MAGNA CARTA NEDİR?

Tarihin ilk yazılı Anayasası özelliğini taşıyan Magna Carta, 1215 yılında Kral John tarafından imzalanan İngiliz halkı ile halk arasında hak ile hukuku ayıran ilk siyasi belge konumundadır.

Yurtsuz Kral John lakabıyla bilinen Kral John, sınırsız yetkilerinden feragat ederek 63 maddelik Magna Carta’yı imzalayarak bir ilke imza atmıştır aynı zamanda. Great Charter ismiyle de bilinen belge, Kralın idaresini bazı kanun ve şartlarla sınırlayarak, hukukun kendi arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesidir.

Tarihin akışımı olumlu yönde değiştiren bu antlaşma ile halk kanunlar nezaretinde hakkını savunabilecek konuma getirilmiştir. Özellikle 39. maddeyle can ve mal güvenlikleri güvence altına alınan İngiliz hakkı refah bir hayat statüsüne ulaşmıştı.

İşte söz konusu 39. Madde  “Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.”

Kitap Okumak Stresi Azaltır mı?

Kitap okumanın faydaları saymakla bitmez elbet. Hayal dünyamızı genişleten, farklı pencereden bakmamızı sağlayan kitaplarla değişik bakış açıları elde edeceğimizi çoğumuzun bildiği faydalarından sadece biri.

Peki kitap okumanın stresi azaltığını daha öncesinde duymuş muydunuz?

Kitap okumanın dikkat mekanizmasını geliştirdiğini öne süren araştırmacılar, kitapların stres üzerimdeki etkilirini araştırarak olumlu etkilerini gözler önüne serdiler.

İngiltere’deki Sussex Üniversitesinin yönettiği araştırmalara göre, stresin hayatımızdaki yerini azaltacak önemli bir yardımcı olarak kitap ve müziği belirleyerek kaygı reçetemizi belirlediler.

Stresi düşürmede etkili bir anti-deprasan olarak 6 dk kitap okumanın stres seviyesini %68 oranında düşürdüğü tespit edilmiştir.

Araştırmanın nihai sonucunda stresin baş düşmanları olarak birinciliği kimselere kaptırmayan kitapları, %61 ile müzik dinlemek, %54 oranında kahve içmek takip ediyor.

Müzik dinlerken odaklanmayı bırakıp kendinizi tasasız hissetmenize neden keyif verici etkisi stresinizi otomatikman azaltıyor. Bir de yanında içeceğiniz Kahve/Çay günün yorgunluğunu, omuzlarınızdaki baskıyı hafifletmekte birebir…

 

Kadınların Hoşlanmadıkları Erkek Tipleri Nelerdir?

Erkekler Marstan, Kadınlar Venüs’ten!

İki ayrı kimya olduğumuz aşikar olmasına rağmen iki zıt kutubun birbirine çekmesi gibi kadın ve erkek ayrılmaz bir ikilidir.  Zıtlaşarak, inatlaşarak bir elmanın iki yarısı olmaya mecburuz.

Peki Kadınlar için ideal erkek tipi nedir? Veya bir kadının erkekte sevmediği, bir türlü katlanamadığı erkek tipleri nedir?

İşte Kadınların hoşlanmadığı erkek tipleri!

1.BAKIMSIZ ERKEK

Çirkin erkek yoktur beyler, bakımsız erkek vardır.  Bir kadının asla tahammül edemeyeceği şeylerden birisi bakımına özen göstermeyen pasaklı erkeklerdir. Kadınların temizliğe ne kadar önem verdiğini, karşısındaki erkeğin sakallarını fora bırakıp giyimine dikkat etmemesi negatif özelliklerden biridir.  Bir kadının ilgisini çekmek istiyorsanız beyler tipinize ve giyiminize dikkat ediniz…

2.DEDİKODUCU ERKEK

Kadınlar dedikoduya bayılır, ama dedikodu yapan erkekleri itici bulurlar. Dedikoculuk mesleği kadınların ihtisas alanına girerken, ağzında bakla ıslanmayan erkek hemen gözden düşer.  Sır tutamayan, lafı oradan oraya dağıtan bir erkek maça 1-0 yenik başlar beyler, unutmayalım…

