Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Telde oynayan canbaz
– Canbaz
– Cambaz
– Akrobat
Cümle içinde kullanımı: “Bir dalda iki dâr-bâz oynamaz, bu gönül işinde kalp anca birine yanar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Telde oynayan canbaz
– Canbaz
– Cambaz
– Akrobat
Cümle içinde kullanımı: “Bir dalda iki dâr-bâz oynamaz, bu gönül işinde kalp anca birine yanar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Para basma
– Piyasaya yeni para çıkarma
Cümle içinde kullanımı: “Saltanatın göstergesi ve emaresi darb-ı sikke basıp halka dağıtmaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Atasözü
– Atalar sözü
– Öğüt verici nitelikte sözler
Cümle içinde kullanımı: “Darb-ı meseller örnek vererek olayın özünü anlatmaya çalışıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi durûb
– Vurma
– Döğme
– Sikkeye damga basmak
– Çarpma
– Dört işlemden biri
– Para basma
– Kapı
– Beyan etmek
Cümle içinde kullanımı: “Görülecek davanın öncesinde darb meselesi de var.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Egemenliği altına alma
– Ele geçirme
– Sert kumaş
– Sahib
– Malik olma
Cümle içinde kullanımı: “Düşman orduları köyü dârâyî altına aldığında yardıma koşacak kimse yoktu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Büyük tören
– Gösteriş
– Çalım
– Debdebeli
– Tantana
Cümle içinde kullanımı: “Onca para akıttıktan sonra dârât beklememek ayıp olur.”
– Hasıl etmek
– Az kalmak
– Kısılmak
– Bolluğu az olup dar olmak
– Azalmak
– Zaruret hasıl etmek
Cümle içinde kullanımı: “Öyle bir üstüme geliyor ki daralmamak mümkün değil.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Vurma
– Vuruş
– Çarpıntı
– Çarpma
– Çarpış
– Kalp atışı
Cümle içinde kullanımı: “Yüreğin darabân çırpınırken konuşmak zor olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bayağılaşma
– Küçülme
– Alçalma
– Miskinlik
– Uyuşuk
Cümle içinde kullanımı: “Ahırdaki darâ’at at gibi anca uyuyor geviş getiriyorsun.”
– Tartılan şeyin kabının ağırlığı
– Boş ağırlık
– Abra
Cümle içinde kullanımı: “Dara ölçülmeden sütün net kilosu ortaya çıkmaz.”