kullanımı: “Çâr-gûşe koşarsın da anne kucağı gibi bir sıcaklık bulamazsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yorga at
– İçki meclisinin kızışması
– İçki meclisinin coşması
– Biniciyi sarsmayan at sürme şekli
Cümle içinde kullanımı: “Meyler kadeh kadeh zevke gelirken dostlar çâr-gâme eğlensin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dört yön
– Kuzey, güney, batı, doğu
– Türk müziğinde makam
– Dünya
– Acun
– Dört taraf
Cümle içinde kullanımı: “Dağılmayan kara bulutlar Çâre-gâhı sardığında öldüğümü anladım.”