3.CİMRİ ERKEK

Elinizi korkak alıştırdığınız anda kadınlar tarafından buz gibi bakışla karşılaşırsınız beyler. Hesap ödemeyen, cebinde akreple dolaşan bir erkek kadar kadınları ifrit eden bir tip yoktur. Küçük hesaplar güderek ağzınızdan sürekli ‘para’ sözcüğünü çıkarmanız sizi sevgili konumuna asla taşımaz, bilginiz olsun bizden söylemesi…

4.GÜVENSİZ ERKEK

Güvensiz Erkek modeli listemize 4. sıradan girse de bir kadının asla ve katta hoşlanmadığı bir türdür. Hem kendine hem de karşısında ki kadına güvenmeyen erkek kıskançtır. Bir kadın tarafından sessize alınıp nadasa bırakılmak istemiyorsanız kıskançlık dozajına dikkat etmelisiniz. Elbet küçük, tatlı kıskançlıklar kadını etkiler sevildiğini ve sahiplenildiğini hissettirir. Ama fazlası zarardır, keskin sirke küpüne zarar diye boşuna dememiş atalar…

5.ELEŞTİREN ERKEK

Eleştiri doğruyu buldurur mantığı kadın erkek ilişkilerinde pek sökmüyor açıkçası. Kadın mükemmeliyetçi bir varlık olarak sürekli eleştirilmeyi, didiklenmeyi ve sorgulanmayı sevmez. Aykırı fikirler savunarak kadının inancını sarsan, deyim yerindeyse şeytanın avukatlığını yapan erkekler kadar soğuk tipler yoktur…

6.KİBİRLİ ERKEK

Burnu Kâf dağında olan bir kişi ister erkek ister kadın olsun, hem itici hem de onaylamayan kişiler listesine hemencecik eklenir. Üstelik kadınların gururlu erkekleri sevmesinin yanı sıra, egosuna yenik düşen, etrafına küçümseyici bakışlarla bakan erkeklerden nefret ettikleri de aşikar…

Demokles’in Kılıcı Nedir?

Şimdilerde politikacıların sıklıkla kullandıkları Demokles’in kılıcı deyiminin gerçekte ne manaya geldiğini inceleyelim istiyoruz. Rivayete göre Kral Dionysos’un hem yardımcısı hemde en yakın dostu olan Demokles, sohbetiyle ve krallık saadetinin büyüklüğünden bahsederek yakınlık kurmaya devam ederdi.

Daima Krallığın nimetlerinden ve imkanlarından bahsetmesine rağmen Kral Dionysos’un üzgün halini, mutsuz ifadesinin nedenini anlayamaz.

Kral olmanın rahatlığını ve görkemini merak eden Demokles’ten usanan Kral bir gün, ‘Bu mutluluğu seninde tatmanı arzu ediyorum’ diyerek büyük bir ziyafet hazırlatır.

Kralın tahtına ve gücüne özenen Demokles’e tacını ve makamını bırakarak, ‘Kral olduğunu ve buna göre davranması gerektiğini’ söyler. Krallık elbiseleriyle tacı taktığı gibi tahta oturan Demokles, yemek boyunca gülümseyerek ihtişamın tadını çıkarır. Ziyafetin devamında başının üstünde bir şeyin sallanmakta olduğunu fark eden Demokles, ince bir sicime bağlanmış kılıcın tam tepesinde sallanmakta olduğunu görür.

Korkmasına rağmen erkeklik onuruna sığdıramadığı için dehşetle tahtta oturmaya devam eder. Kral yüzü beyaza dönen dostuna neden mutsuz göründüğünü sorar.  Demokles başının üstünde sallanan kılıcı gösterir ve susar.

Kral Dionysos dostuna ders vermek için  giriştiği bu girizgahı şu sözleriyle özetler ‘Evet ben güçlü bir Kralım. Ama her gün boynumda kılıçların tehdidiyle yaşıyorum. Büyük güç büyük tehlike demektir’ der.

İktidar ve güce hayran olan Demokles’in aslında adaletli bir Kral olmanın ne kadar zor ve meşakkatli bir iş olduğunu ve her gün ölümle burun buruna geldiğini görmesini sağlamıştır.

Günümüzde Demokles’in Kılıcı deyimi, önemli mevkilerin mesuliyetleri ve getirdikleri tehditleri vurgulamak için kullanılmaktadır…

 

Hafızasında 12 Bin Kitap Taşıyan Adam; KİM PEEK

Tam adıyla Laurence Kim Peek, olağanüstü hafızasıyla milyonlarca insan tarafından tanınan bir Savant. Beyninde doğuştan oluşan bir gelişim bozukluğu sonucu fotoğrafik hafızası sayesinde okuduğu her kitabı ezbere aklında tutabiliyordu

.

