– Toplanmak
– Bir araya gelmek
– Konu olmak
Cümle içinde kullanımı: “İnsanları kargaşa içinde dermek yerine samimiyetle davranmak gerekir.”
– Toplanmak
– Bir araya gelmek
– Konu olmak
Cümle içinde kullanımı: “İnsanları kargaşa içinde dermek yerine samimiyetle davranmak gerekir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağzı yırtık
– Boşboğaz
– Dik sözlü
– Geveze
– Lakırdı ebesi
Cümle içinde kullanımı: “Derîde-dehân dedikoduyla doyar, kavgayla beslenir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtık
– Yırtılmış
– İstihza etmek
– Alay etmek
– Birisiyle eğlenmek
– Müstehzi
Cümle içinde kullanımı: “Ruhu derîde olana nasıl bir yarar sağlayabiliriz ki?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Pencere
– Oyma kapı
– Küçük kapı
– Yavru kapı
Cümle içinde kullanımı: “Mazideki yaşanmışlıkların derîçesini açabilseydin karşına ne çıkardı?”
Kelime Kökeni: Ad
– İnsan ve hayvan etini kaplayan ve bütün bedenini örten kabuk
– Post
– Cilt
– Gön
– Hayvanın yüzülmüş ve kurutulmuş cildi
– Panayır
– Pazar
– Toplantı
– Düğün dernek
– Ten
– Dış örtü
– Kutan
Cümle içinde kullanımı: “Derisinde sonradan çıkan kızıl renkteki lekeler pek hayra alamet değil.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Layık
– Uygun
– Mütenasip
– Yakışır
– Yaraşır
Cümle içinde kullanımı: “Yanı başımda can bulan acı tamda bana der-hûr edilecek mesnette.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cömertlik
– El açıklığı
– Sehavet
– Mürüvvet
– Semahat
Cümle içinde kullanımı: “Sen benim evim, ekili topraklarımın derhişte ganimetisin.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Muztarip
– Karmakarışık
– İncinmiş
– Karışık
– İntizamsız
– Dağınık
– Çapraşık
Cümle içinde kullanımı: “İçinizdeki derhem sıkıntıları derleyip toplamadığınız sürece kaybolursunuz.”
– Akla getirmek
– Hatırlamak
– Anımsamak
– Hatıra getirmek
Cümle içinde kullanımı: “Bir rüzgara kapılıp giden hayatımı arada der-hâtır ediyor, hayıflanmadan geçemiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Hatırda
– Zihinde
– Akılda
Cümle içinde kullanımı: “Der-hâtır kalan sözlerin bana hep yol göstermiştir.”