Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– En sevgili
– Çok sevilen
– Çok sevgili
– Ehabb
– Canan
Cümle içinde kullanımı: “Ehab, acılı memleketimin geceyi aydınlatan yıldızı çölümün ateşisin.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– En sevgili
– Çok sevilen
– Çok sevgili
– Ehabb
– Canan
Cümle içinde kullanımı: “Ehab, acılı memleketimin geceyi aydınlatan yıldızı çölümün ateşisin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tekneden hamur kazıyan nesne
– Isıran
– Kül almaya yarayan araç
Cümle içinde kullanımı: “Ocağın üstündeki eğsiraniyle ateşi biraz karıştır da canlansın.”
– Yönelmek
– Hedef almak
– Teveccüh etmek
Cümle içinde kullanımı: “Böylesi bir doğal afet durumunda yardım çalışmalarına eğsinmek önemli bir konudur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ateş karıştırmaya yarayan ucu yanmış odun
– Köseği
– Ucu yanmış odun
Cümle içinde kullanımı: “Kalbimi eğsi ile deşmekten vazgeç ve arkana bakmadan çek git.”
Kelime Kökeni: Ad
– Demir çivi
– Mıh
– Demir kazık
Cümle içinde kullanımı: “Eğseri gibi duran adamı gördün mü bu soruları bana değil ona soracaksın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Eğe kemiği
– Kaburga kemiği
– Göğüs kafesinin yan duvarlarını biçimlendiren uzun kemikler
Cümle içinde kullanımı: “Eğri sünüğe aldığı darbe yüzünden rahat rahat nefes alamıyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yanazlık
– Çarpıklık
– Eğri olan şeyin hali
– Fenalık
– Kötülük
– Adem-i istikamet
– Hile
– Desise
– Entrika
Cümle içinde kullanımı: “Doğru duvar yıkılmaz ama eğrilik olan her şey yıkılmaya mahkumdur.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Çarpık
– Doğru karşıtı
– Bir cihete meyleden
– Mukavves
– Bozuk
– Sözünde durmayan
– Tutarlı olmayan
– Bükülmüş
– Kemerli
– Yanlış biçimde
– Yamuk
Cümle içinde kullanımı: “Eğri odundan düz çıkmaz, yalan söyleyen adamdan da doğruluk gelmez.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yerli ve sabit olmayan
– Ödünç
– Geçici
– Muvakkat
– Üstünkörü
– Çok sürmeyen
Cümle içinde kullanımı: ” Başkasından eğreti alınan kıyafetle böbürlenilmez.”
Kelime Kökeni: Ad
– Budakları kıvrık süren ve bazen ağaç gibi büyüyen ot
– Eğrelti otu
– Ot
Cümle içinde kullanımı: “Ortamda eğrelti otu gibi durma insanlarla kaynamaya çalış.”