Bir sayfayı ortalama 8-10 saniye arasında okuyabilen Kim Peek, tarih hesaplama konusunda bir dahiydi. Ona soracağınız geçmiş tarih günlerini hangi güne denk geldiğini doğru bir şekilde cevaplayabilme yeteneğine sahipti. 18 aylıkken kendisine okunan kitapları hatırlamaya, devamında da okuduğu her kitabı zihnine kaybetmeye başladı. Bir çok insanın aklında tutmakta zorlanacakları detayları belleğine kaybeden Kim Beek, genişlemiş kafasının arkasında bir beyzbol büyüklüğündeki bir şişlikle doğdu.

Hafızasının olağan üstü çalışmasına rağmen normal hayatında düğmelerini ilikleyemeyen, yürümekte zorluk çeken bir yapıya sahipti. Vücudunun koordinasyonunu ve hareketlerini kontrol etmekte güçlük çekmesi, beynindeki sağ ve sol loplarında ki anormalinin sebep olduğuyla ilişkilendirildi.

Öz babası Kim Peek için ‘Bilgileri bir diske kopyalamak gibi. Ama Kim’in hafızası hiç çökmüyor’ diyordu.

Nasa tarafından beyni inceleme altına alının Kim Peek, aynı zaman da Savant olarak bilinen sendroma sahipti. Savant, kelimesinin karşılı ‘bilgin, dahi, bilge, alim’ anlamlara gelmektedir. Savantlar; matematiğe, fiziğe, görsel alanlarda ileri derecede yeteneklere sahip olmalarına rağmen, günlük hayatlarında sosyal becerilerinde sorun yaşayan ve günlük becerilerinde yetersizlik yaşayan kişilerdir.

Mega Savant olarak bilinen Kim Peek, bu sayede milyonlarca insanın izlediği Oscar ödüllü Rain Man filmine ilham veren en popüler Savant’tır.

 

 

 

KIZIL SAÇ CANDIR DİYENLER BURAYA!

Kızıl saç dünya üzerinde ender görülen bir renk, belki bu yüzden çok seviyor ve kıskanıyoruz. Bakalım kızıl saçlar neymiş, nasılmış 🙂

1.Kızıl saça; mutasyona uğramış  MC1R geni neden oluyor.

2.Kızıl saçlıların saçları asla beyazlamıyor, sırf bu sebepten bile harikalar.

3. Eski Yunanlılarca kızıl saçlılar vampir olarak görülüyordu.

4.Kızıl saçlılar her ülkede olmalarına rağmen en çok Kuzey ve Batı Avrupa da bulunmaktadır.

5.Kızıl saçlılar genelde kahve gözlü olarak doğarlar. Çok az bir azınlık mavi gözlü doğarak mavi-kızıl kombinasyonuna sahip doğarlar.

6.Diğer saçlara nazaran Kızıl saçlar, siyah ve sarı saçlardan daha az saça sahiptirler.

7. Araştırmacılara göre kızıl saçlı kişiler sıcağa ve soğuğa karşı daha duyarlıdırlar. 

8. Kızıl saçlı bireylerin vücutlarında D vitamini emilimini sağlayan Eumelanin konsantrasyonu daha azdır.

9.Saçlarındaki pigment sıklığı nedeniyle, diğer saçlardan yoğun olması yüzünden boyanması daha zor ve zahmetlidir. 

10.Dünya nüfusunun %2’sinden daha azı kızıl saçlı. Nadir görülen renk olan kızıl saçlı kişi nüfusu 140 milyon kişiye tekabül ediyor. 

 

HAYVANLAR HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ?

Hayvanlar aleminin bilinmeyen yönlerini keşfe çıkmaya ne dersiniz? Bilinmeyenleri ve farklılıklarıyla biz insanlardan nasıl ayrıldıklarını inceleyelim istedik.

Enteresan bilgilerde bu gün Hayvanlar Alemi!

1. Aslanlar ve cinsel hayatları

Aslan bir günde ortalama 50 kez sevişebilirler. Bunu biz değil araştırmalar söylüyor 🙂

2.Mavi Balinaların cüssesi 

Dünyanın en büyük hayvanı unvanını kimselere kaptırmayan Mavi balinalar, hayvanlar aleminin en hızlı büyüyen arkadaşlarıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır. 

