Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Divan edebiyatında manzum bir tür
Cümle içinde kullanımı: “14. yüzyılın ilk telif eserlerinden olan Çeng-nâme Ahmed-i Dâî’nin eseridir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Divan edebiyatında manzum bir tür
Cümle içinde kullanımı: “14. yüzyılın ilk telif eserlerinden olan Çeng-nâme Ahmed-i Dâî’nin eseridir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köçeklere yazılan şiir
– Rakkasname
Cümle içinde kullanımı: “Köçekler kitabı olarak da bilinen Çengî-nâme köçeklerin özelliklerini tasvir eden eserlerdir.”
Kelime Kökeni: Farsça-çeng
– Şarkı söyleme
– Def çalma
– Rakkase
– Göbek atma
– Dans eden
– Müzikle birlikte oynayan kadın
Cümle içinde kullanımı: “Çalgı çengî varsa elbet bu düğün dillere destan olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-çengâl
– Demirden asılı büyük kanca
– Kanca
-Ucu eğri demir
– Orman
– Ucu sivri demir
– Pençe
Cümle içinde kullanımı: “Çengelin ucuna taktığımız poşetleri bir koşu al gel.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Bakır pası renginde
– Bakır hidrokarbonat
Cümle içinde kullanımı: “Çengârî elbisesi başındaki al yazmasıyla tam bir köy güzeliydi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yengeç
– Bakır pasından yapılan yeşil boya
– Suda yaşayan eklem bacaklı bir böcek
Cümle içinde kullanımı: “Çengâr pişirip yiyen yabancılar gördük amma bizde yenmez.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çengel
– Kuş pençesi
– Yırtıcı hayvan pençesi
– Çengel atış
– El
Cümle içinde kullanımı: “Kuşun çengâlnde çırpınan bir böcekten farkın yok ezilip gideceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yırtıcı hayvan pençesi
– Pençe
– Eğri büğrü
– Kanunun dik tutularak çalınan biçimi
– Kösele
Cümle içinde kullanımı: “Öyle bir dövmüş ki adamı yüzünde çeng izleri vardı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çenesi düşük
– Çok konuşan
– Çeneli
– Çenesi güçlü
– Çenesi olan
Cümle içinde kullanımı: “Çene-bâz biriyle laf dalaşına girmeye kalkışma kaybedersin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Gıdık
– Gabgab
– Gerdan
– Çenenin altındaki tombulluk
Cümle içinde kullanımı: “Çene altında çıkan ur yüzünden zor yemek yiyor zavallı.”