3. Köpek dostlarımız

Biz insanlardan farklı olarak köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.

4. Atlar ve dirençleri

Atlar biz insanlar gibi kusamazlar. Bir diğer ilginç bilgi ise bir ay kadar ayakta kalabilirler!

5. Domuzlar

Domuzlar hayvanlar aleminde güneşten yanabilen tek canlı türüdür.Bizle alakası yok bu kısmın değil mi?

6. İstiridyeler de isteğe bağlı cinsiyet

Midyenin bir tür cinsi olan İstiridyeler 10 yıllık yaşamlarında bir çok kez cinsiyetlerini değiştirebilirler. Bunu niye yaptıklarını biz de bilmiyoruz, ama güzel bir şey olsa gerek. 

7. Cefakar Erkek İmparator Penguenler

Hiç bir şey yemeden 2 ay boyunca kuluçkada bekleyen Erkek İmparator Penguenler, dişinin yemek getirmesini beklerler. Sadakati ve cefayı görüyor musunuz ey insanoğlu! Tebrik ediyoruz, alkışlar erkek penguenlere….

8. Güzelliğiyle aldatan Zehirli Ok kurbağası

Rengine ve 5 cm’lik boyuna aldanmayın sakın, zehirli ok kurbağası 10 yetişkin adamı öldürecek zehre sahiptir. Yorum yapmadan geçiyoruz bu yüzden…

9. Fillerin çekilmez kahırları 

Afrika filleri memeliler içesinde en uzun hamilelik dönemi geçiren hayvanlardır. Bu süre 2 yıl olarak bilinmektedir. İnsanoğlu olarak 9 ay 10 gün bile bize fazla gelirken, fillere sabır diliyoruz.

10. Tarantulalardan korkmak için haklı sebepler 

Deri değiştiren Tarantulalar iste bağlı olarak dişi genitallerini, mide zarını ayrıca kopan uzuvlarını bile değiştirebilirler. Dişi Tarantulalar çiftleşme bittikten sonra erkeğini yer. Kulağa hoş gelmediğinin biz de farkındayız ama işte doğanın kanunu!

 

 

 

KADINLAR HAKKINDA ENTERESAN GERÇEKLER

Kadınlarımız; cefakar, sağduyulu, varlıklarıyla hayatı güzelleştiren yegane varlıklarımız.

Ve onlar hakkında bilmediklerimiz..

1.Sır saklama kabiliyetleri!

Ortalama süreleri 47 saat 15 dk

2. Kalp 

Kadınların kalp atışları erkeklerinkinden daha hızlıdır.

3. Konuşma sırası kadında!

Araştırmalara göre bir kadın günde yaklaşık 20000 kelime konuşurken, erkekte bu sayı sadece 7000 ile sınırlıdır.

4. Ruj

Bir kadın ömrü boyunca ortalama 2 kilo civarında ruj yer. Yer derken, yutar diyelim biz…

5. Gözyaşı

Bir kadın bir sene içerisinde ortalama 46 kez gözyaşı döker.

6. Cilt

Kadınların cildi erkeklere nazaran daha incedir. Kırışık kremlerine yapılan yatırımları hoş karşılayın beyler!

7. Sarılma

Kadınlar kendilerine sarılan kişilere daha çabuk güvenirler.

8. İş/Güç

Dünyada ki işlerin genel ortalamasının %66’sı kadınlar tarafından görülür.

9. Göz

Kadınlar erkeklere göre iki kat fazla göz kırpar.

10. Regl

Kadınlar ömürlerinin 4.5 yılını regl olarak geçirirler…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sahip Olunamayan Kadın TOMRİS UYAR

Özgür bir ruh, bağımsızlığını ilan etmiş bir ada, kötümser ama aşık bir kadın; o kadın Türk Edebiyatına öyküleriyle yön veren bir amazon.

Kimden bahsettiğimizi az çok anlamışsınızdır, yukarıda değindiğimiz tüm sıfatları benliğinde birleştiren tek kadındır Tomris Uyar.

Çevirileri ve Türk öykücülüğüne kazandırdığı öyküleriyle en etkileyici isimlerinden birisiydi kendileri. Ayrıca Papirus Dergisinin üç kurucusundan biriydi aynı zamanda. Yazıları ve çevirileriyle 1966 da adını duyurmuş, şiirsel dilinin ağırlığıyla yazdığı öykülerle öykücülüğün sınırlarını zarif üslubuyla zorlamıştır.

Bu tutkulu kadın aynı zaman da şiirlerin bilinen öznesi olmakla kalmamış, Esin perisi olarak üç büyük usta şairin aşkına ev sahipliği yapmıştır.

İlk evliliğini Ülkü Tamer’le yapmasının tek sebebi kolej döneminde yaşadıkları büyük aşktı. Uzun yılları aynı yastıkta müjdeleyen bu evlilik ne yazık ki hüzünle bitmek zorundaydı. Aşklarının meyvesi olan Ekin bebek, sütten boğularak vefat ettiğinde evliliklerinin üstünde kara bulutlar dolaşmaya başlamıştı. Evlat kaybı üzücüydü, birbirlerinin yaralarını sarmayı beceremediler belkide.

İşte bu dönemde hayatına dahil oldu Cemal Süreya!

Yasaktı bir kere, ikisi de evliydi. Ama aşkın imkansızlık tanımadığını kabul edip bir yola çıktılar. Birbirlerinden vazgeçemedikleri için eşlerinden boşanıp birlikte yaşamaya başladılar.  3 yıl sürecek bu büyük aşk edebiyatın ses getiren birlikteliklerinden biriydi. Cemal Süreye en büyüleyici dizelerini Tomris’e yazsa da onu terk etti. Çünkü ona göre Tomris Uyar sahip olunamayacak bir kadındı.

Cemal Süreya ilk ayrıldıklarında böyle seslenmiştir sevdiği kadın Tomris’e.

“Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin!”  

Ama sonrasında bu ilişkiyi kendisini noktalamıştır, iki dost olarak kaldığı dönemlerde asla yaşadıkları fırtınalı aşkı anlatmamış konuşmamayı seçmiştir. Tomris Uyar çok sonra şu cümlelerle Cemal Süreya’dan bahsetmiştir.

“Beni bıraktı ama rahat edemedi. ona göre bana sahip olunamazdı. senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikayen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak, dedi ve doğrusu hiç yazmadı.”

Yaşamında büyük bir yer edinen ikinci eşi Turgut Uyar!

Mektup arkadaşlığı olarak başlayan zamanla evliliğe giden bir aşk bu. Eşinden ayrıldığı yedi yıl içinde şiirlere sırtını dönmüş, maddi ve manevi sıkıntılar içindeki bir şairdir Turgut Uyar. Onun deyimiyle Esin Perisi olan Tomris sayesinde yeniden dizelerine sarılır, aşkını şiirlere döker tekrardan. Elinden kaçmasından korkar gibi üstüne titreyerek sever Tomris’i, bu sevgi karşılıklıdır neyse ki. Bu evlilikten Turgut adında bir oğulları dünyaya geldi. Lakin boğulurcasına sevmekten yorulmuştu bu özgür ruh, daha fazla kalamaz Turgut Uyar’ın hayatında.

“Tomris rakıyı severdi; bense onu…” diyen dostu Edip Cansever!

Edip için uzaktan hayranlık beslediği, rakı masasında hoş sohbetleri paylaştıkları dosttur bu sefer Tomris Uyar. Her 15 Mart’ta doğum günün de şiirler yazmış, kendince aşkını içinde yaşamayı sürdürmüştür büyük şair. Dostlukla mühürledikleri ilişkide birbirlerini en iyi tanıyan, önceki sevgilerin hüsranlarını konuştukları bir hayat arkadaşlığıydı onlarınki. Edip sevse de itiraf etmedi, biliyordu ki karşılıklı değildi bu aşk. Arkadaşlığıyla yetinmeyi bildi…

Üç usta şairin şiirlerinde yer alan Tomris Uyar, özgür bir yürekti.

Sevdi, fazlasıyla sevildi…

 

 

 

HER ÇOCUK ÖZELDİR!

Ailenin yapı taşlarından biri olan çocuk evin neşesi, yuvanın en tatlı meyvesidir. Anne babanın birbirlerine duyduğu aşkın, sevginin ve saygının birleşimidir çocuklar.

Yuvayı yuva yapan unsur olan çocuklarına iyi bir eğitim vermek ise her ailenin tek gayesidir. Her çocuğun farklı bir ilgi alanı ve yeteneği varken, kimi çocuklar ise özeldir.

Aamir Khan’ın baş rolünü oynadığı “Teaare Zameen Par – Her çocuk Özeldir” 2007 yapımı bir film. Filmin konusu dislektik olan bir çocuğun ailesi ve arkadaşları arasında yaşadığı zorlukları gözler önüne sürüyor. İşlenişi ve gerek verdiği sosyal mesajlarla engelli çocukların farkındalığına dikkat çeken filmde, dislektik çocukların yardım alarak potansiyellerini keşfetme serüvenini anlatıyor. Dislektik çocuklara sahip ailelerin mutlaka izlemesi gereken Her Çocuk Özeldir, dünyayı sıra dışı bir şekilde

Disleksi Nedir?

Disleksi bir hastalık değil, öğrenme bozukluğudur. Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma-yazmada ve dil becerilerinde güçlük çekmesidir. Genellikle yaşıtlarına göre okuma ve yazma da geri kaldığının fark edilmesiyle gözlemlenmektedir. Disleksi dikkat dağınıklı ve hafızayı da etkilemektedir.

Okulda yaşadığı sorunlar yüzünden içine kapanan ve agresifleşen dislektik çocukların aileleri ve öğretmenleri tarafından özel bir eğitim görmeleri şarttır. Çünkü onun isteyerek yapmadığı hataları ‘istemediğin için yapmıyorsun, aptalsın, yaramazlığa çalışan aklın alfabeye çalışmıyor’ gibi peşinen hükümlü yargılarla kendisini suçlu gibi hissetmesine yol açmaktadır.

Disleksi olan Çocuklara nasıl yardım edilir?

1.Sabırlı olup, motive edin.

Öğrenme zorlu çeken çocuğunuza yada öğrencinize karşı sabırlı olun ve sesli bir şekilde tekrar etmesine izin verin. Öz güveninde hasar oluşturacak ithamlarda bulunmayın, aksine onunla gurur duyduğunuzu belirterek her başarısını taktir edin.

2. Oyunlarla destekleyin.

İlgisini çeken oyunlarla öğrenmesine yardımcı olun. Disleksi olan çocukların oyuna ayrı bir düşkünlükleri vardır, sevdikleri materyallerle kendisini geliştirmesini bu sayede hem eğlenmelerine hem de öğrenmesi sağlayarak strese girmelerini engellemiş olursunuz.

3. Başkalarıyla kıyaslama yapmayın.

Tüm çocuklar için geçerli olan bu kanıyı hafife almayın. Her çocuğun başka bir yeteneği, başka bir özelliği vardır. Kıyaslayarak, örnek göstererek onların kendilerine olan güvenini kırmayın.

4.Özel yeteneklerine yönelin

Disleksi zeka engeli değildir, o yüzden çocuğunuzun hiç bir şeyi başaramayacağını ya da bir yeteneği olmadığını düşünmeyin. Onların ilgi duydukları hobileri destekleyerek, özel ilgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olun.

5. Sevginizin başarıyla koşullu olmadığını gösterin.

Öğrenme zorluğu çeken çocukların ne kadar hassas ve kırılgan olduklarını unutmayın. Kendilerini suçlama eğilimi, eksik ve yetersiz hissetmelerine müsaade etmeyin. Sevginiz ve bunu gösterme biçiminizle ona yanında olduğunuzu her fırsatta gösterin. Bir şeyi başaramadıkları zaman ona olan sevginizin, ilginizin sarsılmayacağını bilmelerini sağlayın…

Disleksi olan çocukların hayatta başarılı olamayacağını düşünmek tamamen yanlıştır. Çocukluk döneminde okuma yazma becerileri zayıf olduğu halde dünyaca ünlü bir konuma gelen bilim adamları Disleksi’ye en iyi örnektir.

ALBERT EİNSTEİN

Tarihte Disleksi’den mustarip olan en ünlü kişilerden biridir Albert Einstein! Sözel becerileri o kadar kötüydü ki okuma yazmayı çok geç öğrenmesine rağmen, fizikte ki üstün başarılarıyla adını tarihe kazımıştır.

Disleksi ‘Dahi hastalığı’ olarak anılan bir rahatsızlıktır, yeterli ilgi ve yardımla düzeltilebilir…